(5434 S. K. m. 108)
Davacı, 23 Eylül 1996'da kayda geçen dava dilekçesi ile 9 Ocak 1997'de kayda geçen cevap dilekçesinde özelli; Denizli ili, Balkan ilçesi, Merkez Mahallesinden İbrahim oğlu 1313 doğumlu İdris'in oğlu olduğunu, babasının askerlik görevi sırasında sağ bacağının şarapnel parçası ile koptuğunu ve malûl olduğunu, ölünceye kadar Askeri Tekaüt Maaşı aldığını, babasının vefatı ve kendisinin çalışamaz ve muhtaç duruma düşmesini müteakip 15.6.1995 tarihinde, babasından dolayı yetim aylığı bağlanması konusunda Kuruma yaptığı müracaatının muhtaç olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, muhtaç olup olmadığı konusunda müracaatı üzerine Baklan İlçe İdare Kurulunca 14.3.1996 gün ve 43 Sayılı Muhtaçlık belgesinin verildiğini, ancak T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden yeniden araştırma yapması üzerine, İlçe İdare Kurulu, üç oğlunun imam ve yıllık gelirinin 20.616.420 TL. olması nedeniyle, kendisine verilen 14.3.1996 tarih ve 43 sayılı belgeyi iptal ettiğini ve muhtaç olmadığına dair 16.05.1996 gün ve 92 sayılı belgenin tanzim edildiğini ve muhtaç olmadığına karar verildiğini, halbuki oğullarının kendisine yardım edecek durumda olmadıklarını, hayatını çalışarak kazanamadığını, bununda Aydın Devlet Hastanesince 21.3.1996 tarihinde tanzim edilen sağlık Kurulu Raporu ile sabit olduğunu, gelirinin asgari ücretin altında olduğunu, bu koşullarda muhtaç kabul edilerek aylık bağlanması gerektiğini ileri sürerek yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyadaki belgelere göre; davacının 15.6.1995 tarihinde Davalı Kuruma başvurarak İstiklal Harbinde malûl olan babasından dolayı yetim aylığı bağlanmasını istediği, Davalı Kurumun savunmada açıklanan nedenlerle yetim aylığı bağlanmasına olanak bulunmadığını 22.7.1996 tarihli yazı ile davacıya işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açtığı anlaşılmıştır.
Davacının babasının İstiklal Harbinde malûl olduğu ve vefatına kadar 3 ncü dereceden maluliyet maaşı aldığı konusunda tarafların bir itirazı bulunmamaktadır.
Kanıtlanan bu olgular ise davacıya, 11 Ağustos 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanununun 25, 26, 44, 45, 46 ve 47 nci maddeleri gereğince yetim aylığı bağlanmasını gerektirmektedir.
Gerçekten, Askeri Tekaüt ve İstifa Kanununun 25 ve 26 ncı maddeleri kimlere ve ne kadar maluliyet maaşı bağlanacağını, 44, 45, 46 ve 47 nci maddeleri ise, malûl kişinin vefatını müteakip kalan aile fertlerine bu maaşın nasıl bağlanacağını açıklamaktadır.
Davacının babası, askerlik görevi sırasında malûl olduğu ve vefatına kadar malûl aylığı aldığı sabit olduğundan, yetim aylığı bağlanabilmesi için 1325 Tarihli Kanunun aradığı koşul davacı için gerçekleşmiş olmaktadır. 20.616.420. TL. gelir elde etmesi nedeniyle, 5434 sayılı kanunun 108 nci maddesi gereğince muhtaç olmadığına kara verildiği anlaşılmaktadır.
İl ve İlçe İdare Kurullarının muhtaçlık konusunda tesis ettikleri idari işlemlere karşı ilgili veya sandık tarafından Danıştay'da dava açılabileceği 5434 sayılı yasanın 108/3 maddesinde öngörüldüğünden, davacının muhtaç olmadığına ilişkin Baklan İlçe İdare Kurulunca tesis edilen 16.05.1996 tarihli İdari işlemin tek başına dava konusu olduğunda hukuka uygunluğunun genel idari yargı yerince denetlenmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte, olayda bu idari işlem, dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminin sebebini oluşturmakta ve bu nedenle iki işlem arasında sıkı bir bağlılık bulunmaktadır. Gerçekten yetim aylığının 1325 Tarihli Kanundaki koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık sadece muhtaçlık olgusuna ilişkindir. Baklan İlçe İdare Kurulunca davacının muhtaç olmadığına karar verildiği için davacıya yetim aylığı bağlanmamıştır.
Mahkememizce dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminin hukuka uygunluğu denetlenirken işlem sebep unsuru yönünden de denetleneceğine göre dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan İlçe İdare Kurulunun muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesi zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalara göre olayda bir işlemler dizisi söz konusu olup muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlem ön koşul niteliğinde, yetim aylığı bağlanmaması işlemi ise asıl işlem (amaç ya da sonuç işlem) niteliğinde bulunmaktadır. Amaç işlemin oluşumuna kadar aynı yada değişik merci ve organların irade açıklamalarını gerektiren bu tür işlemler kuram ve uygulamada zincir işlemler olarak adlandırılmaktadır.
Bu olayda da bir zincir işlem söz konusu olup bu zincir işlem; birbirine sıkı biçimde bağlı olan ön işlem ve sonuç işlemle birlikte bir bütün oluşturduğundan işlemler dizisinde amaç ya da sonuç işlemi oluşturan yetim aylığı bağlanmaması işleminin denetimi, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin denetimini de zorunlu olarak içermektedir. Bu nedenle, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin hukuka uygunluğu konusunda ortaya çıkan uyuşmazlığın bekletici sorun sayılması yoluna gidilmemiş ve bu konuda da hukuka uygunluk denetimi mahkememizce yapılmıştır.
Söz konusu açıklamalardan sonra yapılan incelemeye göre; davacının muhtaç duruma düşmüş kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Gerçekten davacının sahip olduğu arazilerinden yıllık 20.616.420 TL. olmak üzere, aylık 1.726.000 TL. gelir elde ettiği, başka bir malı ve kazancı olmadığı anlaşılmaktadır. Hastalığı nedeniyle, çalışamaz durumda olduğu için başka bir kazanç elde edilmesine de olanak bulunmamaktadır. Hasta ve yaşlı oluşuna bağlı, olarak sık sık ortaya çıkabilecek sağlık harcamaları da göz önüne alınırsa davacının elde ettiği ve yürürlükteki asgari ücretin (Net: 5.700.000 TL.) altında kalan 1.726.000 TL. tutarındaki gelirin günümüzün ekonomik koşulları sürekli artan hayat pahalılığı ve devam eden yüksek enflasyon karşısında davacıya sağlıklı yaşama koşullarını sağlamaya ve asgari ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmayacağı açıktır. Bu koşullarda davacıyı muhtaç duruma düşmüş kabul etmek gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan bütün bu nedenlerle, 1325 tarihli yasanın ilgili ve 5434 sayılı yasanın 74 ncü maddeleri gereğince yetim aylığı almaya hak kazanmış olduğu anlaşılan davacıya yetim aylığı bağlanmaması işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy