(5434 S. K. m. 45, 49, 55)
Dava: Davacı vekili, 25.11.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Şereflikoçhisar'daki tank bölüğünde vatani görevini ifa ettiği sırada, nöbetçi er ................'nın silahından çıkan bir mermi ile vurularak yaralandığını, bu erin KKK. lığı Askeri Mahkemesinin kararı ile hüküm giydiğini, yaralanmasını müteakip GATA' daki tedavisi sonrasında müvekkilinin 21 ay hava değişimi kullandığını ve 3.8.1995 tarihli raporla hakkında kesin işlem yapıldığını, ardından da vazife malûllüğü aylığı bağlanması için davalı kuruma yazılı olarak başvurduğunu, maluliyet oranının tespiti için başvurduğu Van ve Hakkari Devlet Hastanelerince düzenlenen raporlarda müvekkilinin çalışma gücünü % 49,4 ve % 50 oranında kaybettiğinin tespit edildiğini, aradan uzun zaman geçmesine rağmen, davalı kurumun müvekkilinin maaş bağlamadığını ve KKK. lığı tarafından yazılan yazılara rağmen bu konuda bir sonuç alınmadığını, en son Askerlik Şubesince müvekkiline bu konuda dava açması gerektiğine ilişkin bir yazı imzalatıldığını, tesis edilen işlemin müvekkilinin 1,5 yıl içinde sandığa yazılı olarak başvurmadığı gerekçesine dayandırıldığını, oysa müvekkili hakkındaki kesin raporun 3.8.1995 tarihinde düzenlendiğini, bu durumda müvekkili için uygulanacak olan hükmün 5434 Sayılı Kanunun 49/II. maddesi değil, 49/III. maddesi olduğunu, dolayısıyla tesis edilen aylık bağlanmaması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının Zh. Brl. Ok. ve Eğt. Tüm. Pol. Tb. Tnk. Bl. K. lığı (Şereflikoçhisar) emrinde tank eri olarak vatani görevini ifa ettiği sırada, 20.7.1992 tarihinde 11.0013.00 saatleri arasında lojman nöbetçisi olan arkadaşı tnk. eri ................'nın yanına gittiği, arkadaşı ile konuştukları esnada nöbet talimatına aykırı şekilde evvelce tüfeğinin namlusuna mermi sürmüş olan arkadaşının tüfeğiyle oynamaya başlaması üzerine, arkadaşını bu konuda ikaz ettiği, arkadaşının yanından ayrılmakta iken er ................'nın tüfeğinin tetiğini düşürmesi sonucu namludan çıkan merminin davacının sol diz kapağına isabet ederek yaralanmasına sebebiyet verdiği, ilk müdahale ve tedavisi Şereflikoçhisar Devlet Hastanesinde yapılan davacının bilahare GATA K. lığına sevk edildiği, uzun süren tıbbi tedavisi ve verilen toplam 21 ay hava değişimi sonunda, GATA Sağlık Kurulunun 29.3.1995 tarih ve 4169 sayılı raporu ile Sol tibia ilizarov ameliyatlısı + asiloplasti ameliyatlısı teşhisiyle 1. D/59 F1 Askerliğe elverişli değildir. 2. Mevcut yaralanma nedeniyle 60 gün iş ve gücünden kalır. % 28 iş görmezlik oranı mevcuttur.. Fikren çalışabilir, bedenen çalışmaz. Uzuv zaafı mevcuttur kararı verildiği, bu raporun 3.8.1995 tarihinde yetkili makam olan K.K.K. lığı Sağ. D. Bşk. Ilgınca onaylandığı, davacıya aylık bağlanması istemiyle 4.8.1995 tarihinde evraklarının davalı kuruma iletildiği, Em. Snd. Gn. Md. lüğünün 1.11.1995 tarihli yazı ile davacının terhis tarihinin, hakkında düzenlenen rapor tarihinden önce olması nedeniyle davacıya aylık bağlanmasının mümkün olmadığının KKK. lığına bildirildiği, KKK. Ilgınca MSB. lığına 22.11.1995 tarihinde yazılan yazı ile, davacı konumundaki yükümlülerin bu konudaki mağduriyetlerinin önlenmesinin istendiği, M.S.B.lığının 13.12.1995 tarihli yazısı ile terhis tarihinin hizmet süresine bağlı olarak hesaplandığı, yasal hizmet sürelerini tamamlayanların terhislerinin yapıldığı, rapor tarihine göre terhis işlemi yapılamadığı, yasal askerlik hizmet sürelerini tamamlamaları nedeniyle terhisi yapılan yükümlülerin tedavilerinin devam ediyor olması ve haklarında henüz askerliğe elverişli olup olmadıkları konusunda karar verilmemiş veya sakatlık derecesi tespit edilmemiş yükümlülerin, pratikte aylık bağlanması için müracaat etmelerinin mümkün olmadığı, dolayısıyla konunun bu çerçevede yeniden değerlendirilmesinin davalı Ern. Snd. Gn. Md. lüğünden istendiği, Em. Snd, Gn. Md. lüğünün davaya konu yapılan 19.8.1996 tarihli işlemi ile yükümlünün (davacının) terhis tarihinden sonra 1,5 yıl içinde müracaat etmediği gerekçesiyle kendisine maaş bağlanamayacağının bildirildiği, M.S.B.lığının 23.9.1996 tarihli yazısı ile davacının yerli şubesi olan Hakkari Askerlik Şube Başkanlığına yazılan yazıda tüm bu gelişmeler belirtildikten sonra, Em. Snd. Gn. Md. lüğünün bu menfi işleminin yükümlüye (davacıya) tebliği ile 60 gün içinde AYİM' de bu konuda dava açma hakkının bulunduğunun bildirilmesinin istendiği, söz konusu menfi işlemin Hakkari As. Şb. Bşk. V. tarafından 4.10.1996 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu arada davacının sakatlanması sonucunu doğuran olayla ilgili olarak yapılan yargılama sonunda, KKK. lığı As. Man. nin 30.12.1993 tarih ve 1993/608579 Esas ve Karar sayılı kararı ile sanık er ................'nın işlediği tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan 5 ay hapis ve 166.666. TL. ağır para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği ve verilen hapis cezasının ağır para cezasına çevrildiği, davacının kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlanmamasına ilişkin davalı kurum işleminin iptali istemiyle, vekili marifetiyle 25.11.1996 tarihinde ve süresinde AYİM' de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 49 ncu maddesinde, vazife malûllüklerinin, doğdukları tarihten itibaren en çok bir yıl içinde iştirakçiler veya bunların sayılan yakınları tarafından ya da kurumları tarafından yazı ile sandığa bildirileceği, erler için bu müddetin bir buçuk yıl olduğu, bu müddetlerin hastalıklarının tedavisi imkansız olduğu anlaşılanlar için buna ait olarak verilen raporlarında yazılı tarihlerden başlayacağı hükmü yer almaktadır.
Davada sorun davalı kurumun erler için öngörülen 1,5 yıllık başvuru süresinin başlangıcını, davacı hakkında kafi raporun onay tarihî olan 3.8.1995 tarihi olarak değil; davacının uzun (21 ay) süren tedavisi aşamasında farazi olarak terhisinin yapıldığı belirtilen 28.11.1992 tarihi olarak kabul etmesi vakıasının doğru olup olmadığı üzerinde düğümlenmektedir. Dairemizin bu konudaki kökleşmiş içtihatlarında, erat için 5434 Sayılı Kanunun 49 ncu maddesinde belirtilen 1,5 yıllık başvuru süresinin başlangıcı, ilgili hakkında düzenlenecek kafi sağlık kurulu raporunun onay tarihi olarak kabul edilmektedir. Davacının, uzun süren tedavisi sırasında 1111 Sayılı Kanunda öngörülen muvazzaf askerlik süresini tamamlamış olması karşısında, evrak üzerinde terhis işleminin yapılması doğal ve yasa gereğidir. Ne var ki, bu kaydi terhis işlemi, davacı hakkında verilecek kafi rapor sonucuna dek bir kesinlik de taşımamaktadır. Çünkü, eğer düzenlenecek kafi raporda davacının şifa bulduğu ve askerliğe elverişli olduğu belirtilecek olursa, bu takdirde verilen hava değişimlerinden 3 aydan fazlası yasa gereği dikkate alınmayacak ve davacının bu süre çıktıktan sonraki hizmeti, muvazzaf askerlik süresini tamamlamıyorsa, eksik kalan süre için yeniden askere sevk edilecektir. Bu nedenle, davacının 28.11.1992 olan bu kaydı terhis tarihi, hiçbir şekilde 5434 Sayılı Kanunun 49 ncu maddesinde belirtilen 1,5 yıllık başvuru süresinin başlangıcı olarak kabul edilemez. 28.11.1992 tarihinde davacının sağlık yönünden akıbeti meçhul olup, bu tarihte hakkında herhangi bir kafi sağlık kurulu raporu düzenlenmediği de aşikar olduğuna göre; aksi yöndeki davalı kurum gerekçesinin hukuka uyarlı düşmediği açıkça görülmektedir. Esasen, 5434 Sayılı Kanunun 49 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının açık hükmü de, bu şekildeki bir yoruma kapalı bulunmaktadır. Aksi bir düşüncenin kabulü, tedavisi uzun süren tüm eratın hak kaybına yol açmaları sonucunu doğurur ki böylesine bir düşünce ve yoruma Anayasanın 61 nci maddesi ve Hukuk Devleti ilkesi kesinlikle engel olucu mahiyettedir.
Dava konusuna esas teşkil eden olayda da, davacının askerlik hizmetini ifa ettiği sırada kendi kusuru bulunmaksızın, nöbetçi erin tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu silah yaralanmasına bağlı olarak vurularak sakatlandığı ve uzun süren tıbbi tedavisi sonunda askerliğe elverişsiz hale geldiği, dolayısıyla vazifenin sebep ve tesiriyle malûl kaldığı sabit bulunduğundan ve hakkında düzenlenen kafi rapor sonrasında davacının kurumunca 1,5 yıllık süre içerisinde davalı Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne aylık başvurusunda bulunulduğundan, 5434 Sayılı Kanunun 45, 49 ve 55 nci maddeleri uyarınca vazife malûllüğü aylığına müstahak bulunduğu kuşkusuzdur.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; davacıya vazife maluliyeti aylığı bağlanmaması işlemi sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığından İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy