(926 S. K. m. 65, 85)
Davacı, 20.9.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; 1995-1996 sicil döneminde, hakkında ispatlanmış suç ve cezayı belirtir bir mahkeme kararı olmadan verilen menfi sicil ve bunun neticesinde terfi ettirilmeme işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, davacının özlük ve sicil dosyaları incelendiğinde, ilk olarak hakkında 1985 yılından itibaren sicil düzenlenen davacının bu ve müteakip yıllarda düzenlenen sicillerinin vasat ve vasatın biraz üzerinde siciller olduğu, hakkında belirtilen kanaatlerin de genellikle olumsuz kanaatler olduğu, iptali istenen 1996 yılı sicil döneminde hakkında düzenlenen sicil ve kanaatlerin de olumsuz olduğu, davacının tüm görev safahatı içerisinde değişik amirlerinden 22.2.1985 tarihinde 3 gün, 24.2.1986 tarihinde 2 gün ve 28.1.1994 tarihinde 2 gün olmak üzere toplam olarak 7 gün oda hapsi cezası, 2.12.1987-18.5.1994 tarihleri arasında altı defada toplam olarak 18 gün izinsizlik, 27.9.1994 tarihinde 2 gün göz hapsi ve 4.10.1994 tarihinde şiddetli tevbih cezaları ile, ayrıca 6136 S.K. muhalefet ve meskun mahalde silah atmak suçlarından dolayı Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.4.1988 tarih ve 1988/473-449 Esas ve Karar sayılı kararı ile verilen cezanın paraya çevrilerek ertelendiği, Mütecaviz Sarhoşluk suçundan dolayı 9. P.Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 2.7.1996 tarih ve 1996/829-564 Esas ve Karar sayılı kararı ile verilen cezanın paraya çevrildiği ancak ertelenmediği, 23.10.1984, 30.3.1989 ve 10.10.1996 tarihlerinde toplam üç adet takdirinin bulunduğu ve 30.8.1996 tarihi itibarıyla terfi şartlarını sağlayamadığından dolayı terfi edemediği açık bir şekilde anlaşılmıştır.
Her sicil dönemi, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız ve ayrı bir hukuki işlemdir. İyi derecede gerçekleşen bir sicilin ardından daha düşük bir sicil verilemeyeceği veya bir sonraki sicil döneminde daha iyi sicil düzenlenemeyeceğine dair bir kural da mevcut değildir. Esasen sicil müessesesi yapısı gereği takdir yetkisinin kullanımının en yoğun olduğu bir alandır. Ancak, idarenin takdir yetkisini mevzuatta izin verilen alan dışında ve kamu hizmeti gereklerine uygun düşmeyen bir tarzda eşitlik ve genellik ilkelerine aykırı olarak kullanması halinde hukuka uygunluk denetimine tabi olduğu da ortadadır.
Bu çerçevede yapılan değerlendirmede davacının iptalini istediği, sicil tam notunun %60'ının altında gerçekleşen (olumsuz) 1996 yılı sicilinin kuruluş bağlantısına uygun, yetkili sicil üstlerince ve süresi içinde tanzim edildiği, söz konusu sicilin geçmişteki sicil safahatı ile göze batacak bir uyumsuzluğun bulunmadığı, sicil üstlerinin sübjektif değerlendirmelerle sicil verdiğine dair davacı tarafından somut bir iddia ileri sürülmediği gibi, sicil üstlerinin davacı hakkında sicil düzenlerken sübjektif davrandıkları yolunda bir emare da bulunmadığı anlaşılmıştı. Aksine davacının iptalini istediği sicil ve kanaatlerin davacı hakkında geçmişte düzenlenen sicil ve kanaatlere uygunluk arz etmesi, davacının almış olduğu değişik cezaların bu sicil ve kanaatleri desteklemesi, bunların dışında özellikle de davacının Mütecaviz Sarhoşluk, meskun mahalde silah boşaltmak, adam öldürmeye teşebbüs suçlarından 19.3.1996 tarihinde tutuklanmış olması ve müteakiben müsnet suçlardan mütecaviz sarhoşluk suçu nedeni ile 9.P.Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 2.7.1996 tarih ve 1996/ 829-564 Esas ve Karar sayılı hükmü ile verilen mahkumiyet kararının kesinleşerek infaz edilmesi, yani davacıya olumsuz sicil verilmesi nedeni ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 24. maddesinde belirtilen belge ekleme şartının, tutuklanmaya ilişkin olarak kullanıldığı hüküm ve sonucuna varılmıştır.
Davacının astsubay başçavuşluğa terfi ettirilmemesi işleminin iptali istemine ilişkin olarak yapılan incelemede; Öncelikle, 926 sayılı Personel Kanunun 65. maddesinin e fıkrasının 3.bendinde Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya soruşturması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların... terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmaz denildiğinden, davacının da terfi dönemi içerisinde tutuklandığı gözönüne alındığında, ayrıca 30.8.1993 tarihinde kıdemli üstçavuşluğa nasbedilen davacının bir üst rütbeye terfi edebilmesi için, 926 Sayılı. Personel Kanununun 85. maddesinde belirtilen, 1- Rütbeye mahsus bekleme süresini tamamlamış olmak, 2- Rütbe bekleme süresinin üçte ikisi oranında yıllık sicili bulunmak, 3- Üst rütbe kadrosunda açık bulunmak ve 4- Sicil notu ortalamasının tam notun %60 ve daha yukarısında olmak şeklinde belirtilen şartları taşıması gerektiği, oysa davacının rütbeye mahsus bekleme süresi içinde almış olduğu sicillerin ortalaması sicil tam notunun %60'ının altında olduğundan, 926 Sayılı Personel Kanununun 85.maddesinde belirtilen şartlardan sonuncusunun olayda gerçekleşmediği nazara alındığında, idarece tesis edilen terfi ettirilmeme işleminin hukuka ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy