(1086 S. K. m. 237)
Davacılar vekilinin 28 Temmuz 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlunun askerde iken bir arkadaşının silahından çıkan kaza kurşunu ile yaralanıp felç olması ve sonradan ölmesi nedeniyle, vazife malûllüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açtıkları davanın kabulüne dair olan Ankara 6 ncı idare Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda bağlanmış olan vazife malûllüğü aylığının, daha sonra bu iptal kararının davalı kurumca temyizi üzerine Danıştay 10 ncu Dairesince bozulması ve bozma ilamına idare Mahkemesince uyularak davanın reddine karar verilmesi üzerine de bu karar doğrultusunda davalı kurumun, aylığın iptaline ve bu süreçle ödenen aylık tutarı 101.267.000. TL.'nın geri ödenmesini istediğini, oysaki müteveffanın ölümünün askerlik vazifesinin neden ve etkisinden kaynaklandığını, nitekim bu kabul tarzı ile AYİM. 2. Dairesince müvekkillerine tazminat ödendiğini, aylığın iptali ve ödenen miktarın iadesi yönünde tesis edilen işlemin hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ve iptalini talep etmiştir.
Dosyadaki mevcut belgelerden davacılar vekilinin, vazife malullüğü aylığı bağlanması isteminin reddine dair işlemin iptali takibiyle açtığı davanın Ankara 6 nolu idare Mahkemesince kabulüne dair kararın davalı tarafça temyizi üzerine Danıştay 10 ncu Dairesince davanın kabulüne ilişkin kararın bozulduğu, bozma ilamına uyan anılan İdare Mahkemesinin bu kez davayı reddettiği ve Ankara 6 nolu idare Mahkemesinin davanın reddine dair olan 27 Ekim 1994 tarih ve 1994/1011-1715 esas ve karar sayılı kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar vekili bakılmakta olan bu davanın konusunu maaş iptali sökünde nitelemeye çalışmakta ise de dava konusu biçimsel adlandırıl maya göre değil uyuşmazlığın özünü oluşturan vakıa ve hukuki sebebe göre saptanacağı tabiidir. Bu durumda maaş iptali istemiyle açılan davanın çözümü vazife malûllüğü aylığı bağlanmasına ilişkin koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılıp sonuçlandırılmasına bağlıdır. Buna ilişkin uyuşmazlık ise aynı taraflar arasında aynı sebebe bağlı olarak idare Mahkemesince çözülmüş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, bir uyuşmazlığın yargı yerinde karara bağlanıp bu kararın şekli ve maddi anlamda kesinleşmesi, yani yargılama sürecinin sona ermesi, tüm kanun yollarının tüketilmiş olması yanında uyuşmazlık konusu maddi ve hukuki durum ve ilişkisinin kararda çözümlendiği şekliyle gerçekliğinin kabulü ve bundan böyle tartışılmazlığı sonucunu doğurur ki bu kesin hüküm kavram ve kuvvetine vücut verir. Bu konuda mevcut kesin hüküm o konunun aynı taraflarca aynı hukuki sebebe da yalı olarak yargı mercii önüne getirilmesine engel teşkil eder. Bu niteliği ile kesin hüküm bir dava manidir. Ve taraflarca ileri sürülmese dahi yargı merciince re'sen dikkate alınmak durumundadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bakılmakta olan bu dava hakkında kesin hüküm bulunduğundan davanın bu nedenle REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy