Davacı 15 Eylül 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 17 Haziran 1986 ile 4 Temmuz 1988 tarihleri arasında Özalp ve Başkale Jandarma Sınır Taburlarında olmak üzere OHAL Bölgesinde görev yaptığından TSK. Konut Yönergesinin Geçici 3 ncü maddesi uyarınca + 25 lojman puanı verilmesini istediğini, davalı idarece böyle bir uygulamaya imkan veren yönerge hükmünün 16 Mayıs 1990 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu tarihten sonraki OHAL bölgesinde geçen hizmetler için geçerli olduğu gerekçesiyle isteminin reddedildiğini, ancak bu red işleminin, aynı şartlarda görev yapanlar arasında Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak farklı uygulamalara sebebiyet verdiğini iddia ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının OHAL Bölgesindeki hizmet süresi ve görev yerinin TSK. Konut Yönergesinin geçici birinci maddesi kapsamında olduğu kuşkusuzdur. Esasen bu konuda uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Ne var ki zaman bakımından da aynı kapsamda kabul etmek mümkün değildir. Zira anılan geçici madde ile en az iki yıl süre ile J. Asayiş Bölge Komutanlığı emrinde veya Harekat Komutasında atanma suretiyle görev yapanlara ilk atandığı garnizonda mevcut puanına 25 puan ilave edilmesine dair getirilen kuralın yürürlük tarihi 16 Mayıs 1990'dır.
Hukuk kurallarının aksine bir hüküm taşımadıkları takdirde geleceğe yönelik uygulanacakları, yürürlüğe girmelerinden sonra cereyan eden olaylar için geçerli olduğu ve geri yürümeyecekleri bilinen bir husustur. Davacının hizmetinin 25 puan ilavesine olanak tanıyan yönerge hükmünün yürürlüğe girmesinden önceye ait olması nedeniyle bu hüküm kapsamında sayılmasına ve isteminin kabulüne imkan bulunmamaktadır. Üye Hv. Hak. Kd. Alb. Adnan ALTIN bu görüşe katılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlığın esasını Türk Silahlı Kuvvetleri Konut Yönergesinin Jandarma Asayiş Komutanlığı emrinde veya harekat komutasına atanma suretiyle veya geçici görevle vazifelendirilen personele, ilk atandığı yerde mevcut konut puanına yirmibeş puan ilave edilir. Bu bölgede atama suretiyle birden fazla görev yapması durumunda her defasında aynı uygulama yapılır. hükmünü içeren geçici 1 nci maddenin yürürlüğe girdiği 16 Mayıs 1990 tarihinden önce görev yaptığı anlaşılan Davacı hakkında uygulanıp uygulanmayacağı oluşturmaktadır. Bir diğer anlatımla Yönerge hükmünün, yürürlük tarihinden önceki görevlendirmeler nedeniyle ilgili personel hakkında uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Yönergenin geçici 1 nci maddesinde yürürlük tarihi belli olmakla birlikte, hangi tarihten geçerli olarak, bu arada yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili komutanlık emrinde görev yapan personel hakkında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin açık bir hüküm öngörmemektedir. Aksine bir düzenleme yoksa kuralların prensip olarak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki hukuki durumlar hakkında uygulanması asıldır. Bir iç düzenleme niteliği taşıyan Yönergeler yönünden de böyle olması gerektiği düşünülebilir. Ancak, Kanun tüzük, yönetmelik gibi genel, soyut, gayri şahsi ve objektif nitelikli hukuki kurallar getiren düzenlemelerde olduğu biçimde, bunlara göre daha somut, uygulamaya yönelik hükümler içeren yönergelerin de benzer durum ve konumdaki olgular yönünden aynı hukuki önermelerde bulunması gerekir. Hukukun üst değerler olarak önem verdiği ve daima gözlemek durumunda olduğu temel ilkelerin yönergelerde getirilecek hükümlerle aşılması düşünülemez. Aynı durumdaki kişiler yönünden benzer bir olay nedeniyle farklı sonuçlara varılması hukukun eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Nitekim Yönerge hükmünün hukuken tasvip edilemez bir sonuç yarattığı da söylenemez.
Zira hukuk kurallarının geri yürümezliği ilkesi, fiili ve hukuki durumların cereyan ettiği sırada mevcut hükümlere göre tamamlanmış işlemlere bağlanması ile kurulan düzenin ve dengelerin altüst olmasının neden olacağı güvensizlik ve karmaşa ortamına yol açmamak ve özellikle kazanılmış haklara zarar verilmesinin önüne geçmek esasına dayanır. Ve bu amaç ve gerekçeye bağlı olarak her koşulda uygulanan, istisnası olmayan katı karakterde bir ilke değildir, özellikle statü içinde yer alan personelin lehine olan, kazanılmış hakları, kurulu düzeni zedelemeyen, yükümlülük ve yasak içermeyen, aksine hukuk kurallarının, fiili koşullarında ve hukuki durumlarında ayniyet bulunanların aynı haklardan yararlanmalarının adalet anlayışı ve nesafet kurallarının, eşitlik ilkesinin gereği olduğu bazı hallerde aksine açık bir hüküm bulunmadığı takdirde önceki olayları da kapsar şekilde uygulanması kabul edilmektedir.
Somut olayda davacı hakkında yönerge değişikliğinin yapıldığı tarihten önce tamamlanmış işlemlerin etkilenmesi, değişik yeni yönerge hükmünün geçmişe yönelik ve geri yürür şekilde uygulanması da söz konusu değildir. Yeni hükmün yürürlüğe girmesinden sonra uygulanması istenmektedir. Eski hüküm uyarınca tamamlanmış bir işlemin, yeni hükümler içeriğine göre tekrar ele alınıp kaldırılması veya değiştirilmesine yönelik bir istemden, bu anlamı ve sonucu doğuracak bir uygulama dan da söz edilemez. Uygulama anında kapsamda olan, fiili ve hukuki durumun değerlendirilmesi, sorunun çözümü için yeterli olacaktır. Bu nedenlerle aksi görüşe dayalı çoğunluk kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy