(926 S. K. m. 118) (2803 S. K. m. 3, 7)
Davacı vekili 25.9.1996 kayıt tarihli dava dilekçesi ile 14.1.1997 kayıt tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yalova İl Jandarma Komutanlığı görevinin ardından 1996 yılında Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevine atanan davacının bu göreve başlayalı henüz on beş gün olmuşken asılsız bir takım ihbarlar üzerine İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı emrine atandığını, ihbar konusu görevi kötüye kullanma ve menfaat sağlama iddiaları hakkında 1 nci Ordu K.lığ Askeri Savcılığınca Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı, Yalova Valiliği İl Memurin Muhakemat Komisyonunca ise Men-i Muhakeme kararı verildiğini ve böylece davacı hakkındaki ihbarların gerçek dışı olduğunun saptandığını, buna göre dava konusu atama işleminin hukuken dayanaksız olduğunun ortaya çıktığını ileri sürerek iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 25.4.1996 tarihli atama işlemiyle Yalova İl Jandarma Komutanlığı görevinden Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevine atandığı, kısa bir süre sonrada dava konusu 7.8.1996 tarihli atama işlemiyle bu görevden alınarak İstanbul Jandarma Bölge komutanlığı emrine atandığı anlaşılmıştır.
Davalı idarenin savunmasına göre, bu işlem İdari zaruret nedenine dayandırılmıştır. Bilindiği gibi, İdari, asayiş ve zaruri sebepler (hizmetin zorunlu kıldığı durumlar), 926 sayılı TSK. Personel kanununun 118/c maddesi ile bu kanunun 119 ncu maddesine dayanılarak çıkarılmış olan Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 3/f ve 12/g maddelerinde bir atama nedeni olarak kabul edilmiştir. Eğer hizmetin zorunlu kıldığı durumlar söz konusu ise, Atama Yönetmeliğindeki düzenlemeye göre böyle durumlarda subay ve astsubaylar bulundukları bölge ve garnizonlarda hizmet sürelerini bitirmeseler bile (m.12/g) her zaman atamalarının yapılması mümkün bulunmakta (m.24/2-l,m); idari, asayiş ve zaruri sebeplerle atama yapıldığı takdirde aynı derecede diğer bir garnizona verilmeleri, buna imkan yoksa evvelki safahatları göz önünde alınarak başka dereceli bir garnizona atandırılmaları gerekmektedir, (m. 13)
Hizmetin zorunlu kıldığı durumların (idari, asayiş ve zaruri sebepler) neler olduğu, açıklanan bu yasal ve yönetsel düzenlemede belirtilmediğinden bu sebeplerin hukuki ve maddi olgu olarak ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı ve böylece atamanın gerekli olup olmadığı konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durum, idarenin dilediği zaman dilediği gibi atama yapabileceği anlamına gelmemektedir. Çünkü diğer bütün kamusal yetkiler gibi idari takdir yetkisi de kamu yararı amacıyla ve hizmet gerekleriyle sınırlı bulunmaktadır. Bu bakımdan atama işlemi konusundaki idari takdir yetkisinin de hizmet gereklerine göre ve kamu yararına yönelik olarak kullanılması gerekmektedir.
Dava dosyasındaki belgeler ile davalı idarenin savunmasına ekli belgelere göre, Yalova İl Jandarma K.lığı personelinin görev ve nüfuzlarını kötüye kullandıklarına ilişkin ihbar üzerine İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığınca yaptırılan idari soruşturma sonunda davacı ve emrindeki üç üstsubay ile bir sivil kişi hakkında fezleke düzenlendiği ve yasal işlem yapılması için Yalova Valiliğine ve adli makamlara gönderildiği, ayrıca bu idari soruşturma sonucuna göre davacının Kocaeli İl Jandarma Komutanı olarak görev yapmasının sakıncalı olacağı sonucuna varılarak dava konusu atama işleminin yapıldığı görülmektedir.
Daha sonra yetkili makamlarca yapılan soruşturmalar sonunda ise, mülki göreve ilişkin suçlamalar için (Otel ve gazino gibi kamuya açık yerlerin işletmecileriyle samimi olmak, bu yerleri yeterince kontrol etmemek, yasa dışı faaliyetlerine göz yummak, karşılığında çamaşır ve bulaşık makinesi almak) yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle Yalova Valiliği İl Memurin Muhakemat komisyonunca 20.11.1996 tarih ve 96/16 sayılı Men-i muhakeme kararının verildiği, askeri göreve ilişkin suçlamalar için (askeri aracı özel işlerde kullanmak, zimmet, emre itaatsizlikte ısrar) 1 nci Ordu K.lığı Askeri Savcılığınca 12.12.1996 tarih ve 1986/76471 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı, kararının verildiği; buna karşılık davacının emrindeki astsubaylardan J.Kd. Üçvş. Asım Çelik hakkında kadın ticaretiyle uğraşan bir kişiden rüşvet aldığı iddiasıyla Yalova C.Başsavcılığının 25.7.1996 tarih ve 1996/912-41 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, ayrıca davacı hakkında da Yalova C.Başsavcılığınca sürdürülmekte olan bir soruşturma bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, belirtilen bu takipsizlik ve men-i muhakeme kararlarıyla davacı hakkındaki iddiaların gerçek dışı olduğunun saptandığını ve böylece dava konusu atama işleminin hukuken dayanaksız kaldığını ileri sürmekte ise de bu görüş hukuki gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bilindiği gibi idare hukuku alanında kamu hizmetinin düzenli, sürekli, etkin ve verimli biçimde yürütülmesi ve böylece kamu yararının gerçekleştirilmesi amaç ve zorunluluğu söz konusudur. Belirtilen bu amaçlara ulaşılmasının, kamu görevlilerinin sadece ceza hukuku kurallarına uygun davranmalarıyla sağlanamayacağı bir gerçektir. Öğretide Onar'ın belirttiği üzere: İdare fonksiyonu Devletin gayesini, yani umumi ihtiyaçları karşılamak, umum için lüzumlu, faydalı ve iyi olan neticeleri istihsal etmek üzere müteaddit ve çeşitli hareketleri ihtiva eden ameli, mütemadi, sürekli faaliyetleri içine alan bir fonksiyondur. O sadece lüzumlu, iyi ve faydalı neticeler istihsal etmek üzere hukuk nizamının çevresi içinde ve bu nizam vasıtası ile icra edilen bir fonksiyondur, bu nedenle idare, her gün değişen ihtiyaçları karşılamak, ferde faydalı, iyi olan işleri başarmak, Devleti gayesine ulaştırmak için hukuki, fiili birçok faaliyetler icra edecek, maddi neticeler elde etmeye çalışacaktır. Bu bakımdan, idare fonksiyonu hukuk sahasından, hukuk kaidelerinin icrasından, kanuni ve kazai tasarruf hükümlerinin yerine getirilmesinden başka fiili tasarruflar, faydalı ve iyi işler yapmakla mükelleftir. (Sıddık Sami ONAR, İdare Hukukunun Umumi Esasları, İstanbul 1966, Cilt 1.5.4-7)
Bu nedenle, kamu görevlilerinin kamu hizmetini yürütürken sadece ceza hukuku kurallarının koyduğu sınırlamalara uymakla yetinmeleri ve bu sınırlamalar dışında hareketsiz kalmaları ya da diledikleri gibi davranmaları düşünülemez, kamu hizmetinin düzenli, sürekli, etkin ve verimli biçimde yürütülmesini sağlamak için olumlu ve faydalı davranışlara yönelmeleri, bu yönde çaba göstermeleri, hizmetin düzenliliğini ve sürekliliğini olumsuz etkileyecek davranışlardan ise suç oluşturmasa bile kaçınmaları gerekmektedir. Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek (Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu, m. 3, 7) gibi önemli görevleri bulunan ve bu görevlerinin özelliği nedeniyle halkla yakın ilişki içinde olan Jandarma görevlilerinin ise kamu hizmetinin düzenliliği ve sürekliliği ilkesine uygun davranma konusunda daha fazla titizlik ve özen göstermeleri gerekeceği kuşkusuzdur.
Savunmaya ekli soruşturma belgeleri bu açıklamalara göre incelendiğinde; davacının Yalova İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı süre içerisinde hizmet gerekleriyle bağdaşmayan bazı davranışlarının saptandığı, görevinde etkin olamadığı, disiplin ve otorite zafiyetine yol açtığı, yapılması gereken mülki görevlerde aksama olduğu, bu nedenle hizmetin zarar gördüğü anlaşılmaktadır.
Şu hale göre;
Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevine atanmasından sonra ortaya çıkan bu olumsuz durumuna rağmen davacının il Jandarma Komutanı olarak göreve devam ettirilmesi halinde aynı ya da daha başka olumsuz sonuçlar Kocaeli'deki mülki hizmetin yürütülmesi sırasında da doğabilecektir. Bu bakımdan, davacının bu tür sakıncaların söz konusu olmayacağı bir göreve atanmasında zorunluluk bulunduğu ortaya çıkmakta ve dava konusu atama işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, hukuka aykırı bir yanının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy