(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 47)
Davacı vekili 20 Temmuz 1995 tarihinde kayda geçen yemleme dava dilekçesinde ve cevaba cevap layihasında özetle; Müvekkilinin Re'sen emekliye sevk işleminin AYİM. 1. Dairesinin 14.2.1995 gün ve 1994/978 E. 1995/161 K. sayılı hükmü ile iptal edildiğini ve bu hüküm uyarınca eski birliğine atandırılarak 15 Mayıs 1995 tarihinde göreve başlamış olduğunu, emeklilikte geçen süreye ait aylık ve ek ödenekler ile diğer özlük haklarının ödenmesi istemine, Davalı Yönetimce olumsuz cevap verildiğini, ancak hizmet dışında kaldığı sürede aylık, ödenek ve mali haklarından yoksun edilmesiyle mağdur olduğu gibi, TSK. den atılmış biri konumuna düşürülmesi ve bu duygulanımı ile psikolojik olarak sarsıntıya maruz bırakıldığım, tamamen ızdırap çektiğini iddia ve 30 Haziran 1994 ile 15 Mayıs 1995 tarihleri arasındaki aylık, ek ödemeler, Emekli Sandığı Kurum karşılığı, zorunlu tasarruf kesintisi ve OYAK kesintisinin emsaline ödenen miktarda ödenmesine 60.000.000. TL. manevi tazminata hükmedilmesine davacının ilişiğinin kesildiği tarihten itibaren % 30 yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının, idari yargı yerince sebep ve amaç öğeleriyle hukuka aykırı görülerek iptaline karar verilen disiplinsizlik ve ahlaki nedenle ayırma işlemine tabi tutulduğu, TSK. den ilişiğinin kesildiği, idari iptal davası süresince verilen iptal kararının icabına göre tekrar göreve başlatılıncaya kadar geçen zaman içinde aylık, ödenek ve diğer mali haklarından yoksun kaldığı ve böylece maddi zarara uğradığı tartışmasız bir gerçektir. Öte yandan disiplinsizlik ve ahlaki durumu itibariyle TSK. de kalması olanaksız biri konumuna girmekle bu ayırma işleminin sonucu olarak toplumda olumsuz bakılıp değerlendirildiği, böylece kişilik hakları yönünden de rencide olduğu da bir o kadar gerçektir. Ve manen de zarara uğradığı ortadadır.
Anayasamızın 125/son madde ve fıkrasında ... idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denmektedir. Bu kuralın amir hüküm niteliği ve Anayasa maddesi olduğu dikkate alındığında idarenin, eylem ve işlemleri sonucu oluşan zararları giderici bir tavır koyması bir yetki değil kaçınılmaz bir zorunluluktur. Öyle ki bu yükümlülüğünün varsayılması için idarenin klasik sorumluluk anlayışı esaslarına göre kusurlu bulunması koşulu dahi aranmamıştır.
Hukuk devleti ilkesinin de bir başka koşulu olan ve bu ilkeye geçerlik ve içerlik kazandıran bu kural kamu gücünü kullanan idareye karşı, eşit koşul ve olanaklara sahip olması düşünülemeyecek gerçek ve tüzel kişilere karşı bir güvencedir. Esasen Borçlar Kanunu, genel anlamda sorumluluk hukukuna ilişkin düzenleme getirerek, 41 ve sonraki maddelerinde ... haksız bir surette bir kimseye zarar verenin o zararı ödemeye mecbur olduğu yolunda genel kurallar koymuş ve 47 nci maddesinde de ayrıca kişilik haklarının ihlali halinde manevi tazminata hükmedileceğim benimsemiş iken idarenin, vereceği zararları ödeme yükümlülüğü altına bir anayasa kuralı olarak sokulması bu amacı açıkça vurgulamaktadır.
Bu itibarla hukuken sakatlığı nedeniyle idari yargı yerinde iptal edilen bir işlemden doğan zararı idarenin tazmin etmesi için, o işlemin tesisinde ve uygulanmasında ağır bir hizmet kusurunun bulunmasının gerektiğine dair savunmasına Anayasal kabulün dışına düştüğü kabul edilerek itibar edilmemiştir.
Davacının TSK. den ilişiğinin kesildiği 30 Haziran 1904 tarihi ile görevine başlatıldığı 15 Mayıs 1905 tarihleri arasındaki aylık ödenek ve diğer mali hakları ve emekli sandığı kesintisinin kurum karşılığı ile çalışanların tasarrufa teşvik fonu kurum karşılığı tutan davacının maddi zararını oluşturduğu, ayrıca ayırma işlemi ile kişilik haklarının zedelendiği kabul edilmiş ve manevi tazminat olarak beş milyon TL. ödenmesi takdir edilmiştir.
Davacı vekili maddi zarar için bir miktar belirtmediği ve ayrıca bir belge de eklemediği gibi esasen buna ilişkin uyuşmazlığın niteliği de dikkate alınarak iptal istemi şeklinde değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının 30 Haziran 1994 ile 15 Mayıs 1995 tarihleri arasındaki süneye ait aylık, ödenekleri tutarının ödenmemesi ve Emeldi Sandığı ile Tasarrufu Teşvik fonu kurum karşılığının davacı adına yatırılmaması işleminin İPTALİNE,
2. Davacıya Davalı idarece 5.000.000. TL. (Beşmilyonlira) manevi tazminat ödenmesine,
3. Aylık ve ödenekleri tutarı ile manevi tazminat tutarına ilişik kefeme tarihi olan 30 Haziran 1994 tarihinden itibaren % 30 yasal FAİZ UYGULANMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy