(6245 S. K. m. 4) (1076 S. K. Ek m. 7) (1111 S. K. Ek m. 4)
Davacı, 20 Aralık 1990 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve cevaba cevap layihasında özetle; yedek subay adayı olarak temel askerlik eğitimini yaparken, ilgili Yönetmelikteki usule uygun olarak, temel eğitiminden sonraki askerlik yükümlülüğünü MEB. lığı emrinde, öğretmen olarak yapmak üzere belirlendiğini, temel askerlik eğitimi bittikten sonra MEB. lığı emrinde Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrinde öğretmen olarak görevlendirildiğini, ancak görev yerine gitmek için kendisine tanınan 14 günlük mehil süresinin hizmetten sayılmayarak bu döneme ait maaş ve gidiş için harcırah verilmediğini, oysaki 6245 Sayılı Harcırah Kanununun 4 ncü maddesi uyarınca hiçbir kamu görevlisinin uzak görev yemine harcırahsız gönderilemeyeceğini, yedek subay okullarını bitirenlerin, bitirdiklerin ayın sonundan itibaren MSB. lığı emrinde mi, MEB. lığı emrinde mi görevlendirileceklerine bakılmaksızın, ilgililerin subay statüsüne geçtiklerini, bir subay olarak 15 günlük mehil süresini görevli olarak kullanma hakkına sahip olmaları gerektiğini, ne var ki Yönetmelik hükümlerinin, temel askerlik eğitimini aynı zamanda bitiren kimseler arasında haksız bir ayırım yaparak öğretmen olarak görevlendirilenlerin maaşa hak kazanmalarını mehil süresinin bitimine ertelediğini ve ör muamelesi yapıldığını, aynı ihtiyaçtan doğan (taşınma, yerleşme gibi) mehil süresi, asteğmenler için görev süresi içinde sayılırken, öğretmen olarak ayrılanlar için görev süresi dışında sayıldığını, ancak yükümlünün temel askerlik eğitimini müteakip yedek subay asteğmen statüsünü de kazandığını, özlük hakları bakımından yapılan bu ayırımda kamu yararının bulunmadığını, uygulama ve onun dayanağı yönetmeliğin hem Anayasal bir ilke, hem de temel bir hukuk ilkesi olan eşitliğe aykırı olduğunu, bu nedenlerle sebep, konu ve amaç yönünden sakat olan mehil süresinin görevde geçen süre sayılmaması ve bundan dolayı maaş ve yolluk verilmemesi işleminin iptaline, Ankara'dan Tunceli'ye kadarki 11.491.000 TL. yolluğun faiziyle birlikte ödenmesine, keza 14 günlük maaş olarak 10.177.000 TL.nin faizi ile ödenmesine, Yönetmeliğin 10 ncu maddesi 1 nci fıkrasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3358 Sayılı Kamunun 4 ncü maddesi ile 1076 Sayılı Kanuna eklenen Ek-7 nci ve Yönetmeliğin 14 ncü maddelerinde 1076 Sayılı Kanuna tabi yükümlülerden MEB. lığı emrinde öğretmen olarak görev yapmak üzere ayrılanlara; fiilen öğretmenlik görevine başladıkları tarihten itibaren 926 Sayılı Kanunda asteğmenler için tespit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatların MEB. lığınca ödeneceği, Yönetmeliğin 10 ncu maddesinde, temel askerlik eğitimi sonunda sevk edileceklere istekleri halinde 10 gün izin verileceği, bu izin sonunda yükümlülerin belirtilen görev yerlerine katılacakları, bu yükümlülere MEB. lığınca görevlendirildikleri yere kadar olan yol masraflarının 1111 Sayılı Kanuna tabi erlerde olduğu gibi sınıf okulu ve eğitim birlik komutanlıklarınca tahakkuk ettirileceği, ancak izinli bırakılanlara yol masrafı verilmeyeceği, 1076 Sayılı Kanunun Ek-7 nci ve Yönetmeliğin 28 nci maddelerinde, 1076 Sayılı Kanuna tabi olan yükümlülerin bu kanunda belirtilen hizmet sürelerinin sonunda, emrinde görevli oldukları il-ilçe Mili Eğitim Müdürlüklerince asteğmen olarak terhis edilecekleri, bu görevleri sırasında usulüne göre öğretmenlik mesleği ile ilişkileri kesilenlerin kalan hizmetlerimi er olarak tamamlamak üzere kıt'alara sevk edilecekleri ve Bakanlıkla da (MEB. lığı) ilişkilerinin kesileceği hükümleri yer almaktadır. Bu durumda, davacı ve benzer durumda bulunanların asteğmen olarak terhis edilebilmelerinin, hizmet süreleri içinde öğretmenlik mesleği ile ilişkilerinin kesilmemiş ve hizmet güresini bitirmiş olma koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlı bulunduğu ortaya çıkmaktadır.
Öğretmen olarak ayrılan yükümlülere 926 Sayılı Kanunda asteğmenler için tespit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatların MEB. lığınca ancak fiilen öğretmenlik görevine başladıkları tarihten itibaren ödeneceği ve bu yükümlülerin ancak kanunda belirtilen hizmet sürelerinin sonunda asteğmen olarak terhis edecekleri hükümleri karşısında bu yükümlüleri sevk tarihinde asteğmen rütbesinde kabul ederek yolluk ve 10 günlük süre için maaş verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu statüdeki yükümlülere MEB. lığınca görevlendirildikleri yere kadar erler gibi yol masrafları, fiilen göreve başladıkları tarihten itibaren de 926 Sayılı Kanunda asteğmenler için tespit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatları ödenecektir. Bunun dışında isteği üzerine 10 gün izin alanlara yol masrafları verilmeyeceği gibi ayrıca bir yolluk, maaş veya gündelik ödenmesi sözkonusu değildir. Bu sebeple temel askerlik eğitiminden sonra öğretmen olarak görevlendirilen davacıya yolluk, izin veya mehil süresi için ayrıca maaş verilmemesi işleminde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ayrıca davacı, işleme dayanak olan Yönetmeliğin 10 ncu maddesi 1 nci fıkrasının iptalini de istemekte ise de; 3358 Sayılı Kanunun 11 nci maddesinde bu Kanunla, 1076 Sayılı Kanuna eklenen Ek-7 nci madde ile 1111 Sayılı Kanuna eklenen Ek-4 ncü maddenin uygulanmasıyla ilgili hususların, Milli Savunma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca müştereken çıkarılacak Yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca her iki Bakanlıkça hazırlanan Yönetmelik Resmi Gazetenin 19.12.1987 gün ve 19669 Sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmeliğin dava konusuyla ilgili ve yukarıda açıkça belirtilen hükümlerin 1076 Sayılı Kanuna eklenen Ek-7 nci madde hükmü ne tamamen uygun olarak düzenlendiği, Kanuna aykırı bir hüküm içermediği, Kanun hükmü ile Yönetmelik hükümleri arasında bir çelişkinin bulunduğu anlaşılmakla davacının Yönetmeliğin ilgili maddelerinin iptali istemi de yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, temel askerlik eğitiminden sonra öğretmen olarak görevlendirilen davacıya yolluk ve mehil süresi için maaş verilmemesi işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığından, hukuki da yanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy