(1632 S. K. m. 188) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 4)
Davacı vekilleri, 6 Mayıs 1906 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; GATA Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı olan müvekkilleri Prof. Dr. Kd. Albay (A)'nın birinci sicil üstü olan Prof. (B) ile 1984 yılından itibaren birlikte çalıştıklarını, ne var ki generallik amirallik değerlendirilmesine birlikte girmeleri ve adı geçen birinci sicil üstünün kendisine rakip gördüğü müvekkile 1996 yılında düşük sicil notu takdir edip olumsuz kanaatler belirtmiş olduğunu, bu amacı sağlamak için kendisine ait sicil defterlerinin bulunduğu zarfı açtığı ve iki sicil defteri ile üç önemli evrakın kaybına sebebiyet verdiği iddiası ile tevbih cezası verildiğini, gerçekte müvekkile verilmesi düşünülemeyecek olan ve içinde sicillerinin olduğu iddia edilen ve üzerinde hiçbir gizlilik kaydı bulunmayan ismi yazılı bir zarfın sivil memurlar tarafından getirilip verildiğini, yanlışlığın fark edilerek zarfın açılması sırasında geri alındığını, Sicil Yönetmeliğine göre böyle bir olgunun sicil üstlerinin doğrudan sorumluluğunu gerektirdiğini, müvekkillerinin hiçbir dahilinin bulunmadığını, ayrıca bu olay nedeniyle verilen cezaya yapılan itirazın, As. C.K.nun 188/4 maddesi uyarınca ve kuruluş bağlantısı itibariyle Gnkur. II nci Başkanınca incelenmesi gerekirken yetkisiz olan vekilince incelenip reddedildiğini, yine emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinin kabulü ile gizli tebligatla uyarıldığı olayda; GATA'da porselen diş yapımı çalışmaları için oluşturulan alt komisyonda protetik diş tedavisi Ana Bilim Dalı dışından 7 kişilik üyenin katılımının uygun olmayacağı yolundaki haklı itirazına ve aslında emre itaatsizlikte ısrar suçunun bir uyarı ile geçiştirilecek türden bir disiplinsizlik olmayıp, Askeri Mahkemede yargılanmayı gerektirmesine rağmen, sırf aleyhte bir belge olması için hazırlanmış olduğunu, hastalara kötü davrandığı gerekçesiyle verilen tevbih cezasının itiraz üzerine kaldırılmış olduğunu, bütün bu tavırlarıyla hissi davranarak Sicil Yönetmediğinin 4 ncü maddesinde öngörülen tarafsızlık ilkelerinin ihlali sonucu düzenlenen 1996 yılı sicilinin ve birinci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı düştüğünü iddia ve talep etmişlerdir.
Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken Subay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde öngörülen usul ve esaslara göre hareket etmek durumundadır. Buna göre sicil üstleri, görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmek, sicil düzenlenecek astı çok iyi tanımak, bu nedeni sicil düzenleyecekleri kişinin günlük eğitim ve çalışmalarını, tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini izlemek, yazılı ve sözlü sınavlar, verecekleri özel görevler ile yapacakları haberli veya habersiz denetlemeler sonucu tutum ve durumu, yeterlilikleri ile yetenekleri hakkında tam bir kanaat edinmek ve bu konuda tam bir tarafsızlık içinde olmak zorundadır.
Her sicil dönemi, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız olup her sicil ayrı bir hukuki işlemdir, iyi derecede gerçekleşen bir sicilin ardından daha düşük sicil verilemeyeceği veya bir sonraki sicil döneminde dahi iyi sicil düzenlenemeyeceğine dair bir kural mevcut değildir. Ne var ki meslek hayatı boyunca Ahlaki, askeri, mesleki, zihni kifayeti üst düzeyde süregelmiş, bu liyakati birbirini tamamlayan istikrar bulmuş ve değişik dönemlerde değişik sicil üstlerince verilmiş sicil notları, takdir ve ödüllerle, kanıtlanmış ve bu durumu her dönemde düzenli bir şekilde tekrarlanmış personelin genel durumu da gözardı edilemez. Aksi takdir de her sicilin, yalnız verildiği dönem için geçerli olduğu, başka bir hüküm ve etkisinin bulunmadığı şeklinde bir sonuca ulaşılır ki bunu kabulü ve açıklaması mümkün değildir. Esasen özellikle sicil yönetmeliğinde olmak üzere mevzuatın kabulü de sicilin süregelen, geleceğe de yönelik etkisidir. O halde sürekli ve düzenli bir zaman diliminde mükemmel olarak üstün bir yeterlik seviyesinde olduğu anlaşılıp kanıtlanan bir personelin bu durumuyla çelişen düşük sicil notu ve olumsuz kanaatin haklı nedenlerinin somut olaylara dayalı olarak belgelenmesi gerekir. Aksi takdirde bu sicilin keyfiliği konusundaki iddiaların karşılanması güçleşir, hatta imkansızlaşır.
Bu değerlendirme çerçevesinde davacının durumu değerlendirildiğin de, muvazzaf tabip subay nasbedildiği 1972 yılından beri değişik sicil üstlerinden aldığı sicil notları ortalamasının pekiyi düzeyinde gerçekleştiği, zaman zaman tam ve tama yakın sicil notu takdir edildiği, olumlu kanaatler belirtildiği, hiçbir sicil döneminde hiçbir sicil üstünce 80 notun altında sicil düzenlenmemiş olduğu görülmüştür.
Öte yandan, 1996 yılı sicilini birinci sicil üstü olarak düzenleyen kişinin, davacı hakkında 1984 yılından itibaren verdiği sicil notları ortalaması da keza sicil tam notunun %85'i civarında olup tam not takdir ettiği dönem, de mevcuttur. Aynı sicil üstünün iki kez 100 tam not takdir ederek nitelik belgesi düzenlemiş olduğu da saptanmıştır.
Davacının beliren ve belgelenen bu duruma rağmen 1996 yılı sicilini düzenlerken birinci sicil üstü davacı hakkında kademe ilerlemesine dahi olanak bırakmayan düşük not takdir edip olumsuz kanaatler belirtmiştir. Ne var ki bu not ve kanaatlerin haklı nedenini teşkil ettiğini kabule elverişli bir bilgi ve belge mevcut değildir.
Her ne kadar bu sicil dönemine ilişkin olarak iki tevhih cezası ile bir gizli tebligat verilmiş ise de verilen tevbih cezalarından sonuncusu bir üst amirce kaldırılmıştır, ilk tevbih cezasının dayanağı sayılan olay davacının kendisine ait olan sicil defterlerinin bulunduğu zarfı açtığı, sicil defterlerini ve 3 adet önemli belgeyi yok ettiği şeklinde ortaya getirilmeye çalışılmış, ancak ceza verilme aşamasında davacının yalnızca dikkatsizlik gösterdiği bir konuma getirilmiştir. Öte yandan kanaatler bölümünde sicilinde tahrifat yapıldığından söz edilmesine rağmen, kurulumuzca yapılan incelemede, davacıya ait tüm sicil belgeleri ile sicil üstü defterlerinin mevcut olduğu ve herhangi bir tahrifat izini taşımadığı görülmüştür.
Belirtilen somut olumsuz kanaatlerinin haklı dayanağı olduğunu kabule elverişli hiçbir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Sicil belgesindeki VII nolu hanede Kuvvet Komutanının, 1996 yılı sicil notu ve kanaatine ilişkin olarak ... duygusal nedenler... in rol oynadığını belirtme zorunluluğunu duymuş olması vakıası ile yukarıda açıklanan hizmet safahatı birlikte değerlendirildiğinde, 1996 yılı sicilinde I nci sicil üstünün takdir ettiği sicil notu ile belirttiği olumsuz kanaatlerin Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde öngörülen tarafsızlık ilkelerine ve sebep öğesi ile hukuka aykırı düştüğü sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Dava dilekçesinde, 1996 yılı sicilinin tüm olarak iptalinin istendiği izlenimini verecek şekilde talepte bulunulmuş ise de, diğer sicil üstlerine yönelik herhangi bir, iddiada bulunulmaması, esasen II ve III ncü sicil üstlerince verilen sicil notlarının davacının genel olarak belirlenen sicil notu seviyesine uygun bulunması ve herhangi bir kanaat belirtmemiş olmaları karşısında Dairemizce yapılan hukuka uygunluk denetimi sonucu verilen karar birinci sicil üstü ile sınırlı tutulmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı hakkında 1996 yılı sicil döneminde I nci sicil üstünce takdir edilen sicil notu ve belirtilen kanaatlerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy