(2709 S. K. m. 123, 157) (1602 S. K. m. 20, 21) (205 S. K. m. 1, 11, 24, 29)
Davacı vekilden 1 Mart 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi cevaba cevap layihasına ve duruşmadaki beyanlarda özetle; müvekkilinin 1988 yılında emekliye ayrılmak için başvurduğunu, ancak bilahare bu isteminden vazgeçmesine rağmen 24.3.1988 tarihinde emekliye sevk edildiğini, 4.5.1988 tarihinde OYAK Emeklilik ikramiyesi ödenerek ilişiğinin kesildiğini, emekliye sevk işlemi hakkında açtığı iptal davasını kazanarak yeniden göreve döndüğünü, kendisine ödenen emeklilik ikramiyesini %15 faizle geri ödemesi halinde 2. üyelik süresi ile 1. sinin birleştirileceğinin bildirildiğini, davacının emeklilik yardımı ve kar payını 16.5.1989 tarihinde kuruma ödemesine rağmen %16 gecikme zammı tereddütleri olduğundan ödemediğini Şubat 1995 tarihinde emekliye ayrıldığında 4.5.1988 - 16.5.1989 tarihleri arasında Davacının tasarrufunda bulunan emeklilik yardımı ve kar payı nedeniyle OYAK tavafından nemalandırma yapılmadığı için kendisine 1967 nasıplı emsallerinden 90.000.000.- TL. lira eksik ödeme yapıldığını bu eksik ödemenin hiçbir haklı dayanağının bulunmadığını, her ne kadar kurumca istenen %15 faiz tutarını ödememiş ise de gerekli ise nasıl olsa tekrar isteneceğini düşündüğünü, böyle bir ödeme isteminin ve davetinin ulaşmadığını, 23.9.1989 tarihli bir bildirinin de müvekkiline ulaşmadığını ve bu sebeple süre itirazının da varit olmadığını, ayrıca nemalandırılmadığı iddia edilen 3.121.106.- TL. nın 4 Mayıs 1988 ile 16 Mayıs 1989 tarihleri için 90.000.000.- TL. olarak yansımasının olanak dışı olduğunu, bilirkişi incelemesi yaptırılarak müvekkilinin eksik ödenen 90.000.000.- TL. emeklilik yatırımı ve nemasının ilişiğini kestiği 16.2.1995 tarihinden itibaren aylık % 6 faiz uygulanarak davalı kuruma ödettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş 20.7.1992 günlü ve 1602 sayılı Kanunun 215.12.1981 günlü ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin Asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
İdari dava türlerini belirleyen 21 nci madde ile 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka ayrı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır. hükmünü amirdir.
Bu görev kurallarına göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olması için öncelikle bir İdari işlem veya idari eylemin mevcut verdiği bir uyuşmazlık söz konusu olmalıdır.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun birinci maddesi anılan kurumun özel hukuk hükümlerine tabi mali ve İDARİ bakımdan muhtar ve tüzel kişiliği olan bir kuruluş olarak tanımlanmaktadır. İdari yönden özelliği nedeniyle genel İdare içinde sayılamayacağı gibi hukuki işlemleri YÖNÜNDEN Anayasanın İdare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. şeklinde 123 ncü maddesi kapsamında olduğu da söylenemez.
Yan bir Sosyal Güvenlik Kurumu konumundaki işlemleri olan kurumun kimi işlemleri idari iptal davasına konu olabilecek idari işlem olarak değerlendirilmekte ise de bu işlemler doğrudan sosyal güvenlik haklarının özü ile ilgili olan, daha açık bir deyimle bu hakların tümüyle REDDİNE içeren ve sonuçlanan kurumca doğrudan yapılıp uygulanan kararıyla sınırlıdır.
Bu davanın özelinde uyuşmazlığı oluşturan husus davacı hakkında nema uygulanmasının eksik ve yanlış yapıldığı iddiasıdır. Nema hesabının rezerv matematik esaslarına göre yürütülmesinin İdare hukuku kuralları ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. 205 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi, aynı Kanunun 24 ncü maddesine göre yapılacak emeklilik yardımının, 11 nci maddesinin (e) bendi uyarınca ve Genel Müdürlükçe hazırlanacak teknik bilanço ve aktuerya raporu çerçevesinde oluşturulacak teknik bilançoya göre tespit edileceğini, kurumun mali durumu dikkate alınarak bunun artırılabileceğini hükme bağlamaktadır. Bu çerçevede oluşan uyuşmazlık özel hukuk ilişkisi kaynaklıdır ve özel hukuk kurallarına göre adli yargı yerinde çözümünü gerekmektedir.
Yukarıda açılanan nedenlerle DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy