(926 S. K. m. 118)
Davacı vekili 13.6.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 13.9.1996 tarihinde kayda geçen cevap dilekçesinde özetle; davacının Hakkari İl Jandarma K.lığı emrinde görevliyken 1996 yılında Kayseri İl Jandarma K.lığı emrine atandığını, Kayseri'nin davacının atanmak istediği yerler arasında bulunmadığını, davacının 17 yıllık meslek yaşımı boyunca birçok atama gördüğünü ve atandığı illerde de çeşitli görev yerlerinde çalıştırıldığını, yapılan bu atamalarda yönetmeliğin 5 nci maddesinde yer alan Personelin bir garnizondaki hizmet süresini bitirmeden atanma durumuna düşmemesi ve asgari derecede yer değiştirmesi için, atanmalar birkaç yıl sonraki durumu hesap edilerek yapılır. Kuralına genel olarak uyulmadığını, davacı ile emsal durumda olan ve birinci bölgede görev yapmakta olan birkaç astsubayın 1996 yılı atamalarında yine birinci bölge içindeki illere atandıklarını, ikinci bölgede görev yapmakta olan davacının ise bugüne kadar Akdeniz ve Ege bölgelerinde hiç görev yapmadığı ve birçok atama gördüğü halde istekli olmadığı İçanadolu Bölgesine atandığını, oysa davacının gerek nitelikleri (özverili, uyumlu ve başarılı olması) ve gerekse hizmet safahatı bakımından Akdeniz veya Ege bölgelerine atanmayı hak etmiş olduğunu, bu bakımdan dava konusu atama işleminin eşitlik, adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davanın dayandırıldığı bu olgulara çözümü gereken uyuşmazlık, davacının ikinci bölgedeki hizmetini tamamladıktan sonraki atamasının birinci bölge içinde Akdeniz veya Ege bölgelerindeki garnizonlardan birine yapılmasının gerekip gerekmediği konusundadır.
Konuyla ilgili olarak TSK. Personel Kanunu (m. 118) ile Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmelikte (m.3): Subay ve Astsubayların, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tesbit edilen bölge ve garnizonlara sıra ile atanacakları belirtilmekte; yönetmeliğin Jandarma Genel Komutanlığına ait özel hükümleri içeren bölümündeki 78 nci maddesinde de: Atanma ve yer değiştirmeler, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi, kadro yerleri ve personelin safahatı esas olmak üzere garnizonlar arasında sıra ile yapılır. Hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin 77 nci maddesinde ise: Yurdumuzun atanma ve yer değiştirme bakımından jandarma subay ve astsubayları için birinci bölge ve ikinci bölge olmak üzere iki bölgeye ayrıldığı, vb. bölgeler içerisindeki garnizonların ise beş derece üzerinden A, B, C, D ve E garnizonları olarak ayrıldığı belirtilmektedir.
Açıklanan bu yasal düzenlemede atanma ve yer değiştirmeler için coğrafi bölge ayırımının esas alınmadığı, yurdumuzun olanaklar ve gelişmişlik düzeyi bakımından iki bölgeye ve bölgeler içinde garnizonlara ayrıldığı, atamaların bu iki bölge ve garnizonlar arasında sıra ile yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, atamaların coğrafi bölge sıralaması izlenerek yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Esasen personelin, coğrafi bölge ayırımına göre her zaman belli bir sıra izlenerek atanmasına kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından olanak da yoktur. Zira doğaldır ki önceden bilinmesine olanak bulunmayan çok çeşitli hizmet ihtiyaçları ve zorunlulukları, personelin olanaklar ve gelişmişlik düzeyi bakımından iyi bir bölgeden alt düzeydeki bir coğrafi bölgeye yada aynı bölge içinde bir garnizona atanmasını gerektirebilecektir.
Şu halde, atamaların coğrafi bölge sıralaması izlenerek yapılması zorunluluğu bulunmadığına göre personelin bir coğrafi bölgede görev yaptıktan sonra hangi coğrafi bölgeye atanacağını saptama konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Ancak idarenin bu yetkisinin dilediği gibi kullanabileceği de ileri sürülemez. Çünkü bilindiği gibi idareye tanınan takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup kamu yararı kişi yararı karşıtlığı bağlamında dengeli biçimde kullanılması gerekmektedir.
Olayda davalı idarenin bu takdir yetkisini dengeli biçimde ve hukuka uygun olarak kullandığı sonucuna varılmaktadır. Zira hizmet safahatı incelendiğinde, gerek görev yaptığı garnizonlar ve gerekse buralarda kaldığı süreler bakımından bir mağduriyetinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten hizmet safahatına göre, davacının 1980-1983 yılları arasında Karsda, 1983-1986 yılları arasında İstanbul'da, 1986-1990 yılları arasında Çukurova ve Şırnakta, 1990-1994 yılları arasında Giresun'da ve 1994-1996 yılları arasında Hakkari'de görev yaptığı görülmektedir. Böylece meslek yaşamının dokuz yılının doğu ve güneydoğu bölgelerinde geçmesine karşılık yedi yılının da Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde ve Sahil illerinde geçtiği anlaşılmaktadır. Son olarak atandığı yer ise sahil bölgesi olmamakla birlikte birinci bölge A garnizonudur. Şu hale görev davacının belirtilen bu atanma ve yer değiştirme süreci içerisinde mağduriyetine yol açan bir dengesizlik yoktur.
Öte yandan, emsallerinin Sahil yerlerine atanmış olmaları davacının da mutlaka bir sahil bölgesine atanmasını gerektirmez. Çünkü yukarıdaki safahatına göre kendisinin iki kez sahil illerinde görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan emsallerine göre bir haksızlığa uğraması söz konusu değildir.
Belirtilen bu olgu ve nedenler karşısında, dava konusu atama işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy