(1602 S. K. m. 42) (2955 S. K. m. 34)
Davacı, 18.06.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.nde Prof.Dr.ünvanı ve Üroloji Servis Şefi olarak görev yapmakta iken, Dz.K.K.lığının 1.5.1995 tarihli genel atamaları ile Dz.K.K.lığı Loj.Bşk.lığı emrine atandırıldığını, bu işlemin iptali için açtığı davanın AYİM. 1.Dairesince kabul edilerek işlemin iptaline karar verildiğini, bu haksız atama nedeniyle öğretim üyesi olmak ve o görevi icra etmek dolayısiyle GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.kadrosunda çalışırken almakta olduğu fakülte tazminatı, eğitim ve öğretim ödeneğini alamadığı gibi, Dz.K.K.lığında kendisine fakülte tazminatı yerine ödenen yan ödemeden vergi kesilmesi nedeniyle maddi zarara uğradığını, Ağustos 1995-Mayıs 1996 tarihleri arasında ibraz ettiği maaş pusulalarından ve aynı dönemde emsali olan aynı derece ve kademedeki Servis Şefi Prof.Dr. Öğretim Üyesinin maaş miktarını gösteren belgelerden de bu hususun açıkça görülebileceğini, ayrıca bu hukuka aykırı işlem nedeniyle gerek şahsının, gerekse eşi ve çocuklarının büyük bir manevi zarara uğradıklarını belirterek; belirlediği 211.640.000. TL maddi zararının işlemin başlangıç tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ve 75.000.000. TL olarak belirlediği manevi zararının hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile yine davacıya ait Dairemizin 1995/615 ve 1996/275 Esasına kayıtlı dosyalardaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı Profesör Tabip Subayın GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Üroloji Servis Şefi olarak görev yapmakta iken, Dz.K.K.lığının 1.5.1995 tarihli genel atamaları ile bu görevinden alınarak Dz.K.K.lığı Loj.Bşk.lığı emrine atandırıldığı, davacının bu atama işleminin iptali için 17.5.1995 tarihinde AYİM'nde dava açtığı, AYİM.LD.nin 30.01.1996 tarih ve E. 995/615, K. 996/80 sayılı kararı ile sözkonusu atamanın sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı bulunduğu belirtilerek iptaline karar verildiği, sözkonusu iptal kararına karşı davalı idarenin yapmış olduğu karar düzeltme isteminin AYİM.LD.nin 16.04.1996 tarih ve 1996/275-604 Esas ve Karar sayılı kararı ile reddedildiği, karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararın kendisine tebliğinden sonra davacının AYİM'nde sözkonusu atama işleminden doğan bu maddi ve manevi tazminat istemli davasını 18.06.1996 tarihinde ve süresinde açtığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 30.01.1996 tarihli iptal kararında; davacının atanmasına neden olarak gösterilen ve kendisine isnat olunan eylemlerin kanıtlanmasına yarayacak nitelik ve nicelikte bilgi ve belgenin yokluğu nedeniyle, zorunlu nedenlere dayalı olduğu öne sürülen atama işleminin öncelikle sebep unsuru yönünden hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca davacının konumu, kariyeri ve yetiştiriliş amacı gözönüne alındığında, öncelikle eğitim ve öğretim kurumunda istihdam edilmesinde kamu yararı bulunduğundan, bu amacın dışına çıkılmasını gerektirecek şekilde tesis edilen atama işleminin amaç yönünden de hukuka aykırı olduğu, meslek yaşamı boyunca hakkında sicil üstlerince düzenlenen siciller ile kanaatler ve nitelik belgelerinin tümü olumlu olan, T.S.K.'ne intisap ettiği tarihten itibaren herhangi bir disiplin işlemine maruz kalmayan, aksine pek çok sicil üstünce çalışkan, dürüst, araştırmacı nitelikli bir subay olduğu belirtilen ve bilimsel kariyere sahip olan davacının GATA dışında bir yere atanması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığına işaret edilmiştir.
Yine dosya kapsamından, sözkonusu atama işlemi nedeniyle davacının GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.'nden ilişiğinin 17.07.1995 tarihinde kesildiği, Dairemizin iptal kararı sonrasında da 3.6.1996 tarihinde yeniden GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.'ndeki görevine başlatıldığı, dolayısiyle 17.7.1995-3.6.1996 tarihleri arasında yaklaşık bir yıl süresince hukuka aykırı şekilde GATA K.lığı bünyesi dışında görev yaptığı görülmektedir.
Davacı, 1602 Sayılı kanunun 42 nci maddesinde idari işlemlerden doğan tam yargı davaları için öngörülen dört yöntemden, iptal davası sonunda verilen kararı takiben tam yargı davası açma yolunu tercih etmiştir.
İdari işlemden doğan sorumlulukta, sorumluluğu doğuran nedenler yönünden idari eylemlere nazaran bir farklılık yoktur. Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkeleri, genel çizgileriyle bu alanda da yürürlüktedir. Dava sorusunda kusursuz sorumluluk kuramının tatbikini gerektirir hukuki nedenler gerçekleşmediğinden, konuya hizmet kusuru ilkesi yönünden yaklaşmak gerekli bulunmaktadır.
Bir idari işlemden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için hukuka aykırılığın varlığı şarttır. Genelde, idari işlemleri sakatlayan ağır ve önemli nitelikler, hukuki yanlışlık (hata) ve aykırılıklar, hizmet kusuru olarak nitelendirilebilir. İdari işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle, hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında bir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı, yani bir işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması halinin, hizmet kusurunun varlığını kabule yeterli olup olmadığı konusunda öğretide bir birlik bulunmadığı görülmektedir. Ancak, bu konudaki baskın görüş, vekil ve yetki unsurlarındaki sakatlıklar (o da belli koşullarla mazur görülebilecek hukuki ve maddi tavsif, takdir hatalarında, iptal edilen kararın sahih ve muteber şekilde tekrar yapılması mümkün veya zaruri olan yada karar araya girmesiydi dahi zararın başka sebepten meydana geleceği hallerde) hariç; her iptal sebebinin idarenin hizmet kusuruna sebebiyet verdiği, dolayısiyle işlemden doğan bu zararın mutlak surette tazmini gerektiğidir.
Gerek AYİM'nin gerekse Danıştay'ın ağır kusur kriterine dayanarak verdiği kararlarda mevcut olmakla beraber; AYİM, iptal kararı ile hukuka aykırılığın ortaya konulması, kanunların ve genel hukuk ilkelerinin açıkça ihlali gibi halleri esasen bu kriter içinde değerlendirmektedir. Bu konudaki iki AYİM. kararına işaret etmek gerekirse:
-... Bir işlemin yargı kararı ile ortadan kaldırılması, genellikle hizmetin kötü işlediğini kanıtlar. Her ne kadar kamu hizmetlerinin kuruluş ve işleyişindeki her düzensizlik mutlaka idarenin sorumluluğunu gerektirmez ise de; iptalle sakatlığı ortaya konulan işlem nedeniyle davacının uğradığı zararın, hizmetten beklenen ihtimam ölçüsünü aşacak derecede özel bir ağırlık taşıyan hizmet kusurundan ileri geldiği anlaşılmaktadır... (AYİM. 3.D.8.11.1978; E. 1978/906, K. 1978/4366)
-... kanunların ve genel hukuk ilkelerinin açıkça ihlali gibi haller, idari işlemi sakatlayan ağır ve önemli hukuki hata ve aykırılıklardır... (AYİM. 2.D.27.12.1984; E. 984/141, K. 984/264, AYİM. Dergisi, S.7, Kitap 2, ss.935-938)
Dava konusunda da, davacının GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.'ndeki Üroloji Servis Şefliği ve Öğretim Üyeliği görevinden alınarak Dz.K.K.lığı Loj.Bşk.lığı emrine atanması işlemi hukuka aykırı bulunarak, Dairemiz kararıyla iptal edildiğinden; bu konudaki hizmetin kötü işlediği açıkça ortadadır. Diğer bir delişle, 2955 Sayılı GATA Kanununun 34 ncü maddesinin birinci fıkrasının öngördüğü koşullar gerçekleşmeden davacının GATA K.lığı bünyesi dışına atanması işleminde, idarenin açık ve bariz bir hizmet kusuru içinde bulunduğu görülmektedir. Hal böyle olunca da, bu atama işlemi nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararının davalı idarece tazmini gerektiği kuşkusuzdur.
Davacının maddi zararını, GATA Öğretim Üyeliği görevinden uzak kaldığı 17.7.1995-3.6.1996 tarihleri arasında yoksun kaldığı Fakülte tazminatı ve Eğitim ve Öğretim Ödeneği ile Dz.K.K.lığı bünyesinde iken aldığı yan ödemeden kesilen vergi tutarı teşkil etmektedir. Davalı idare savunmasına ek olarak sunulan belgelerde, davacının bu konudaki maddi zararı tek tek ve aylar itibariyle, ayrıca toplam olarak belirtilmiş bulunduğundan; bu konuda ayrı bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemiş, ayrıntılı ve kapsamlı bu belgelerde belirtilen maddi zarar tutarı (211.640.000. TL) esasen davacı tarafından talep edildiğinden, bu miktara maddi tazminat olarak hükmedilmiştir.
Buna göre; davacının 15 Ağustos 1995 (bu ay dahil) -15 Mayıs 1996 (bu ay dahil) tarihleri arasında Fakülte Tazminatından dolayı yoksun kaldığı maddi zararı 191.268.000. TL; aynı tarihler arasında Eğitim ve Öğretim Tazminatından dolayı yoksun kaldığı maddi zararı 12.294.000. TL ve gelir vergisinden muaf olması itibariyle net alması gereken sözkonusu iki kalem dışında Dz.K.K.lığında aldığı yan ödemeden gelir vergisi kesilmesi nedeniyle, fazla ödenen gelir vergisinden kaynaklanan maddi zararı 8.078.000. TL olmak üzere, toplam 211.640.000. TL (İkiyüzonbirmilyonaltıyüzkırkbinlira) olarak belirlenmiş bulunmaktadır
Davacı, bu maddi zararı karşılığı hükmedilecek manevi tazminata işlemin başlangıç tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunmaktaysa da; davalı idare savunmasında işaret edildiği üzere anılan tarihte henüz hükmedilen maddi zararının tamamının doğmayıp, takip eden aylar itibariyle maddi zararının teselsül etmesi karşısında, aylar itibariyle doğan maddi zarar miktarlarına, bu aylar esas alınarak faiz işletilmiştir.
Davacının Dz.K.K.lığında görevli iken, izinli ve istirahatli olduğu sürelerde İstanbul'da muayenehanesinde çalıştığının değerlendirildiğine ilişkin davalı savunma beyanlarının, davacının yoksun kaldığı maddi tazminatı hakedişi ile doğrudan bir ilgisi olmadığından, bu yöndeki beyanlara itibar edilmemiştir.
Davacının manevi zararına gelince:
Davacının hukuka aykırılığı sabit bir tasarrufla GATA Öğretim Üyeliği görevinden alınarak, Dz.K.K.lığı Karargahındaki bir idari göreve atandırılmak suretiyle, yaklaşık bir yıla yakın bir süre zarfında bu idari görevde istihdam edilmesi nedeniyle bir elem ve üzüntüye, dolayısiyle manevi zarara maruz kaldığı ve bu zararının hizmet kusuru esasına göre davalı idarece tazmini gerektiği açıktır. Ancak, davacı kendisi ile beraber eşi ve çocuklarının da bu atama nedeniyle manevi zarara uğradığını belirtmişse de; idari sorumluluk kuramı ve uygulamasında, ancak doğrudan uğranılan manevi zararın talebinin mümkün olması ve yansıma yoluyla uğranılan zararların talebinin ilgililerince dahi yapılmasının kabul edilmeyişi karşısında, davacının manevi sararının kapsamına eşi ve çocuklarının idari işlem nedeniyle duydukları elem ve üzüntünün dahil edilmesine imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, idari işlemden doğrudan tazminat davalarındaki emsal uygulaması da gözetilmek suretiyle, istemi olan 75.000.000. TL'ya değil, 40.000.000. TL. manevi tazminata hükmedilmiş ve bu tam yargı davasının kabulünün, esasen davacı yönünden yeterli bir tatmin sağlayacağı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.Üroloji Servis Şefliği görevinden alınarak, Dz.K.K.lığı Loj.Bşk.lığı emrine atandırılması işlemi nedeni ile uğradığı maddi zarara karşılık olmak üzere, davacıya 211.640.000. TL (İkiyüzonbirmilyonaltıyüzkırkbinlira) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacının aynı atama işlemi nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık olmak üzere davacıya 40.000.000. TL (Kırkmilyonlira) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminatın;
a. Ağustos 1995 aylığından zararı olan 15.439.000. TL sına 15 Ağustos 1995 tarihinden,
b. Eylül 1995 aylığından zararı olan 15.489.800. TL.'sına 15 Eylül 1995 tarihinden,
c. Ekim 1995 aylığından zararı olan 15.489.800. TL.'sına 15 Ekim 1995 tarihinden,
d. Kasım 1995 aylığından zararı olan 23.595.800. TL.'sına 15 Kasım 1995 tarihinden,
e. Aralık 1995 aylığından zararı olan 23.595.800. TL.' 15 Aralık 1995 tarihinden,
f. Ocak 1996 aylığından zararı olan 23.595.800. TL sına 15 Ocak 1996 tarihinden,
g. Şubat 1996 aylığından zararı olan 23.595.800. TL.'sına 15 Şubat 1996 tarihinden,
h. Mart 1996 aylığından zararı olan 23.595.800. TL'sına 15 Mart 1996 tarihinden,
ı. Nisan 1996 aylığından zararı olan 23.595.800. TL.'sma 15 Nisan 1996 tarihinden,
j. Mayıs 1996 aylığından zararı olan 23.595.800. TL'sına 15 Mayıs 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde Otuz) kanuni FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy