(5434 S. K. m. 45, 48, 49)
Davacın 9 Eylül 1996 günü kayda geçen dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; 14 Nisan 1994 tarihinde yapılan gece eğitimi sırasında bir er tarafından tüfekle vurularak yaralanması sonucu Çorlu Askeri Hastanesi Sağlık Kurulca verilen sınıfı görevini yapamaz kararlı rapordan anlaşıldığı üzere malûl kaldığını ve durumunun vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli kanuni koşullara uyduğunu, ancak davalı kurumun 3.7.1995 tarihli kararı ile adi malûl sayıldığını, buna ilişkin kararın 19.9.1995 tarihinde bildirilmesi üzerine yazılı başvuruda bulunarak kurumdan hakkında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanması suretiyle işlemin düzeltilmesini istemiş ise de 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin yaralandığı tarihten başlatılması sonucu hatalı bir karar alınarak isteminin reddedildiğini, oysaki başvurusunun adi malûllük kararının alındığı tarih itibariyle bir yıllık yasal süre içinde yapılmış olduğunu iddia ve vazife malûlü sayılmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vazife malûllüğü aylığı bağlanmasına ilişkin yasal düzenlemede öngörülen koşulların davacı hakkında var olup olmadığı yolunda nesnel bir savunma yapmaksızın 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesindeki idari başvuru süresinin geçirildiğinden davanın reddedilmesi gerektiğini söylemektedir. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun On beşinci kısım malûllük başlığı bölümünde yer alan 49 ncu maddesinde Vazife malûllükleri, doğdukları tarihlerden itibaren en çok bir yıl içinde, iştirakçiler veya bunların ana, baba, karı, koca, çocuk, kardeş veya kurumları tarafından yazı ile Sandığa bildirilir. Bildirilmediği takdirde bu malûllüklere uğrayanlar hakkında (Adi malûllük) hükümleri uygulanır.
Erler için bu müddet bir buçuk yıldır.
Bu müddetler hastalıklarının sebep ve mahiyetleri dolayısıyla haklarında (Vazife malûllüğü) hükümleri uygulanacaklar için 47 nci maddede sözü geçen müddetlerin sonunda, hastalıklarının tedavisi imkansız olduğu anlaşılanlar için buna ait olarak verilen raporlarında yazılı tarihlerden, esirlik ve gaiplik hallerinde ise bu hallerin sona erdiği tarihlerden başlar.
Haklarında adi malûllük muameleleri uygulananlar bu tarihten itibaren bir yıl içinde malûllüklerinin vazife malûllüğü olduğuna yazı ile Sandığa bildirerek muamelenin düzeltilmesini isteyebilir denmektedir.
Görüldüğü üzere vazife maluliyeti hükümlerinden yararlandırılmak üzere talepte bulunacak kişilerin tabi oldukları iki türlü süre sözkonusudur. Bunlardan ilki maluliyet nedeniyle ilgili hakkında maluliyetin nedeni ve derecesi değerlendirilerek Emekli Sandığınca bir işlem tesisinden önceki döneme ilişkindir ve bu aşama ilgililer haklarında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanmasına yönelik olarak kapacakları başvurular için 1 yıllık süreye tabidirler. (Bu süre erler için 1 yıl olarak öngörülmüştür) Bu başvuru türü 1602 sayılı Kanunun 35/b madde ve fıkrasında ilgililer haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya İŞLEMİN yapılması için idari makamlara başvurabilirler... şeklindeki düzenlemenin Emekli Sandığı Kanununda vazife malûllüğüne hasren öngörüldüğü özel türüdür. Farklı yanı idari işlem tesisi istemiyle yapılacak başvurunun İdari Yargılama Usulü Kanununda genel anlamda ve tüm hukuki ve fiili durumlar için geçerli olmasına ve bir süreye bağlı olmamasına karşın, Emekli Sandığı Kanununun 49 ncu maddesinde bu sözü geçen başvurunun vazife maluliyetine ilişkin olması ve ayrıca bir süre ile sınırlandırılmasıdır. Bu duruma göre anılan 49 ncu maddesinin birinci fıkrasındaki süre vazife maluliyetine ilişkin bir işlemin mevcut olmadığı ve buna bağlı olarak bir uyuşmazlığın henüz doğmadığı bir evrede yapılacak başvuruyla ilgilidir.
Maddenin son fıkrasında öngörülen süre ise ortada bir işlemin bulunduğu dönemde yapılacak başvuruya ilişkindir. Bilindiği üzere maluliyetin Emekli Sandığına bildirimi yalnızca ilgililerce değil yakınları veya kurumlarınca da yapılabilir.
Öte yandan vazife maluliyetinden söz edebilmek için öncelikle maluliyetin tesbiti gerekmektedir. Bu ise ilgililerin hizmetinde bulundukları kurumları için mevzuatta öngörülen sağlık standardı karşısındaki durumlarının, sağlık kurullarının bir idari işlem olduğunda kuşku bulunmayan rapor kararlarıyla ve usulüne uygun yöntemlerle belirlenir.
İşte 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinin son fıkrasında söz konusu edilen süre; ilgililerin sağlık kurulu raporlarıyla belirlenen maluliyetlerinin sandık yönetim kurullarınca adı malul kabul edilmesine dair tesis edilen işlem üzerine yapılacak başvuruyu kapsamaktadır.
Davacı hakkında maluliyetine neden olan ateşli silahla yaralanmaya bağlı olarak TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre sağlık durumun saptandığı kurul raporunun kurumca Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine sandık yetkili organlarında davacının adi malûl olduğuna karar verilmiş ve böylece davacının başvurusu bu kararın düzeltilmesine yönelik bir içerikte yapılmıştı. Bu nedenle idari başvurusunun süresi, 49 ncu maddenin son fıkrası kapsamında değerlendirilecektir.
Davacının hakkında adi malûllük işlemi uygulanmasına ilişkin olan Emekli Sandığı kararı 3 Temmuz 1995 tarihlidir. Davacının vazife malûlü sayılması gerektiği iddiasıyla sandığa yaptığı başvurunun tarihi 5 Ocak 1996 olup 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesi son fıkrasındaki 1 yıllık süre içindedir. Bu nedenle söz konusu sürenin başlangıcı olan, kararın tebliğ tarihinin ayrıca saptanmasına gerek görülmemiş, bu nedenle davalı kurumun, davacı idari başvuru süresini geçirdiğinden davanın reddedilmesinin gerektiği yolundaki savunmasına itibar edilmeyip uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacının, gece eğitimi sırasında görevli bulunduğu ve hizmet esnasında silahla ateş eden bir nöbetçi er tarafından yaralandığı ve sınıfı görevini yapamaz hale geldiği, dosyada mevcut 5. Kor. Askeri Mahkemesinin 1 Şubat 1995 gün ve 1995/107-31 sayılı kesinleşmiş kararı ile Çorlu Askeri hastanesinin 15.6.1994 tarih ve 584 sayılı sınıfı görevini yapamaz kararlı sağlık kurulu raporlarından anlaşılmaktadır. Bu haliyle maluliyetinin, 5434 sayılı Kanunun vazife maluliyetini tanımlayan 45 nci maddesinin (a) bendi kapsamında olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan aynı Kanunun 48 nci maddesinde sayılan ye vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanmasına engel bir neden de söz konusu değildir. Esasen savunmada bu hususta bir itiraz ileri sürülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sebep ve amaç öğeleriyle hukuka aykırı görülen davacının vazife malûlü sayılmaması İŞLEMİNİN İPTALİNE,
Full & Egal Universal Law Academy