(926 S. K. m. 140) (499 S. KHK. m. 21) (Subay Sicil Yönetmeliği (MÜLGA) m. 89)
Davacı vekilinin 21 Ağustos 1995 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; Emekli Albay olan müvekkilinin albaylık rütbesine 30.8.1969 tarihinde yükseldiğini, üç yıl albay olarak görev yaptığını, sicil notları ortalamasının %60'ın üzerinde bulunduğunu ve albaylık rütbesinde yeterli sicili de olduğundan, 15.9.1993 tarihinden geçerli olmak üzere, kıdemli albaylık rütbesine yükseltilmesi gerekirken, aksine tesis olunan işlemin iptali ile özlük hakları itibariyle tahakkuk ettirilecek birikmiş miktarın kendisine ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan, Emekli Albay olan davacının 15.9.1993 tarihinden geçerli olarak albay rütbe (kıdemliliğinin onanmamasına ilişkin işlemin iptali ile bu nedenle yoksun kaldığı özlük haklarının hükmen tazminine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
1969 yılında albaylığa terfi ettikten sonra, üç yıl albay rütbesini taşıyarak görev yaptıktan sonra emekli olan davacının rütbe kıdemliliğinin koşullarını taşıması halinde 30.8.1972 tarihinde onanması gerekirdi. Davacının da bu davasını 30.8.1972 tarihinden itibaren 60 gün içinde açması söz konusu olabilirdi. O süre içinde açılmayan davada, dava süresinin geçirildiği ileri sürülebilir ise de, 10.12.1993 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 499 sayılı KHK. nin 21. maddesi ile değişik 926 Sayılı Kanunun 140 ncı maddesi 2 nci fıkrası ile rütbe kıdemliliğinin onanması için gerekli olan süre albaylığa nasıptan itibaren iki yıl olarak belirlendiğinden ve 12.3.1995 tarih ve 22225 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile bu değişiklikten önce emekli olanlara da bu durum teşmil edindiğinden, bu yeni duruma göre davacının yeniden değerlendirilmesi söz konusu olup, bu değerlendirmenin dava konusu yapılmasının süresin de olmadığını iddia etmek mümkün değildir.
Bilindiği gibi, rütbe kıdemliliğinin koşulları Subay Sicil Yönetmeliğinin 89. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre kıdemli albay olabilmek için; a. Albay rütbesinde olmak, b. Nasbından itibaren iki yılını tamamlamış olmak, c. Rütbesine ait en az geçerli bir sicili bulunmak, d. Bulundukları rütbe içerisinde almış oldukları sicil notlarının ortalaması sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olmak koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Davacının gönderilen sicil özetlerinden nasbından sonraki iki yıllık sicil notları ortalamasının sicil tam notunun %60'nın altında kaldığı görüldüğünden, rütbe kıdeminin onanmaması işleminde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, özlük haklarında da bir eksik ödemeden söz etmek mümkün olmamak gerekir. Bu durum karşısında, özlük haklarının tazminine ilişkin istemin de hukuka uygun olduğunu kabul olanağı bulunmamaktadır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 1969 yılında albay rütbesine yükseltilen davacının 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 21 nci maddesi ile değişik 926 sayılı Kanunun 140 nci maddesi 2 nci fıkrası ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 89 ncu maddesi uyarınca bulunduğu albay rütbesinde almış olduğu sicil notları ortalaması sicil tam notunun %60'ı altında kaldığından, rütbe kıdemliliğinin onanmamasına ilişkin işlem hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy