(5434 S. K. m. 49) (1602 S. K. m. 44)
Davacı 19.12.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; İskenderun Deniz Hastanesi Sağlık Kurulunun Psikotik reaksiyon-Kronik nitelik kazanmış. D/15 F-2 GATA'da Sağlık Kuruluna çıkarıldığı 8.9.1993 tarihinden itibaren TSK. da görev yapamaz tanı ve kararını içeren 16.8.1994 gün ve 409 sayılı raporuna dayanılarak hakkında 30.10.1995 tarihli adi malûllük işlemi yapıldığını, oysa raporda belirtilen hastalığın tamamen güney doğu bölgesinde yapmış olduğu görevden dolayı ortaya çıktığını, bu nedenle görev malûlü sayılması gerektiğini ileri sürerek hakkındaki adi malûllük işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Yapılan incelemeye göre, davacının 12.6.1905 tarihli dilekçesiyle davalı Emekli Sandığına başvurarak İskenderun Deniz Hastanesinin 16.8.1994 tarihli raporunun incelenerek görev malûllüğüne karar verilmesini istediği, bunun üzerine söz konusu rapora dayanılarak hakkında 30.10. tarihinde adi malûllük işlemi yapıldığı, işlemin kendisine 21.11.1995 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davacının 19.12.1995 tarihinde yasal süresi içinde dava açtığı anlaşılmakla kirlikte davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Çünkü kayıtlara göre davacının aynı konuda daha önce açmış olduğu iptal davasının AYİM. Birinci Dairesinin 27.6.1995 gün ve 1995/707-733 saydı kararı ile süre yönünden reddine karar verildiği, bu kararın davacıya 28.7.1995 tarihinde tebliğ edildiği, davacının karara karşı kamın yoluna başvurmadığı ve (böylece kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu karara ait 1995/707 esas numaralı dava dosyası incelendiğinde, GATA Sağlık Kurulunun Kronik Psikotik Reaksiyon D/15 F-2 TSK. da görev yapamaz tanı ve kararını içeren 8.9.1993 gün ve 4285 sayılı raporuna dayanılarak davacı hakkında 13.6.1904 tarihinde adi malûllük işlemi yapıldığı, bu işlemin 28.6.1994 tarihinde kendisine tebliğ üzerine davacının 28.6.1994 tarihli dilekçesiyle Emekli Sandığına başvurarak hakkındaki adi malûllük kararının düzeltilmesini ve görev malûlü sayılmasını istediği, bu (başvurusuna bir cevap verilmemesi merine 3.5.1995 tarihinde tekrar bir dilekçe ve sandığa başvurduğu, bu başvurusuna da bir cevap verilmeyince 9.6.1995 tarihinde Mahkememizde iptal davası açtığı, raporda belirtilen hastalığın tamamen güney doğu bölgesinde yapmış olduğu görevden dolayı ortaya çıktığını, bu nedenle görev malûlü sayılması gerektiğini ileri sürerek hakkındaki 13.6.1994 tarihli adi malûllük işleminin iptaline karar verilmesini istediği, yukarıda açıklandığı üzere bu davanın süre yönünden reddine karar verildiği ve kararın kesin hüküm niteliğini kazandığı görülmektedir.
Kesin hüküm ise, bilindiği üzere yargılamanın yenilenmesi yolu ile ortadan kaldırılmadıkça, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine (aynı maddi vakıalara) dayanılarak aynı konuda yeniden yargılama yapılmasını ve yeniden hüküm verilmesini engellemektedir. Bu nedenle, hakkın da kesin hüküm bulunan ve tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir uyuşmazlık için ikinci bir dava açılmasına ve bu davanın dinlenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Süre yönünden reddine karar verilen davalar için de aynı durum söz konusudur. Süre yönünden red kararı da uyuşmazlığın esasını çözen kararlar gibi kesin hüküm oluşturmakta ve aynı dava hakkında yeniden yargılama yapılmasını ve yeniden hüküm verilmesini engellemektedir. Danıştayın içtihadı da bu yöndedir. (Danıştay 10 ncu Dairesinin E. 1965-1782, K. 1906-2526 sayılı kararı ile 27.6.1972 tarihli kararı).
Davacının yukarıda açıklanan ve süre yönünden red kararı ile sonuçlanan birinci davası ve yeni açtığı dava bu yönden karşılaştırıldığında her iki davanın; tarafları, dava sebebi ve konusu bakımından aynı oldukları görülmektedir. Çünkü her iki davada da TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aynı sebebe (Kronik Psikotik reaksiyon hastalığının davacının adi malûl sayılmasını gerektireceği sebebine) dayanılarak davacı hakkında aynı işlem (adi malûllük işlemi) tesis edilmiş olduğu gibi davacı da her iki davada iddiasını aynı maddi vakıalara dayandırmıştır. Temelde durum böyle olmakla birlikte, ikinci davada ilk davadaki adi malûllük işleminin dayanağı olan rapordan (başka bir rapora (İskenderun Deniz Hastanesinin raporu) dayanılmış olması göz önüne alındığında ikinci davadaki adi malûllük işleminin yeni bir işlem olduğu, bu bakım dan her iki davanın (birbirinden farklı olduğu ve dolayısıyla ilk davaya ilişkin kesin hükmün ikinci davaya engel olmayacağı ileri sürülebilirse de hem maddi vakıalar bakımından hem de hukuken böyle bir iddianın kabulüne ve ikinci davadaki 30.10.1995 tarihli adi malullük işleminin yeni bir işlem sayılmasına olanak yoktur. Maddi vakıalar bakımından olanak yoktur; çünkü ikinci davadaki sağlık kurulu raporu ile bu rapora dayanan adi malullü işlemi, ilk davada iptali istenen işlem ile bu işlemin dayanağı olan Sağlık Kurulu raporundan farklı bir sebebe dayanmamaktadır. ilk davada olduğu gibi ikinci davadaki Sağlık Kurulu raporu ile adi malûllük işleminin de aynı maddi vakıaya ve aynı sebeple (davacının kronik psikotik reaksiyon hastalığı vakıası ve bu hastalığın davacının adi malûl sayılmasını gerektireceği sebebine) dayandığı görülmektedir. Hukuken de olanak yoktur; Çünkü kronikleşen psikotik reaksiyon hastalığından dolayı görevini yapamayacak duruma geldiği GATA Sağlık Kurulunun 8.9.1993 gün ve 4285 sayılı raporu ile belirlenmiş ve bu rapora dayanılarak 13.6.1994 tarihinde adi malûllük işlemi tesis edilmiş olduğundan davacının hukuksal durumu bu işlemin yapıldığı tarihte karara bağlanmış ve hakkında hukuksal bir sonuç doğmuş olmaktadır. Bu hukuksal sonuç, davacının 5434 sayılı yasa hükümleri gereğince adi malûllük statüsüne girmiş olmasıdır. Böylece davacı hakkında bu hukuksal sonuç bir kere doğduktan sonra başka bir rapora dayanarak da olsa aynı hastalıktan dolayı ikinci bir adi malûllük işlemi yapılmasının bir anlamı olmayacağı gibi yeni bir maddi vakıaya (başka bir hastalığa) dayanmadığı için bu işlemin yeni bir işlem olduğu da ileri sürülemeyecektir. Öte yandan bu işlemin davacının hukuksal durumunda değişiklik yapan yani hukuksal sonuç doğuran bir işlem olması da söz konusu değildir. Çünkü davacı hakkındaki hukuksal sonuç (adi malullük); yukarıda açıklandığı üzere 13.6.1994 tarihli adi malûllük işlemi ile daha önce doğmuş bulunmaktadır. Şu hale göre, ikinci adi malûllük işleminin bu niteliği ile iptal davasına konu olacak bir işlem olmadığı da anlaşılmaktadır. Çünkü bilindiği gibi iptal davasına konu olacak idari işlemin ilgilinin hukuksal durumu üzerinde etkili olan, hukuksal sonuç doğuran bir idari işlem olması gerekmektedir.
Bütün bu açıklamalara göre olayda, hakkında kesin hüküm bulunan ve tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir uyuşmazlık için ikinci bir dava açıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Böyle bir davanın dinlenmesine ise yukarıda açıklandığı üzere kesin büküm ilkesi nedeniyle hukuken olanak yoktur.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun 49 ncu maddesinin son fıkrasının tanıdığı başvuru hakkı yönünden de davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekmektedir. Bilindiği üzere 5434 sayılı yasanın 49/son maddesinde, Haklarında adi malûllük muameleleri uygulananlar bu tarihten itibaren bir yıl içinde malûllüklerinin vazife malûllüğü olduğunu yazı ile sandığa bildirerek muamelenin düzeltilmesini isteyebilirler hükmü yer aldığından haklarında adi malûllük işlemi yapılanların bu hüküm gereğince bir yıl içinde Sandığa başvurarak haklarındaki adi malûllük işleminin vazife malûllüğü olarak düzeltilmesini isteme hakları bulunmak tadır. Ancak yasanın öngördüğü bu başvuru yolu, adi malûllük işleminin iptal davasına konu olabilmesi için tüketilmesi gereken idari başvuru yolu niteliğinde değildir. Çünkü adi malûllük işlemi, emeklilik işlemleri konusunda kesin karar almayan yetkili makam olan TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce tesis edilmiş olduğundan kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlem niteliğindedir. Emekli Sandığınca bu işlemin tesis edilmesiyle ilgili hakkında hukuksal sonuç doğmakta, yani işlem ilgiliyi 5434 sayılı yasa hükümleri gereğince adi malûl statüsüne sokmuş olmak tadır. Bu bakımdan adi malûllük işlemi bu niteliğiyle iptal davasına konu olabilecek durumdadır. Bu nedenle, ilgilinin 5434 sayılı yasanın 49/son maddesinin öngördüğü idari başvuru yolunu tüketmeden adi malûllük işlemine karşı iptal davası açması durumunda idari merci tecavüzü (1602 sayılı AYİM Kanunu md. 44/son durumu söz konusu olmayacaktır. Şu hale göre, 5434 sayılı yasanın 49/son maddesi ilgiliye seçimlik bir hak tanımış olmaktadır. İlgili isterse bu hakkını kullanmadan doğrudan doğru ya iptal davası açabileceği gibi, bir yıllık süre içinde Sandığa başvuru hakkını kullandıktan sonra da yasal süre içerisinde iptal davası açabilecektir.
Bu açıklamalara göre davacının durumu incelendiğinde, 13.6.1994 tarihli adi malûllük işlemine karşı bir yıllık süre içinde 28.6.1994 tarihinde Sandığa başvuru hakkını kullandığı, böylece seçimini önce başvuru hakkını kullanıp daha sonra iptal davası açma yönünde kullandığı ve açtığı iptal davasının kesin hükümle sonuçlandığı görülmektedir. Bu durumda davacının 5434 sayılı yasanın 49/son maddesinin öngördüğü bir yıllık süre içinde olsa bile sandığa tekrar başvurarak aynı konuda yeniden iptal davası açmasına olanak bulunmamaktadır. Çünkü böyle bir olanağın kabul edilmesi her şeyden önce kesin hükmün bertaraf edilmesi anlamına gelecektir. Kesin hükmün bu şekilde bertaraf edilmesi ise yasal olarak mümkün değildir. Öte yandan böyle bir olanağın kabul edilmesi 5434 sayılı yasanın 49/son maddesine de aykırı olacaktır. Çünkü yukarıda açıklandığı üzere yasanın bu maddesinin ilgiliye seçimlik bir hak tanıması söz konusudur, ilgili yukarıda açıklanan biçimde bu seçimlik hakkını kullanmak durumundadır. Bu kere seçimini yaptıktan sonra hakkını kullanmış olacaktır. Yasanın 49/son maddesi ilgiliye Sandığa dilediğince başvurma hakkı tanımamaktadır. Bu bakımdan davacının bir yıllık süre içinde olmakla birlikte 28.6.1994 tarihli başvurudan sonra Sandığa yaptığı başvuruların hiç bir hukuki değeri bulunmamaktadır. Mevcut kesin hüküm karşısında davanın reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, kesin hüküm nedeniyle davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy