(1602 S. K. m. 64, 65) (1086 S. K. m. 447) (ANY. MAH. 31.12.1992 T. 1992/40 E. 1992/55 K.)
Savunmada davalı İdare, 1602 sayılı yasanın 64 ncü maddesinde belirtilen yargılama nedenleri arasında yer almayan davacının yargılamanın yenilenmesi isteminde reddine karar verilmesi savunulmuştur. Başsavcılığın düşüncesinde, Davacının yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak ileri sürdüğü hususun 1602 sayılı yasanın 64 ncü maddesi h bendi kapsamına girdiği, daha önce verilen kararın kendisine tebliğini takiben üç ay içerisinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulmadığından süre dışında açılan davanın reddine karar verilmesi doğrultusunda düşünce bildirmiştir.
Davacı, 7 Aralık 1994 tarihinde kayda geçen yargılamanın yenilenmesi istemi dilekçesinde; 30.8.1981 yılında binbaşılığa, 30.8.1987 yılında da yarbay rütbesine terfi ettiğini, binbaşılık rütbesinde aldığı sicillerinde ortalamaya katılmaksızın, yalnızca yarbay rütbesinde aldığı sicillerin ortalamasına göre işlem tesis olunmasının, dolayısıyla buna dayanarak karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, bu iki rütbede alının sicillerin ortalamasına göre değerlendirme yapılmamasının yargılamanın yenilenmesi nedeni kabul edilerek, albaylık rütbesine yükseltilmeme işleminin iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Yargılamanın yenilenmesi 1602 sayılı AYİM. Kanunun 64 ncü maddesinde Yargılamanın iadesi başlığı altında düzenlenmiş olup aynen Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın iadesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilme sinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması,
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olacak bir madde yokken aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması hükümlerini taşımaktadır.
1990 yılı terfi döneminde albaylığa terfi etmesi gerekirken terfi edemeyen davacının, terfi ettirilmeme işleminin iptali istemiyle açtığı davanın AYİM. 1.D. nin 2.7.1991 gün ve E.1990/1419, K. 1991/1730 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın düzeltilmesi istemi de reddedildikten sonra, 3475 sayılı kanunun terfide baraj sistemini getiren hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin 31.12.1992 gün ve 92/40 Esas ve 92/55 Karar sayılı karan ile RG. 24.4.1993, S. 21561 iptal edilmesi üzerine bu defa bu gerekçeye dayanılarak 29.6.1993 tarihinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanmasının takiben 3 aylık süre içinde yapılan bu başvurunun AYİM.1. D. since esastan kabul edildiği, ancak davacının yarbay rütbesine ait sicil ortalamasının sicil tam notunun % 70inin altında olması nedeniyle, bir üst rütbeye (albaylığa) yükseltilmeme işleminin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verildiği (AYİM. 1. D. nin 28.12.1993 gün ve 1993/758-1192 Esas ve karar Sayılı kararı), bu kararında 23.2.,1994 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 7.12. 1994 tarihli dilekçesi ile ikinci kez, ancak bu sefer son karara yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Kanunun 65 nci maddesinin atıfta bulunduğu HUMK nun 447 nci maddesine göre, yargılamanın yenilenmesi isteminde süre; 1602 sayılı kanunun 64 ncü maddesinde sayılan hallerin gerçekleşmesinden itibaren 3 ay (bazı hallerde 1 ay) olup, söz konusu talebin bu süre dışında ileri sürülebilmesi mümkün değildir. Davacının iddiaları, 1602 sayılı kanunun 64/h maddesi kapsamında değerlendirilebileceğinden; bu yöndeki iddiasının da son red kararının kendisine tebliğ edildiği 23.2.1994 tarihinden itibaren 3 ay içinde yapılması gerekli iken, bu sürenin çok aşılarak 7.12.1994 tarihinde yapılması karşısında, süre dışında yapılan yargılamanın yenilenmesi, isteminin incelenmesi mümkün bulunmamaktadır.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacının yargılamanın yenilenmesi istemine esas iddiaları 1602 sayılı Kanunun 64/h maddesi kapsamında değerlendirilebileceğinden bu yöndeki iddiası da son red kararının kendisine tebliğ olunduğu 23.2.1994 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerekli iken, bu sürenin çok aşılarak 7.12.1994 tarihinde yapılması karşısında süre dışında yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİDE, 1602 sayılı yasanın 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 100.000.TL. (Yüz bin lira) para cezasının yargılamanın yenilenmesini isteyenden alınmasına,
DEĞİŞİK GEREKÇE
Davacı Em. P. Alb. ................. hakkında verilen Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara sonuçta katılmakla beraber gerekçesine aşağıda belirttiğim nedenlerle katılmamaktayım:
1) Yargılamanın yenilenmesi nedenleri 1602 sayılı AYİM. Yasasının 64. maddesinde tek tek sayılmıştır. Sayılan bu haller tahdidi (Sınırlayıcı) olup başka bir sebep adalet, nisfet gibi içerikleri kişiden kişiye her zaman değişebilecek kavramlar esas alınarak yargıç tarafından genişletilemez (Numerus CIausus ilkesi). Genişletme yasağı anılan maddede
aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla
denmek suretiyle açıkça ortaya konmuş. Yargı, bu açık hükmü aşamaz.
2) Çoğunluk, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarını Yargılamanın yenilenmesi saymış, ancak davacının istemini yasal süre dışında yaptığından davayı Süreaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Gerçekte ise Anayasa Mahkemesinin bir yasayı iptal etmiş olması yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılması olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyusu bunu isteseydi 64. maddeye yazardı. O nedenle davanın yargılamanın yenilenmesi isteminin süreden değil esastan reddine karar verilmesi gerekirdi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy