(926 S. K. m. 92,93) (1602 S. K. m. 35) (ANY. MAH. 31.12.1992 T. 1992/40 E. 1992/55 K.)
Davacı, 15.12.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 14.3.1995 tarihli ikinci dilekçesinde özetle terfide baraj uygulaması nedeniyle 30.8.1991 ve 30.8.1992 tarihlerinde yarbaylığa terfi edemediğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 1993 tarihinde yarbaylığa terfi ettiğini, ancak bu rütbede 2/8 oranında sicili bulunmadığı gerekçesiyle 30.3.1994 tarihinde albaylığa terfi ettirilmediğini, bu olumsuz işleme karşın açtığı davanın redle sonuçlandığını, 30.8.1995 tarihinde albaylığa terfi ettiğini, 28.11.1995 tarihli dilekçesi ile davalı idareye başvurarak, albaylık nasbinin götürüldüğü 30.8.1994 tarihi ile albaylığa terfiinin yapıldığı 30.8.1995 tarihleri arasında yarbay-albay rütbelerine ait terfi farklarını talep ettiğini, ancak bu talebinin kabul edilmediğini, tüm bu haksızlıkların temelinde Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olan terfide baraja ilişkin yasal hükümlerin bulunduğunu, dolayısıyla dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının terfi sırasında olduğu 30.8.1991 tarihinde terfide baraj uygulaması nedeniyle baraja takılarak yarbaylığa terfi edemediği, 30.8.1992 tarihinde yine baraja takıldığından terfiinin yapılmadığı, davacının bu işlemlere karşı açtığı dava devam ederken Anayasa Mahkemesinin 24.4.1993 gün ve 21561 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 31.12.1992 tarih ve E. 1992/40, K. 1992/55 sayılı kararı ile terfide baraj uygulaması öngören 926 sayılı kanunun ilgili hükümlerinin iptali sonrasında, AYİM. 1. D. 25.5.1993 tarih ve E. 1992/2442, K. 1993/492 sayılı kararı ile yarbaylığa terfi ettirilmeme işleminin iptaline karar verildiği ve bu karar uyarınca davalı idarece 17.7.1993 tarihinde 30.8.1991 tarihinden geçerli olarak yarbaylığa terfi ettirildiği, bu rütbede 2/3 oranında sicil alamadığı için 30.8.1994 tarihinde albaylığa terfi ettirilmediği, davacının bu işleme karşı açtığı davanın AYİM. 1. D.'nin 14.3.1995 tarih ve E. 1994/1084, K. 1995/259 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı karar düzeltme isteminin de AYİM. 1. D.'nin 20.6.1995 tarih ve 1995/688-664 Esas ve Karar sayılı kararı ile reddedildiği, yarbay rütbesinde 2/3 sicil koşulu yerine, geldiği için 30.8.1995 tarihinde albaylığa terfi ettirildiği ve nasbının 30.8.1994 tarihine götürüldüğü davacının 28.9.1995 tarihli dilekçesi ile davalı idareye başvurarak 30.8.1994-30.8.1995 tarihleri arasındaki yarbay-albay rütbeleri maaş farkların kendisine ödenmesi isteminde bulunduğu, bu isteminin Hv. K. K.lığının 24.10.1995 tarihli işlemi ile redde dildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 15.12.1995 tarihinde ve süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare davada kesin hüküm olduğunu ileri sürmekle beraber; bu iddiaya katılmaya imkan görülmemiştir. Bilindiği üzere, bir davada kesin hüküm bulunması olumsuz dava şartlarındandır. Bir dava karara bağlanıp hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Açılırsa, ikinci dava kesin hüküm sebebiyle, esasa girmeden, dava şartı yokluğundan dolayı reddedilir. Davalı idarenin sözünü ettiği ilk karar, yukarıda belirtildiği üzere davacının 30.8.1994 tarihinde albaylığa terfi ettirilmeme işleminin iptaline ilişkin olup, redle sonuçlanmıştır. Oysa bu dava, davacının 30.8.1995 tarihinde albaylığa terfi ettirilmesi ve albaylık nasbinin 30.8.1994 tarihine götürülmesi nedeniyle, bu tarihler arasındaki yarbay-albay rütbeleri maaş farklarının ödenmemesi işleminin iptalini amaçlamaktadır. Dolayısıyla ilk dava terfi, ikinci dava özlük haklarını ihtiva etmekte ve konuları tamamen farklı bulunmaktadır ve bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddini gerektirir durum ve koşullar söz konusu değildir, öte yandan, davacının 30.8.1995 tarihinde albaylığa terfiini takiben, 1602 sayılı kanunun 35/b maddesi uyarınca idareden ilk kez özlük hakları talebinde bulunup, aldığı menfi cevap üzerine kanunun öngördüğü süreler içinde mahkememizde bu iptal davasını açtığından; davada süre olduğuna ilişkin davalı idare savunmasına da iştirak edilememiştir.
Davanın esasına gelince;
Davacının 30.8.1994 yerine 30.8.1995 tarihinde albaylığa terfi ettirilmesi, ilk bakışta 926 sayılı kanunun terfi koşullarını düzenleyen ve 2/3 oranında sicil koşulu öngören hükümlerinden kaynaklanmış gibi görünmekteyse de; aslında davacının gecikmeli terfiinin kökeninde, 926 sayılı kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olan terfide baraj uygulaması öngören hükümleri bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, davacının albaylığa gecikmeli terfii, idarenin hukuka aykırı bir işleminden kaynaklanmadığından; idarece yapılabilecek herhangi bir maaş farkı ödemesi imkanı söz konusu değildir, öte yandan, gerçekte yasama yetkisinin Anayasaya aykırı kullanılmasından kaynaklanan söz konusu zararın (özlük hakları farkı) idarenin tazmin sorumluluğuna da yol açamayacağı, davacının bunu bir tam yargı davası ile de talep edemeyeceği gerek öğreti gerekse idari yargı konularında tartışmasız bir şekilde kabul görmektedir. Nitekim Dairemizin kararları da bu doğrultudadır. (AYİM. 1. D. 5.4.1994 tarih ve E. 1993/899, K. 1994/508, AYİM Dergisi, S. 9, Ankara 1995, s. 712-713; AYİM. 1. D. 7.5.1996 tarih ve E. 1995/1180, K. 1996/440 sayılı kararı)
Açıklanan nedenlerle; davacıya 30.8.1994-30.8.1995 tarihleri arasında yarbay-albay rütbeleri maaş farklarının ödenmemesine ilişkin idari işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy