(1076 S. K. m. 17) (926 S. K. m. 38)
Davacı 26.3.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 16.7.1996 tarihinde kayda geçen cevap dilekçesinde özetle; yarbaylığına üç ay kala 18.4.1994 tarihinde emekli olduğunu, binbaşı olmak ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek için 1076 sayılı yasanın 17/A maddesinde Harp Okulu tahsili aranmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kendinin dört yıllık fakülte mezunu olduğunu, bu sürenin Harp Okulunun o zamanki süresinden fazla olduğunu, idarenin yasayı dar yorumladığını ileri sürerek yedekte yarbaylığa terfi ettirilmesi isteminin reddine ilişkin Dz. K.K.lığının 28.2.1996 tarihli işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü mezunu olan davacının 1975 yılında öğretmen subay nasbedildiği ve Dz. K.K.lığı mensubu olarak görev yaptığı, 30.8.1988 tarihinde binbaşılığa nasbedildiği, 18.4.1994 tarihinde Kd.Bnb.rütbesiyle kendi isteğiyle emekliye ayrıldığı, 29.1.1996 tarihli dilekçesiyle Dz.K.K.lığına başvurarak yedekte yarbaylığa yükseltilmesini istediği, ancak bu isteminin Harp Okulu Mezunu olmadığı gerekçesiyle ve 1076 sayılı yasanın 17/A maddesi gereğince Dz.K.K.lığının 28.2.1996 tarihli işlemiyle reddedildiği anlaşılmıştır.
Davanın dayandırıldığı bu olgulara göre çözümü gereken uyuşmazlık, öğretmen subay olarak Kd.Bnb.rütbesiyle emekliye ayrılan davacının Harp Okulu mezunu olmamasının yedekte yarbaylığa yükseltilmesini engelleyip engellemeyeceği konusundadır.
1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun bu konuyu düzenleyen Yedek Subayların terfi ve istihkakları başlıklı 17 nci maddesinde aynen şu hüküm yer almaktadır.
A) Hazarda yedek subayların silah altında geçmeyen sivil hayattaki müddetleri de hizmet müddetlerinden sayılmak şartiyle muvazzaf subaylar gibi terfi ettirilirler.
Bilumum yedek subayların terfilerinde kıdem hesabı muvazzaf subaylar içindeki hem nasıplı arkadaşları meyanında hesap olunur.
Binbaşı olmak ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek Harp Okulu tahsilini ikmal etmek ve muvazzaf subaylara mahsus terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları ihraz etmekle meşruttur.
Tabip, veteriner, eczacı, diş tabibi, kimyager ve mühendis subayları kendi meslek mekteplerinde yüksek tahsillerini yapmış olduklarından bunlardan Harp Okulu tahsili aranmaz.
B) Seferde yedek subaylar muvazzaf subaylar gibi Terfi Kanunu ahkamına tabi olurlar.
C) Yedek askeri memurlar dahi hazar ve seferde muadilleri rütbedeki yedek subaylar gibi ve yukarıda yazılı şartlar dahilinde terfi ederler. Memurların terfileri için dahi Harp Okulu tahsili aranmaz. 1076 sayılı yasanın bu düzenlemesine göre, yedek subayların binbaşı olabilmeleri ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmeleri için kural olarak Harp Okulu tahsili arandığı, ancak bazı subay sınıfları ve ayrıca askeri memurlar için Harp Okulu tahsilinin aranmadığı anlaşılmaktadır.
Yasanın Harp Okulu tahsilini aramadığı ve tek tek belirtmiş olduğu subay sınıflarına dikkat edilirse bunların muharip sınıf değil, yardımcı sınıf oldukları, ancak bunların arasında yine bir yardımcı sınıf olan öğretmen sınıfının sayılmadığı görülmektedir.
Acaba bu durum karşısında, yasak koyucunun Harp Okulu tahsilinin aranmayacağı yardımcı sınıfları sınırlayıcı (tehdidi) olarak saydığı, bu bakımdan 17 nci maddede belirtilen tabip, veteriner, eczacı, diş tabibi, kimyager ve mühendis sınıfı dışında kalan ve Harp Okulu tahsili yapmamış olan yardımcı sınıf subayların yedekte binbaşı olamayacakları ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkamayacakları sonucuna mı varmak gerekecektir? Buna olanak yoktur. Şöyle ki:
Bir kere yasak koyucu; tabip, veteriner, eczacı, diş tabibi, kimyager ve mühendis subayları için Harp Okulu tahsili aranmayacağı hükmünün konulup amacını, varlık sebebini (ratio legis), yani bu Subay Sınıfları için Harp Okulu tahsilinin neden aranmayacağını hükmün içinde belirtmiş bulunmaktadır. Harp Okulu tahsilinin aranmasını gereksiz kılan bu neden, 17 nci maddeden anlaşılacağı üzere tabip, veteriner, eczacı, diş tabibi, kimyager ve mühendis subayların kendi meslek mekteplerinde yüksek tahsillerini yapmış olmalarıdır. Gerçekten yukarıyla aynen alınan yasa metninde görüldüğü üzere 17 nci maddenin A Fıkrasının 6 ncı bendinde açıkça; Tabip, veteriner, eczacı, diş tabibi, kimyager ve mühendis subayları Kendi Meslek Mekteplerinde Yüksek Tahsillerini Yapmış Olduklarından bunlardan Harp Okulu tahsili aranmaz. hükmü yer almaktadır.
Böylece, yasak koyucunun bu hükümle hem Harp Okulu mezunu olmayıp da kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan subayların yedeklik döneminde binbaşıdan yukarı rütbelere yükseltilmelerine olanak sağlamayı amaçladığı anlaşılmakta, hem de kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan subay sınıflarını da belirtmiş olduğu görülmektedir.
Bu durum karşısında, yasak koyucunun kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan Subay Sınıflarından bazılarına yedekte binbaşıdan yukarı rütbelere yükselme hakkını tanıdığı ve bunları yasa metninde belirtmediği yorumu doğru bir yorum olamaz. Çünkü böyle bir yorum, kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan subaylara yedekte binbaşıdan yukarı rütbelere yükselme hakkını tanıma amacıyla bağdaşmaz. Başka bir deyişle, hem kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan subayları yedekte binbaşıdan yukarı rütbelere yükseltmeyi amaçlamak, hem de bir kısmını bu haktan yoksun bırakmak çelişkili olur. Yasa koyucunun böyle bir ayırım yaptığını kabul etmek için, sözgelimi veteriner, eczacı ve kimyager sınıfı subaylara bu hakkı tanıdığını, öğretmen sınıfı subaylara tanımadığını kabul etmek için makul ve gerektirici nedenler de yoktur. Öte yandan, yasa koyucunun hiçbir askeri memuru yedekte binbaşıdan yukarı rütbeye yükselme hakkından yoksun bırakmazken (mad.17/6) bazı subayları yoksun bırakmasının da makul ve gerektirici bir nedeni olamaz. Bu bakımdan 1076 sayılı yasının 17.9.1943 tarih ve 4497 sayılı yasa ile değişik 17 nci maddesinde, Harp Okulu tahsilinin aranmayacağı sınıflar olarak 1943 yılında mevcut olan yardımcı sınıfların belirtildiği, o tarihte yardımcı sınıflar arasında öğretmen sınıfı mevcut olmadığı için yasa metninde yer almadığının kabulü gerekmektedir.
Nitekim konuyla ilgili diğer yasaların incelenmesi de, varılan bu sonucun doğru olduğunu göstermektedir. Gerçekten, 19.6.1942 tarih ve 4273 sayılı Subaylar Heyetine Mahsus Terfi Kanununun 1/B maddesinde belirtilen yardımcı sınıflar (ulaştırma, sıhhiye, veteriner, levazım, harita, subay mühendis, ordudonatım ve Milli Savunma Bakanlığınca mahiyetleri aynı görülen diğer sınıflar) arasında öğretmen sınıfı yer almamakta ve bu sınıf, 5811 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Milli Savunma Bakanlığınca Subay Yüksek Mühendis, Subay Mühendis ve Askeri Adli Hakim sınıflarıyla beraber 22.8.1955 tarihinde ihdas edilmiş bulunmaktadır. Bu tarihten önce ise öğretmenlerin askeri memur statüsünde oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü 18.5.1929 tarih ve 1455 sayılı Askeri Memurlar Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde: Askeri Memurların; askeri mühendisler, askeri adli hakimler, askeri fen memurları, hesap memurları, muamele memurları, rasat memurları, Muallimler, haritacılar, imamlar, makinistler, sanatkarlar ve muzika muallimleri kısımlarından oluştuğu belirtilmektedir.
Bütün bu açıklamalara göre, kendi meslek okullarında yüksek tahsillerini yapmış olan öğretmen sınıfı subayların da diğer terfi koşullarını gerçekleştirdikleri takdirde yedekte binbaşıdan yukarı rütbelere yükseltilecekleri, Harp okulu mezunu olmalarının gerekmediği sonucuna varılmaktadır. Bu bakımdan, öğretmen subay olarak emekli olduktan sonra yedeğe ayrılan ve kendi meslek okulunda yüksek tahsilini yapmış olan davacının 926 sayılı yasanın 38 nci maddesindeki terfi koşullarını gerçekleştirdiği halde Harp Okulu mezunu olmadığı gerekçesiyle yedekte yarbaylığa terfi ettirilmemesi işlemi sebep ve amaç öğeleri yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının yedekte yarbaylığa terfi ettirilmemesi işleminin sebep ve amaç öğeleri yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy