(2709 S. K. m. 157) (5434 S. K. m. 61) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekili, 26.3.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin jandarma eri olarak askerlik görevini ifa ederken geçirdiği bir kaza sonucu görme duygusunu kaybettiğini ve 14.6.1989 tarihli sağlık raporu doğrultusunda kendisine Emekli Sandığınca 6.derecede vazife maluliyeti aylığı bağlandığını, bilahare davalı kurumca sağlık kontrolüne tabi tutulan müvekkilinin 19.3.1995 tarihli raporla aynı arızasına rağmen, yedek askerlik görevini yapabileceğinin belirtilmesi üzerine almakta olduğu aylığının kesildiğini, işlemin 31.10.1995 tarihinde kendilerine bildirilmesi üzerine, iptali için Ankara 8. İdare Mahkemesinde dava açtıklarını, bu mahkemenin 27.12.1995 tarih ve 1995/1546-1643 Esas ve Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın AYİM'nin görev alanına girdiği belirtilerek, davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, bu nedenle aynı davayı AYİM'de ikame ettiklerini belirterek; müvekkilinin görev aylığının kesilmesi işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek idare Mahkemesinin, Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş 20.7.1992 günlü ve 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 günlü ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin Askeri kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartının birlikte bulunması gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır,
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tesbiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürüyorken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması 1602 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idare ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu farklı yapı konusunda uzman bir kurulca denetlenmesi gereğindendir. Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri gözönünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikleri olduğu kabul edilmelidir. İşlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek idare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi halde yargı görevi Genel İdari Yargıya aittir.
Davacının hizmetten ayrılmakla birlikte er statüsü dolayısıyla, 1602 sayılı Kanun yönünden asker kişi sayıldığı kuşkusuz olup; davada asker kişiyi ilgilendirme koşulunun mevcut olduğu açıktır.
Ne var ki, davacının almakta olduğu görev aylığının kesilmesi işleminin askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşıdığını söyleyebilmek mümkün görülmemektedir. 5434 sayılı Kanunun 61 nci maddesi gereğince belli arızası olan tüm aylık almakta olan emeklilerin sağlık kontrolüne tabi tutulmalarında, işlemin askeri açıdan değerlendirilebilecek herhangi bir yönü bulunmadığı gibi; bu sağlık kontrolünün salt askeri hastanede yapılmış olmasının da bu hukuki gerçeği değiştirecek bir mahiyeti yoktur. İster askeri hastanede, ister herhangi bir sivil hastanede yapılsın; icra edilen faaliyet, ilgilinin son sağlık durumunun tespitinden ibarettir. Bu tespitten sonra düzenlenen rapor sonrasında ise esasen davalı kurum bağlı yetki gereği, sağlam olduğu belirlenen kişinin almakta olduğu maluliyet aylığını kesmekle yükümlüdür. Şu halde, verilen rapora dayalı aylığın kesilmesi işleminin de askeri açıdan değerlendirilebilecek herhangi bir yönü mevcut olmadığından; dava konusu bu işlemin askeri hizmete ilişkinlik unsurunu taşımadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla, mevzuatta öngörülen unsurları taşımayan dava konusu uyuşmazlığın çözümünün genel idari yargı yerine ait olacağı kanısına varılmakla; Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy