(1602 S. K. m. 69)
Dairemizin tavzihi istenen 18.3.1997 tarih ve E. 1996/815, K. 1997/219 sayılı kararında; davacı uzman erbaşın sözleşmenin kendi isteği ile uzatılmaması nedeniyle 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca ikramiyeye müstahak olduğu, ancak karar tarihine dek kendisine bu ikramiyenin ödenip ödenmediğinin davalı idarece açıklığa kavuşturulamadığı, bu durumda antları ödemenin davacıya yapılmadığı kabul edilerek, davacının müstahak olduğu ikramiye tutarının ödenmemesi işleminin iptaline ve ödenmeyen ikramiye tutarının hükmen tazminine karar verildiği, davalı idarenin tavzih istemini havi yazısı ekindeki 10. P. Tuğ. K. lığının 28.5.1997 tarihli yazısı ve ilişik belgelerden, davacıya 247.839.000. TL. tutarındaki ikramiyenin 31.8.1996 tarihinde tahakkuk ettirilerek ödenmiş olduğu, ancak bu ikramiyenin hesabında Maliye Bakanlığının 3.7.1996 tarihli yazısı uyarınca OHAL bölgesinde görev yapanlara ödenen ek tazminatın dikkate alınmadığı, Mahkememiz iptal kararı sonrasında karar gereğinin yerine getirilmesi aşamasında ikramiye hesaplanmasında ek tazminatın dikkate alınması konusunda tereddüde düşülmesi dolayısıyla, davalı idareden görüş sorulduğu, davalı idarenin de 10. P. Tuğ. K. lığının bu talebini tavzih adı altında mahkememize ilettiği görülmektedir.
1602 sayılı Kanunun 69 ncu maddesinde Daireler ve Daireler Kurulundan verilen kararlar müphem ise yahut birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıyorsa, taraflardan her biri kararın tavzihini veya aykırılığın kaldırılmasını isteyebilir... denilmektedir.
Dairemizce verilen iptal kararı, davalı idarece davacıya ikramiye ödenmediği kabulüne dayalı bulunmakta olup; gerçekte, karar tarihinden önce davacıya 247.839.000. TL. tutarında ikramiye ödendiği anlaşılmaktadır. Kararımızda belirtilen, ...davacının müstahak olduğu ikramiye tutarı..."nın kapsamına Ek tazminatın dahil edilip edilmeyeceği hususu, sözkonusu ilamda tartışma konusu yapılmamıştır. Çünkü, karar tarihinde davacıya bu konuda bir ödemede bulunulduğuna ilişkin herhangi bir bilgi mahkememize ulaşmamıştır. Bu nedenle, kararda ikramiye tutarının ne şekilde hesaplanması gerektiğine ilişkin bir değerlendirmeye gidilmemiş; dava dilekçesinde de davacıya verilmesi gereken tazminatın ödenmediği ifade edildiğinden, davacının idarece hesaplanacak müstahak olduğu ikramiye tutarının hükmen tazmini yönünde hüküm tesis edilmiştir. Bu durumda, davalı idarece ek tazminat kapsam dışı tutulmak suretiyle davacıya ikramiye ödendiğine göre; kararımız sonrasında ilamda belirtilen ... davacının müstahak olduğu ikramiye tutarı... ibaresinin kapsamına, ek tazminatın ilavesi suretiyle hesaplanacak ikramiye tutarının dahil olup olmadığı konusunda doğan tereddüdü gidermek ve müspet yada menfi yönde yeni bir işlem tesis etmek davalı idareye düşen bir yükümlülüktür.
Karar tarihine kadar Dairemizin bilgisi dışındaki hususlar nedeniyle, iptal kararının yerine getirilmesi aşamasında doğan tereddüt gerekçesiyle hükmün tavzihi istenemez. Esasen, 1602 sayılı Kanunun 69 ncu maddesinde belirtilen kararın müphemliği ya da kararda birbirine aykırı hüküm fıkralarının mevcudiyeti koşullarının olmadığı gayet açıktır. Dairemizin, doğan hukuki bir sorun nedeniyle görüş bildirme gibi görevi ve fonksiyonu da bulunmadığından; idarenin alt birimince istenen bir görüşe davalı idare tarihe mahkememizden bir cevap verilmesinin beklenmesinin ne denli mevzuata uygun düşeceği ortadadır.
Açıklanan nedenlerle; 1602 sayılı Kanunun 69 ncu maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmeden davalı idarece istenen TAVZİH İSTEMİNİN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy