(Subay Sicil Yönetmeliği m. 89)
Davacı, 15.4.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 20.1.1973 tarihinde J.Alb. rütbesi ile emekli olduğunu, Mart 1996 tarihinde üç aylık emekli aylığını aldığında emsallerine göre noksan ödemede bulunulduğunu farkettiğini, Emekli Sandığından durumu soruşturduğunda emekli aylığının kıdemli albay olarak tahakkuk ettirilmediğini, buna gerekçe olarak da sicilinin olumsuz olduğunu öğrendiğini, oysa bu şekilde düşük bir sicili haketmediğinin özlük dosyasının incelenmesinden anlaşılacağını, sözkonusu siciller döneminde disiplin dışı hiçbir tutum ve davranışının bulunmadığını, kaldı ki sözkonusu sicillere belge eklenmemesinin de yerleşik AYİM uygulamasına aykırı olduğunu belirterek; iki yıllık kıdemli albay olarak emekli maaşının ödenmemesi işlemi ile bu işlemin dayanağı olan menfi sicilin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; Davacının 30.8.1970 tarihinde J.Alb. rütbesine terfi ettiği, bu rütbede 2 yıl 4 ay 23 gün görev yaptıktan sonra 20.1.1973 tarihinde istekle emekli olduğu, albay rütbesinde 1971 yılı sicilinin eski Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre notsuz olarak verildiği, 1972 yıl sicilinin ise yeni Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre notlu olarak verildiği ve aşağıda irdeleneceği üzere bu sicilin sicil tam notunun %60 mm altında olumsuz olarak takdir edildiği, buna rağmen Diyarbakır J.Bölge Müfettişliğinin 3.8.1972 tarihli onayı ile davacı hakkında sehven kademe ilerlemesi yapmasının mümkün olmadığı belirtilerek, gereken düzeltmenin yapılarak aynı çizelgenin iadesinin Diyarbakır J.Bölge Müfettişliğinden istendiği, ancak gerek bu yazının gerekse davacın kademe ilerlemesi yapamadığı hususunun davacıya tebliğ edildiğine ilişkin özlük ve sicil dosyalarında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, dolayısıyla sicil iptaline ilişkin davada süre bulunduğuna ilişkin davalı İçişleri Bakanlığının iddiasında haklılık bulunmadığı, 1972 yılı sicilinin 30 Ağustos tarihi itibariyle kesinleşmesinden birkaç ay sonra davacının 20.1.1973 tarihinde istekle emekli olduğu, emeklilik statüsünde iken 25.3.1996 tarihinde J.Gn.K.lığına başvurarak, Emekli Sandığında kıdemli albay sayılmadığı için eksik aylık tahakkuk ettirildiğini öğrendiğini, buna sebep olarak da amirlerince olumsuz sicil verildiğinin söylendiğini, oysa olumsuz sicil ve liyakatsızlığıyla ilgili hiçbir savunma almadığı gibi bu konuda kendisine herhangi bir tebligatta da bulunulmadığını belirterek, bu aksaklığın giderilmesini talep ettiği, J.Gn.K.lığının 8.4.1996 tarihli işlemi ile davacının albaylıkta iki yılını doldurma şartını ikmal etmiş olmasına rağmen, 30.8.1972 tarihi itibariyle liyakatinin sicil üstlerince onaylanmaması nedeniyle kıdemli albaylığa yükseltilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, ayrıca davacıya herhangi bir tebligatta bulunulmaksızın, davalılardan Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 18.6.1996 tarihli yazısı ile J.Gn.K.lığından davacının kıdemli albaylığa liyakatinin uygun olup olmadığının sorulduğu, J.Gn.K.lığının 31.7.1996 tarihli cevabi yazısı ile davacının albay rütbesinde aldığı iki sicilin ortalamasının sicil tam notunun %60 mm altında olması nedeniyle kıdemli albaylığa rütbe kıdemliliğinin yapılamayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
926 Sayılı Kanunun 499 sayılı KHK. ile değişik 140 ncı maddesinde, nasıplarından itibaren iki yılını tamamlayan ve liyakatları üst makamlarca onaylanan albaylara kıdemli albay denileceği belirtilmekte, aynı Kanunun Ek Geçici 68 nci maddesinde de bu KHK. nin yürürlüğe girdiği tarihte, nasıplarından itibaren 2 yılını tamamlamış ve liyakatleri üst makamlarca onaylanmış albaylara da kıdemli albay deneceği, ancak nasıp düzeltilmesinden dolayı maaş, maaş farkı ödenmeyeceği ve diğer haklarının verilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.
5434 Sayılı Kanunun Ek-9 ncu maddesinin tanıdığı yetkiyle, 2.9.1993 tarihinden önce albaylıkta iki yılını tamamladıktan sonra emekli olmuş albayların da kıdemli albay sayılması için 25.1.1995 tarih ve 95/6541 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmış (RG. 12.3.1995, S. 22225) ve bu kararnamenin 1 nci maddesinde aynen albay rütbesinde 3 yılını doldurmadan 2 yılını doldurduktan sonra 499 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 2.9.1993 tarihinden önce emekli, adi malûl veya vazife malûlü olarak görevden ayrılanlarla ölenlerin, liyakatlerinin üstlerince onanmış olması şartıyla 15.9.1993 tarihinden itibaren kıdemli albaylığa yükseltilmelerine hükmü yer almıştır.
Rütbe Kıdemliğinin koşulları ise Subay Sicil Yönetmeliğinin 89 ncu maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kıdemli albay olabilmek için:
- Albay rütbesinde bulunmak,
- Nasbından itibaren iki yılını tamamlamış olmak,
- Rütbesine ait en az bir geçerli sicili bulunmak,
- Bulundukları rütbe içerisinde almış oldukları sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olmak, koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Belirtilen bu mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının durumunu değerlendiren davalılardan İçişleri Bakanlığı, davacının albay rütbesinde iki yılını doldurması koşulunu sağlamasına rağmen, bu rütbe de aldığı iki sicilin (1971 ve 1972 yılları sicilleri) ortalamasının, sicil tam notunun %60 mm altında teşekkül etmesi nedeniyle, davacının kıdemli albaylığa liyakatini onaylamamıştır.
Davacı, albay rütbesinde aldığı olumsuz sicilin iptalini de talep ettiğinden; öncelikte sicil iptaline ilişkin dava inceleme konusu yapılmıştır.
Yukarıda temas edildiği üzere, davacının albay rütbesinde aldığı ilk sicil
1971 sicil yılına ait olup, 24.12.1963 tarihli mülga Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre notsuz olarak verilmiş bir sicildir. Davacı bu sicil yılında Tunceli İl J.A.K.Yrd. olup, Tunceli İl J.A.K. olan 1. sicil üstü sonuç itibariyle 1. Albaylıkta bulunduğu rütbe ve görevini yapar 2. Üst rütbe ve makam görevini yapar kanaatini belirtmiş; S.J.BIg.K. olan 2. sicil üstü ise 1. Albaylıkta İl J.A.K.M. ligini yapar 2. Üst rütbe ve makam görevini yapar şeklinde kanaat açıklamıştır. Aynı sicil yılında davacıya Mülki sicil veren mülki sicil amiri olan Tunceli Valisi ise davacı hakkında 1. Görevinin ehlidir, 2. Üst rütbeye layıktır şeklinde kafi hüküm belirtmiştir. Davacının 1971 yılına ilişkin bu notsuz sicili,
1972 tarihli yeni Subay Sicil Yönetmeliğinin Geçici 3 ncü maddesi uyarınca nota çevrilmiş ve bu sicil yapar kanaati olduğu için, 120 (60) olarak kabul edilmiştir.
Davacının albaylıkta aldığı ve 1972 tarihli yeni Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş olan ikinci sicil 1972 sicil yılına aittir. Davacı bu sicil yılında da yine Tunceli İl J.A.K.Yrd. olup, Tunceli İl J.A.K. olan 1. sicil üstü göreve katılış tarihi itibariyle davacı ile birlikte altı ay çalışma koşulunu sağlamadığından, sicil düzenleme tarihi olan 2.5.1972 tarihi itibariyle Henüz bir kanaat edinemedim şeklinde sicile şerh düşmüş; S.J.BIg.K. olan ve bir önceki yıldan farklı 2. sicil üstü sicil tam notunun %60 mm altında sicil verip, çok olumsuz yazılı kanaat belirtmiş dolayısıyla 1972 yılı ortalama sicili sicil tam notunun %60 mm altında olumsuz olarak teşekkül etmiştir. Yine özlük dosyasının incelenmesinde, davacının bu sicil yılında herhangi bir disiplin işlemine muhatap olmadığı, uyarı, ikaz vs. herhangi bir olumsuz belgenin yer almadığı görülmüştür.
Davacının 1972 yılı sicili, sicil tam notunun %50 sinin üzerinde ancak sicil tam notunun %60 mm altında teşekkül ettiğinden; Subay Sicil Yönetmeliğinin o tarihte yürürlükte olan 28 nci maddesine göre sicil üstleri yönünden sicile belge eklenmesi zorunluluğu bulunmamakta ise de; albay rütbesine ve İl Jandarma Alay Konulan Yardımcılığı makamına ulaşmış 25 yıllık bir subay hakkında salt bir yönetmelik hükmünün verdiği yetkiye dayanılarak, somut bir neden gösterilmeksizin, belgesiz ve dayanaksız bu şekilde düşük sicil tanzimi ve değil albay rütbesinde makam sahibi bir subaya, mesleğinin başındaki genç bir subayadahi isnadı ancak belgelendirilmesi halinde mazur görülebilecek soyut itham ve değerlendirmelerde bulunulması halinin idari yargı denetimi dışında bırakılması düşünülemez. Nitekim, anılan yönetmelik hükmünün (Sb.Sic.Y.liği Md.28/b) yürürlükte olduğu dönemde de mahkememiz, sicil tam notunun %50 si ile %60'ı arasında olan ve sicil üstlerince belgelendirilmeyen sicil notlarını denetlemiş ve bu not yüzdeleri arasında da sicile belge eklenmesi gereğini istikrarlı bir şekilde içtihat etmiş; bu istikrarlı yargı kararları karşısında, Subay Sicil Yönetmeliğinin belirtilen hükmü değiştirilerek, sicil tam notunun %60 mm altında teşekkül eden siciller için sicile belge eklenmesi gerektiği hükmü yürürlüğe koyulmuştur. Bu bakımdan, dava konusunda da aynı düşünce ve uygulamadan hareket edilmiştir.
Davacının asteğmen nasbedildiği 1947 yılından, dava konusu 1972 yılına kadar tüm terfilerini düzenli bir şekilde yapmış olması, mesleğinin son rütbesine kadar genelde vasat bir sicil safahatı bulunmasına karşılık, kimi sicil üstlerinin davacı hakkında olumlu kanaat belirtmeleri, aynı mahalde (Tunceli İl J.A.) bir önceki yıl sicil üstlerinin davacı hakkında müspet sicil ve kanaat belirtmeleri, aynı mahalde sicil yılında davacıya sicil takdir eden 2. ve 3. sicil üstlerinin davacı ile birlikte çalışmamalarına (Erzurum ve Diyarbakır da görevli bulunmaktadırlar) rağmen, sanki çok yakından mesai içerisindeymişlercesine bu şekilde açık ve net not ve kanaat belirtmeleri, bunu yaparlarken de davacı hakkında hiçbir disiplin yada uyarı işlemine tevessül etmemeleri, belgesiz ve dayanaksız şekilde soyut iddialarda bulunulması karşısında, davacının 1972 yılı sicilinin Subay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde öngörülen tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle takdir edilmiş objektif bir sicil olarak kabulüne imkan görülmemiş ve sübjektif mahiyetteki bu sicilin iptali cihetine gidilmiştir.
Davacının 1972 yılı sicilinin iptali karşısında, albaylık rütbesinde mevcut olan diğer sicilinin (1971 yılı sicili) sicil tam notunun %60'ı düzeyinde olması karşısında, Subay sicil Yönetmeliğinin 89 ncu maddesinde öngörülen koşulları taşıdığından; albaylık rütbe kıdemliliğinin onanmaması işlemi de hukuka aykırılıkla sakatlanmış bulunmaktadır. Nihayet, tüm bu işlemlere dayalı bulunan, davacının emekli aylığının kıdemli albay rütbesi üzerinden ödenmemesi işlemi de hukuka aykırı düşmüştür.
Açıklanan nedenlerle,
Davacının sübjektif şekilde düzenlenen 1972 yılı sicili (1. ve 2. sicil üstleri sicilleri ve kanaatleri) ile buna dayalı albaylık rütbe kıdemliliğinin onanmaması ve emekli aylığının kıdemli albay rütbesi üzerinden ödenmemesi işlemleri sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görülmekle İPTALLERİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy