(1602 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 49) (2330 S. K. m. 2) (5434 S. K. m. 72)
Davacı vekili 20.6.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının oğlu Murat Karayazı'nın askerlik görevini yaparken 2330 sayılı yasa kapsamındaki terörle mücadele görevi sırasında arkadaşı tarafından gece karanlığında tanınmayıp ateş edilmesi sonucu öldüğünü ileri sürerek davacıya yetim aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin 16.1.1996 tarihli işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı kurum savunmasında görev itirazında bulunduğundan öncelikle görev konusu incelenmiş ve Dairemizin 5 Kasım 1996 tarih ve 1996/529 Esas Nolu kararıyla görev itirazının reddine karar verilmiştir, bu karar üzerine davalı kurumun 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun gereğince olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemi de Danıştay Başsavcılığının 7.1.1997 tarih ve 1997/2 Esas Nolu kararıyla reddedilmiştir.
Davalı kurumun süre aşımı itirazı da Kurulumuzca incelenmiş ve davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Çünkü 16.1.1996 tarihli red işleminin davacıya dava dilekçesinde tebliğ tarihi olarak belirtilen 2.6.1996 tarihinden önce tebliğ edildiğine ilişkin gerek dava dosyasında, gerekse tahsis dosyasında herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle, 20.6.1996 tarihinde açılmış olan davanın 1602 sayılı AYİM. Kanununun 40 ncı maddesi gereğince altmış günlük yasal süre içinde açıldığı sonucuna varılarak davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dosyadaki belgelere göre, 4. Zh. Tuğ. K. lığı - Aşkale/Erzurum emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan Er Murat Karayazı'nın 1994 yılı Ağustos ayında Erzincan Sansa Boğazı Emniyet Birlik Komutanlığı emrinde görevlendirildiği, burada 28.8.1994 tarihinde Demirkapı mevkiinde pusu görevi yaptıkları sırada telsiz çağrılarına cevap vermeyen 90 adım ilerideki doğu mevzisinin kontrol edilmesi için tim komutanı tarafından batı mevzisindeki erlere emir verilmesi üzerine bu mevzide bulunan Er Murat Karayazı'nın doğu mevzisine gitmek üzere yerinden ayrıldığı, arka taraftan gitmesi gerekirken gece ve havanın çok karanlık olması nedeniyle yolunu şaşırarak doğu mevzisinin gözetleme ve atış sahasına girdiği, bu mevzide bulunan ve gece karanlığında kendisini terörist zanneden Er Mehmet Uludağ'ın bir kaç kez dur ihtarında bulunduktan sonra tüfekle ateş etmesi sonucu olay yerinde öldüğü, yapılan yargılama sonunda 9 ncu Kolordu K. lığı Askeri Mahkemesinin 14.2.1995 tarih ve 1995/304-28 sayılı kararıyla görevden dolayı yapılması zorunlu olan emri icra suretiyle fiili işlediği için Er Mehmet Uludağ hakkında TCK. nun 49 ncu maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davanın dayandırıldığı bu olgulara göre, davacının oğlu Er Murat Karayazı'nın 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındaki İç güvenlik ve asayişin korunması görevi sırasında ölmesi söz konusudur. Zira ölüm olayı hakkındaki Askeri Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği üzere, uzun süre kamuoyunda da gündemde olan Erzurum-Erzincan karayolu üzerinde bulunan Sansa boğazında teröristlerin baskınlarla etkili olmasını önlemek için pusu görevi ihdas edilmiştir. Bu amaç ve niteliğiyle söz konusu pusu görevinin 2330 sayılı Kanun kapsamında İç güvenlik ve asayişin korunması görevi olduğu kuşkusuzdur. Esasen bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. 2330 sayılı Kanun kapsamındaki görevler nedeniyle meydana gelen ölümler konusunda 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 6.12.1994 gün ve 4049 sayılı Kanunla değişik 72 nci maddesinin son fıkrasında: Bu kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 3.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun ile bu kanuna ek 2566 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle geride dul ve yetim bırakmadan hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almakta iken ölenlerin baba veya analarına, muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Babaya bağlanan aylık, ana ve babaya eşit olarak paylaştırılarak ödenir... hükmü yer almaktadır. Bu açık hükümden anlaşılacağı üzere 2330 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle geride dul ve yetim bırakmadan ölenlerin baba veya analarına muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın aylık bağlanması gerekmektedir. Dava ve tahsis dosyalarındaki belgelerden davacının oğlu Er Murat Karayazı'nın geride dul ve yetim bırakmadan ve yukarıda belirtildiği üzere 2330 sayılı Kanun kapsamındaki bir görev nedeniyle öldüğü açık ve kesin olarak anlaşılmaktadır.
Davalı kurumun savunmasında, Er Murat Karayazı'nın olay sırasında dur ihtarına uymayıp kendisini tanıtmadığı için emir dışında hareket ettiği, bu nedenle ölüm olayının vazifeden değil, kural dışı davranıştan doğduğu ileri sürülmektedir. Ara kararı ile getirtilerek incelenen dava dosyasındaki bilgilere göre bu savunmanın kabulü mümkün görülmemiştir. Şöyle ki: Olay sırasında doğu mevzisinde bulunan Er Mehmet Uludağ'ın ve yanındaki bir arkadaşının Er Murat Karayazı'ya dur ihtarında bulundukları bu mevzideki erlerin ifadelerinden anlaşılmakta ise de adı geçen erin, hayatına mal olacağını bile bile bu dur ihtarlarına uymaması ve kendisini tanıtmaması düşünülemez. Zira oradaki görev koşullarının şakaya gelir yanı yoktur. Gerek tanık anlatımlarından, gerekse belgelerden Sansa Boğazı Emniyet Birlik K. Ilgındaki bütün erlere pusu görevlerinde teröristlerin çeşitli hilelerle, söz gelimi kendilerini bir er gibi tanıtarak mevzilere yaklaşabileceklerinin açıklandığı ve bu nedenle, dur ihtarlarına uymayıp 30-40 metre kadar yakına gelen kişilere mutlaka ateş edilmesi emrinin verildiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, Er Murat Karayazı'nın dur ihtarlarını duymadığını kabul etmek gerekmektedir. Nitekim olay sırasında doğu mevzisine 40-50 metre uzaklıkta bulunan Uzm. Onb. Levent Göçer de dur ihtarı duymadığını belirtmektedir. Öte yandan, Er Murat Karayazı'nın doğu mevzisine kendiliğinden ve görevi gerektirmediği halde gitmesi söz konusu değildir. Tam tersine, telsiz çağrılarına cevap vermeyen doğu mevzisindeki erleri kontrol etmek üzere tim komutanının emriyle harekete geçtiği bilinmektedir. Yani, olay sırasında amirin emrini ifa durumundadır. Bu emrin ifasıyla ilgisi olmayan bir davranışı da olmamıştır. Doğu mevzisine arka taraftan gitmesi gerekirken gece karanlığı sebebiyle yolunu şaşırmış ve mevziinin gözetleme ve atış sahasına girmiştir. Ölüm olayı tam da bu sırada meydana gelmiştir. Olayın düğümlendiği bu noktada, yukarıda belirtildiği gibi Er Murat Karayazı'nın dur ihtarlarına uymadığını kabul etmek mümkün değildir.
Şu hale göre, adı geçen erin olay sırasında görev ve kural dışı bir davranışının olmadığı, bir hukuka uygunluk sebebi olan amirin emrini ifa sırasında ve bu ifa sebebiyle öldüğü ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, davacıya yetim aylığı bağlanmaması işleminin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıya yetim aylığı bağlanmamasına ilişkin 16.1.1996 tarih ve 67 sayılı İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy