(211 S. K. m. 24) (1632 S. K. m. 71) (1602 S. K. m. 21)
Davacı 9.6.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; ye tersiz belgelere dayanılarak hakkında 60 puandan az sicil belgesi düzenlendiğini öğrenerek 7.5.1995 tarihinde dilekçe verdiğini, dilekçesine Konu ile ilgili yanlışlıkların düzeltilmesi işlemi Alay Komutanına ait olup gereken yapılmıştır şeklinde yazılarak cevap verildiğini, oysa 2 uyarı yazısı ve kanaatler ile olumsuz ayrılış sicil belgesinin iptali gerektiğini, 2 uyarı yazısının kendisine uygulanan haksızlıkların ifadesi mahiyetinde olduğunu, uyarı yazılarının her ikisinin de yanlış ve yetersiz olduğunu, uyarı amacı taşımadığını, birinci uyarının görev yerini terk ettikten sonra mecburi izne gönderilirken verilerek izin dönüşünde de aynı birlikte görev yapmamasının amaçlandığını, ikinci uyarının karar ifadesi şeklin de olduğunu, uyarılarda belirtilen somut olayların yanlış anlatılarak genel olarak duyguların ifade edildiğini, tabur komutanlığı görevini yap maması için gerekli ortamın oluşturulduğunu, ayrılış sicil belgesinin Subay sicil yönetmeliğinin hükümlerine uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek haksız olarak tanzim edilen 2 uyarı yazısının ve bunlara dayanılarak tanzim edilen her türlü rapor ve kanaat yazıları ile ayrılış sicil belgesinin iptaline karar verilmesini dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait kıt'a özlük ve sicil dosyasının incelenmesi sonucu: Davacı hakkında 15.12.1994 tarihi itibariyle birinci sicil üstü tarafından düzenlenen ve sicil tam. notunun %60'ının altında takdir edilen sicilin davalı idarece, yeterli ve geçerli belge eklenmemiş olması nedeniyle iptal edilerek değerlendirme dışı bırakıldığı ve takdir olunan diğer sicil notlarına göre işlem yapıldığı, iptal işleminin gerek sicil belgesine gerekse birinci sicil üst not defterine usulüne uygun bir biçimde işlendiği, davacının bu sicil ile ilgili müracaatına gereken yapılmıştır şeklinde ve Alay Komutanlığınca cevap verilmesine rağmen davacının bu olumsuz işlemin iptali istemiyle dava açtığı belirlenmiştir.
Bilindiği üzere, iptal davasının konusunu idari işlemler oluşturmak tadır, işlem yapıldıktan sonra, iptal edilene kadar geçen süre içinde, işlemde meydana gelen değişiklikler iptal davasını etkiler. Bir idari işlem geri alınmakla, iptal kararının doğurduğu tüm hukuksal sonuçlan doğurur. Başka bir deyişle, işlemin geri alınması ile iptal edilmesi arasında doğuracağı hukuksal sonuçlar bakımından fark yoktur. Davalı idarece, davacı hakkında 15.12.1994 tarihi itibariyle düzenlenen ayrılış sicilinin Subay Sicil Yönetmeliği Hükümlerine uygun olarak tanzim edilmediği tespit edilerek, bu sicillin İptal edilmesi ve değerlendirmeye alınmaması suretiyle idari işlemin geri alındığı incelenen özlük ve sicil dosyasından anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının olumsuz ayrılış sicilinin iptaline yönelik davası konusuz kalmıştır. Dolayısiyle de davanın reddine karar verilmek gerekmiştir. Davacının cevaba cevap dilekçesinde bahsettiği aleyhine doğmuş ve doğabilecek neticelerin önlenmesi yönünde karar verilmesi şeklinde bir karar tesisi hukuken mümkün değildir.
Öte yandan davacı, hakkında yazıları 2 Uyarı yazısının da iptalini talep etmektedir. Davacı hakkında, Şenoba Taktik Jandarma Sınır Alay Komutanlığı'nca 5.6.1994 ve 26.10.1994 tarihli ve konuları Uyarı olan iki adet yazının yazılarak, yazılarda bahsi geçen konularda olumlu gelişmeler olmadığı takdirde yasal işlem yapılacağının belirtildiği görülmüştür. Bu uyan mahiyetindeki yazılar başlangıçta menfi ayrılış sicil belgesine eklenilmişse de, sonradan J. Gn. K.lığının ikazı üzerine değerlendirme dışı bırakılmıştır. Bilindiği üzere, İç Hizmet Kanununun 24 ncü maddesinde Disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye ve emir ver meye her üst görevlidir denilmektedir. Keza Askeri Ceza Kanunun 119/3 maddesinde mafevkin (üstün) hizmete ve askerliğe dair kusur ve hatalardan dolayı madunu (astı) tenkid ve muaheze etmesi hakaret sayılmaz hükmü mevcuttur. Alay Komutanlığınca davacıya yazılmış bulunan yazıların İç Hizmet Kanununun 24 ncü maddesinde yazılı hükme göre tanzim edildiği açıktır. Dolayısıyla, idari işlemlerde aranan nitelikler olan, kesin ve icrai nitelikte olmak ve ilgilinin hukuksal durumuna etki yapmak şeklindeki vasıflara sahip değildir. Bu sebeple de; bu vasıflara sahip olmayan bir uyarı yazısının iptal davasına konu edilmesi mümkün değildir. Bu yazıların, bir an için As. CK. nun 171 nci maddesine ek cetvelde sözü edilen Tevbih niteliğinde olduğu kabul edilse dahi, 1602 sayılı yasanın 21 nci maddesinin son fıkrası gereğince disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışında olduğundan idari yargı demetimi yapılması mümkün olmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
Konusu kalmayan olumsuz sicil (ayrılış sicili) ile ilgili davanın REDDİNE, inceleme kabiliyeti bulunmayan Uyarı yazıları ile ilgili davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy