(Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 4, 5, 16, 18, 19, 24, ) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 19)
Davacı vekili 14.9.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesiyle 29.12.1995 tarihinde kayda geçen cevap dilekçesinde özetle; davacı 30.8.1995 tarihinde birinci dereceye yükseltilmediğinden son altı yıllık sicillerinin düşük verilmiş olduğunu anladıklarını, aslında davacının bu son altı yıllık dönemde de görevinde başarılı olduğunu ve bazı sicillerinin yüksek olduğunu, takdirler de aldığını, düşük sicillerin verildiği yıllarda davacıya hiçbir uyarıda bulunulmadığını, düşük sicillerin davacının gerçek durumunu yansıtmadığını, nitekim sicil üstlerinden birisinin davacıya Sizin birinci dereceye çıkabileceğimizi bilmiyordum, o nedenle öylesine not verdim işte. Aslında birinci dereceye çıkmalıydınız dediğini, durumu davacınınkine benzer olan Astsb. Recep EYGİ'nin dava açmasına gerek kalmadan sicilinin düzeltilmesiyle birinci dereceye yükselmeye hak kazandığını ileri sürerek son altı yıla ait düşük sicil verilmesi işlemlerinin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Astsubayların sicillerinin düzenleniş usul ve esasları Astsubay Sicil Yönetmeliğinde ayrıntılı kurallara bağlanmış bulunmaktadır. Düzenlenen sicilin yetki ve biçim yönünden geçerli olabilmesi için yönetmelikte belirtilen (mad. 5-16) yetkili sicil üstlerince ve yönetmeliğin öngördüğü biçimde (mad. 18-24) düzenlenmesi, sicil üstünün hakkında sicil düzenlenecek astsubay ile beraber en az üç ay görev yapmış olması (mad. 14), sicil düzenlenecek astsubayında sicil süresi içerisinde en az üç ay görev yapmış olması gerekmektedir, (mad. 19) Davacının özlük dosyasının incelenmesinden, dava konusu son altı yıllık sicillerin yetkili sicil üstlerince ve yönetmeliğin öngördüğü biçimde düzenlendiği anlaşıldığından yetki ve biçim öğeleri yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden incelemeye gelince; bilindiği gibi, sicil bölgeleri, personelin yeteneklerini, görevdeki başarı derecelerini saptamaya ve dolayısıyla her işi yeterli olana verebilmeye; yüksek seviyedeki işleri yapacak yetenekte olanları meydana çıkarmaya ve bu suretle Silahlı Kuvvetlerin komuta zincirini düzenlemeye yaramaktadır. (Subay Sicil Yön. Mad. 19) Bu kadar büyük önem taşıdığına göre, sicil belgelerindeki not ve kanaatlerin personelin gerçek durumunu yansıtmasına büyük bir özen gösterilmesi gerekmektedir. Nitekim bu nedenle Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde; sicil üstlerinin, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullandıkları, bu balkımdan bu görevin önemim gözönünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmek, sicil düzenlenecek astı çok iyi tanımak bu nedenle sicil düzenleyecekleri kişinin günlük eğitim ve çalışmalarını, tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatim izlemek, yazılı ve sözlü sınavlar, verecekleri özel görevler ile yapacakları haberli veya habersiz denetlemeler sonucu tutum ve durumu ile yeterlik ve yetenekleri hakkında tam bir kanaat edinmek zorunda oldukları belirtilmiştir.
Sicil üstleri yönetmeliğin kendilerine yüklediği bu son derece önemli görev ve sorumluluğun bilincinde oldukları ve bu görevlerini yukarıda açıklanan biçimde yerine getirdikleri sürece sicil belgelerindeki not ve kanaatler personelin gerçek durumunu yansıtmış olacaktır. Tersi durum da ise, yani tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaat ilkelerini bir yana iterek personele gerçek yetenek ve niteliklerini ve bunların gerçek düzeyini yansıtmayan not takdir etmeleri durumunda sicil belgelerindeki not ve kanaatler personelin gerçek durumunu yansıtmamış olacaktır.
Şu hale göre, sicil belgesinin bir idari işlem olarak sebep ve amaç öğeleri yönünden hukuka uyarlı olup olmadığının anlaşılabilmesi için belgede yazılı not ve kanaatlerin personelin gerçek durumunu yansıtıp yansıtmadığının saptanması gerekmektedir. Böyle bir saptama aslında sicil üstünün takdir yetkisi alanına girmekte ise de bu takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılması gerektiği, bu açıdan yargı denetimine tabi olacağı da kuşkusuzdur.
Gerçekten takdir yetkisinin kamu yararına aykırı olarak ya da belirgin biçimde yanlış kullanıldığını gösteren somut olgu ve nedenlerin bulunması durumunda yargı organı idarenin bu yetkisine müdahale edebilecektir. Sözgelimi yukarıda açıklandığı üzere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaat ilkeleri bir yana itilerek çeşitli duygusal nedenlerle personele gerçek yeterlilik düzeyinin altında sicil notu verildiği kanısını uyandıran somut olgu ve nedenler varsa takdir yetkisinin kamu yararı amacına aykırı olarak kullanıldığı, sicilin sebep öğesi yönünden de hukuk aykırı olduğu sonucuna varılacaktır. Öte yandan personelin genel yeterlilik düzeyini yansıtan geçmiş safahatı ile açıkça çelişen biçimde sicil notu takdir edilmiş ve bu takdirin gerçek ve haklı nedenlere dayandığı belgelenememişse yine takdir yetkisinin yanlış ya da amacına aykırı olarak kullanıldığı sonucuna varılacaktır. Çünkü personele hemen her sicil döneminde değişik sicil üstlerince aynı ya da birbirine yakın düzeyde olumlu sicil notu takdir edilmiş olması, ya da başka bir deyişle meslek yaşamı boyunca takdir edilen sicil notları ve kanaatlerin genellikle personelin gerekli yetenek ve niteliklere sahip olduğunu yansıtır nitelik ve düzeyde olması, aralarında önemli farklılıklar bulunmaması; personelin meslek yaşamı boyunca sürekli olarak gelişme gösterdiği, belli bir yeterlilik düzeyine ulaşmış olduğu, yeterlilik için gerekli yetenek ve niteliklere sahip olduğu anlamına gelecektir. Bu balkımdan personelin genel yeterlilik düzeyi ile çelişen sicil notu ve kanaatin haklı nedenlerinin somut olaylara dayalı olarak belgelenmesi gerekmektedir.
Bütün bu açıklamalara göre davacının durumu incelendiğinde; meslek yaşamı boyunca sadece üç sicil dönemindeki sicil notu ortalamasının sicil tam notunun %90'ının üzerinde olduğu, diğer sicil dönemlerindeki sicil notu ortalamalarının ise sicil tam notunun %80'i düzeyinde olduğu, gerek son altı yıllık döneme kadar, gerekse son altı yıllık dönem içerisinde gözlemlenerek sicil belgelerinde ve başka belgelerde açıklanan üstün yetenek ve nitelikleri ile üstlün başarılarının (üstün bir çalışma gücü ve isteği, kendini yenileme ve geliştirme çabası, görevine önemli katkıları v.b.) bulunmadığı, 1977, 1978, 1990 ve 1992 yıllarında takdirname aldığı anlaşılmakla birlikte bu takdirnamelerde belirtilen çalışmalarının üstün yetenek ve nitelik gerektirecek düzeyde olmadığı, olağan görevinde biraz daha fazla çaba gösterdiği için takdirname verildiği, buna karşılık disiplinsiz davranışlarından dolayı 26.5.1976 tarihinde teybin, 8.2.1977 tarihinde tevbih, 18.11.1980 tarihinde 3 gün oda hapsi ve 17.2.1092 tarihinde 3 gün oda hapsi cezalarıyla cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Ortaya çıkan bu durumu karşısında, son altı yıllık dönem içerisinde sicil üstlerinin tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaat ilkelerine uygun olarak davacıya gerçek yetenek ve niteliklerini ve bunların gerçek düzeyini yansıtan sicil takdir ettikleri sonucuna varılmaktadır. Çünkü kanıtlanan olgulara göre, davacının son altı yıllık döneme kadar görevinin olağan sınırlarını aşan ve yüksek düzeye ulaşan bir yeterliliği söz konusu değildir. Başka bir deyişle, son altı yıllık döneme kadar askeri hizmete yarar ve katkısı görevinin olağan sınırları içerisinde kalmıştır. Son altı yıllık dönem içerisindeki yeterliliğinin de aynı düzeyde olduğu görülmektedir. Şu hale göre, dava konusu son altı yıllık dönem içerisindeki sicil notlarının davacının son altı yıllık döneme kadar saptanan yeterlilik düzeyi ile çelişen bir yanı söz konusu değildir. Bu bakımdan, son altı yıllık dönem içerisinde, takdir edilmiş olan sicil notlarının davacının meslek yaşamı boyunca oluşan genel ve gerçek yeterlilik düzeylinin altında takdir edildiğini kabul etmeye olanak yoktur. Son altı yıllık dönemdeki sicil notları da davacının bu dönemdeki gerçek yetenek ve niteliklerini ve bunların gerçek düzeyini yansıtmaktadır. Bu nedenle, dava konusu sicil notlarının hukuken geçersiz sayılmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı hakkında 30.8.1995 tarihinden geriye doğru son altı yıllık dönem içerisinde takdir edilmiş olan sicil notlarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy