(1086 S. K. m. 91)
Davacı 27 Eylül 1996 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 66. Tüm.26.P.AI.3.Tb.9Bl.eri iken 1954 yılında göreve gidiş esnasında askeri aracın devrilmesi sonucu sakat kaldığından ve kendisine vazife malûllüğü aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun davalı kurumca reddedilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle tesis edilen olumsuz işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İncelenen dava dosyası ile Başsavcılıkla getirtilen işlem dosyasının incelenmesinden, bundan 43 yıl kadar önce askerlik hizmetini ifa ederken sakatlandığı iddiası ile çok sayıda vazife malûllüğü aylığı bağlanması için davalı kuruma başvuran davacıya red cevabı verildiği, ret işleminin iptali talebiyle açtığı davanın Danıştay 10 ncu Dairesinin 29.4.1976 tarih ve E. 975/207, K. 976/1022 sayılı kararıyla davacının feragati üzerine ve bu nedene dayalı olarak davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığı, davacının süregelen idari başvurularının keza reddi üzerine çok sayıda açtığı davaların da reddedildiği, görülmekte olan bu davadan bir önceki aynı konuda açtığı davanın da AYİM. Birinci Dairesinin 2 Şubat 1993 tarih ve E. 992/1087, K. 993/75 sayılı kararı ile Davacının aynı feragat nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verilerek Danıştay tarafından sonuçlandırdığı gerek davacının beyanından gerekse davalı idarenin savunmasından anlaşılmaktadır.
Feragatle sonuçlanan diğer dava ile ilgili kararlar dava dosyasında bulunmadığından bu davanın hangi nedenle reddine karar verildiği ve kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği incelenmemekte ise de (1,5 yıllık başvuru süresi içerisinde idareye başvuruda bulunmadığı gerekçesiyle davalar süre yönünden reddedilmiş ise 5434 sayılı Kanunun Geçici 196 ncı maddesi ile yeniden bir başvuru süresi tanındığından, bu yeni davada kesin hüküm engeli söz konusu olmayacaktır) davalardan biri feragat nedeniyle sonuçlandırılmış bulunduğundan diğer kararların incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
Zira, davasından feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan vazgeçmektedir. Eğer dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istenmiş olan hak gerçekten mevcut idi ise, bu hak, davacının davasından feragat etmesiyle düşer. Buna karşılık, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istenmiş olan hak gerçekten mevcut değil idi ise, davacı, davasından feragat etmekle bu hakkın mevcut olmadığını bildirmiş sayılır. Her iki halde de, davadan feragat ile düşen veya mevcut olmadığı bildirilen hak, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava konusu yapılamaz, Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Dördüncü Baskı, 1982 Cilt 3, Sh. 2556).
Esas haktan feragat, maddi hukuka dayanan savunma vasıflarından olup, maddi hukuk anlamında bir itirazdır. Bu nedenle hakim kendisine usulüne uygun biçimde sunulan dava malzemesinden, dava konusu yapılan hakkın mahkeme dışında esas haktan feragat edilmiş olması nedeniyle son bulduğunu öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir, (age. Sh.2616) Davacı belirtilen davada feragat edilmesinin yeni bir başvuru süresi tanınması nedeniyle idarenin yeni bir eşlem yapacağı ümidiyle koşullu olarak yapıldığını iddia etmiş ise de, yeni bir işlem tesisi için açılmış bulunan davadan feragat edilmesi zorunlu olmadığı gibi, davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık ve bununla ilgili dava esastan sona erdiğinden (ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden) koşula bağlı feragat geçerli değildir, (age. sh.2574)
Bu davada belki de Danıştay tarafından 1976 yılında feragat üzerine verilen kararın görevli mahkeme tarafından verilmemiş olması nedeniyle tereddüde düşülebilir.
Görevsiz mahkemeye karşı yapılan feragat beyanı da geçerlidir. Yani, görevsiz mahkemedeki davadan (tamamen) feragat ile uyuşmazlık sona erer. Bu halde, görevsiz mahkemenin görevsizlik kararı vermeden, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermesi gerekir. Görevsiz mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapması ve karar vermesi söz konusu değildir. Bu nedenle, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli bir dava koşulu olan görev konusunu incelemesine ve görevsizlik kararı vermesine gerek yoktur, denmek suretiyle reddedildiği, genel idari yargıda davasını kabul ettiremeyen davacının şansını denediği Askeri Yüksek İdare Mahkemesinden de red kararıyla karşılaştığı, bundan sonra tekrar genel idari yargıya dönüş yaparak aynı konuda ve aynı hukuki sebeple iptal davası açtığı Ankara 10 ncu İdare Mahkemesince verilen görev yönünden red kararından sonra Mahkememizde bu davayı açtığı, iddialarının yargılanmasının yenilenmesi anlamında kabulüne imkan olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla önceki gerekçemiz esas olmak üzere DAVANIN KESİN HÜKÜMLE REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy