(2955 S. K. m. 29, 34) (926 S. K. m. 118, 119)
Davacı 10 Haziran 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; Tıp Tarihi ve Deontoloji uzmanı olduğundan 1994 yılından beri GATA Tıp Fakültesinde öğretim elemanı olarak derslere girdiğini ve bu bilim dalında tıp fakültesi kökenli başka bir öğretim elemanı bulunmadığını, yalnızca eczacı bir yrd. doçent ile birlikte Tıp Tarihi ve Deontoloji ABD da görev yaptıklarını, buna rağmen 1996 genel atanmalarında uzmanlığı ile ilgili kadrosu bulunmayan Samsun Sahra Sıhhiye Okulu ve Er Eğt. Mrk. ve Öğr. Bşk.lığı Eğitim Pan ve Program subaylığına atanmasının GATA daki eğitimi aksatacağı yönüyle kamu yararına aykırı olduğunu öte yandan kendi uzmanlık alanında hizmet etme ve kariyerini geliştirme açısından da kişisel yararına zarar verici sonuçlar doğurduğunu, atanma yönünden tabi olduğu GATA Kanununun 34 ncü maddesinde öngörülen hiçbir atanma sebebinin kendisi için geçerli olmadığını, atandığı yeni görev yerinin pratisyen tabip subaylarla sağlık idaresi yüksek okulu mezunları için zorunlu kıt'a görevi niteliğinde olduğunu iddia ve atanmasına ilişkin işlemin iptalini talep etmiştir.
Davaya konu atanma işlemlerinin yöntem ve esaslarını düzenleyen;
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 118 nci maddesinde Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları gözönüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır:
a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) idari, asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler denmektedir.
Aynı Kanunun 119 ncu maddesine dayalı olarak çıkartılan TSK'ne mensup Subay ve Astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri hakkındaki yönetmeliğin 3 ncü maddesinde yine atanma işleminde hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesinin egemenliğinde bir düzenleme getirilmiştir. Bu nedenle hizmet koşullarının zorunlu kıldığı hallerde ayrık hükümlere yer verilmiştir.
Ancak bütün bu atanma hallerinde hizmet gerekleri ve kamu yararının öncelikli olarak değerlendirilecek husus olduğu açıktır. GATA mensubu tabip subayların tabi olduğu statüden kaynaklanan özellikleri dikkate alan düzenleme de 2955 sayılı GATA Kanununun 34 ncü maddesinde yapılmıştır ve anılan madde Gülhane Askeri Tıp Akademisinde görevli öğretim elemanları, görev ve unvanlarına bakılmaksızın;
a) Kadro fazlası ise eğitim maksadıyla; diğer askeri eğitim hastanelerinin kadrolarına, Akademi Kurulunun kararı ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanının önerisi üzerine,
b) Disiplin, kıdem, kadro veya kadrosuzluk ve diğer ihtiyaçlar nedeniyle, doğrudan;
(1) Gülhane Askeri Tıp Akademisindeki başka bir göreve,
(2) Diğer bir askeri hastaneye,
(3) Gülhane Askeri Tıp Akademisi dışındaki, kıta ve kurumlara, hükmüne amirdir. Bu düzenlemede de yine hizmet gerekleri ve kamu yararı esaslarının 1 nci derecede olmak üzere gözönünde tutulduğu ortadadır.
Ancak davacının GATA'ya öğretim üyesi değil de Tıp Tarihi ve Deontoloji ABD Başkanlığı emrine Tıp Tarihi ve Deontoloji uzmanı olarak atandığı anlaşılmakta olup, bu nedenle ve öncelikle GATA Kanununun 29 ncu maddesi son fıkrası hükmüne tabidir. Bu fıkrada Uzman ve çeviricilerin atanmaları veya sözleşme ile görevlendirilmeleri, kendi ilgili kurullarının görüşleri alınarak Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanının önerisi ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile en çok iki yıl için yapılır. Atama süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar, aynı usulle yeniden atanabilirler denmektedir.
Davacının uzman olarak GATA'da 2 yılını doldurduğu usûlüne göre kadrosu bulunmadığı gerekçesi belirtilerek GATA.'dan alınmasının yetkili makamca teklif edildiği, atandığı yeni görev yerinin kadrosunun da tabip subay olarak belirlendiği, rütbe yönünden de bir çelişkinin söz konusu olmadığı görülmektedir. Savunma ekinde gönderilen belgelerin incelenmesiyle davacının atanmasında hizmet gereklerine ve kamu yararı amacına, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesine ters düşen bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy