(Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı, 27.11.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Askeri Hastaneler Yönetim Yönergesine göre ancak Eğitim Hastanelerindeki diş servislerinde Servis şefi kadrosunun bulunduğunu, diğer hastanelerdeki, diş servislerinde servis şefi bulunmadığı, ayrıca kendisinin görevli olduğu Hava Hastanesinin, TMK. sına göre diş servisinin Cerrahi Hastalıklar Bölüm Şefliğine bağlı olduğunu, bu nedenle 5.5.1994-5.5.1995 tarihleri arasında kendisi hakkında birinci sicil üstü olarak Cerrahi Hastalıklar Bölüm şefinin sicil vermesi gerekirken Hv.Diş Tbp.Alb.(A)'nın yetkisiz ve sübjektif olarak sicil verdiğini ileri sürerek hakkında yetki yönünden sakat olarak tesis edilen 1994 yılı birinci sicil üstü sicilinin ve bu sicile göre belirlenen sicil kıdem sıralaması işleminin iptaline ve 5.000.000. TL. manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Özlük dosyasının incelenmesinden; 1994 yılı sicil döneminde davacı hakkında Hv. Diş Tbp.Alb.(A)'nın Diş Servis Şefi sıfatıyla birinci sicil üstü olarak sicil notu takdir ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının iddiaları karşısında, Hv. Diş Tbp.Alb.(A)'nın davacının birinci sicil üstü olup olmadığının, başka bir anlatımla birinci sicil üstü olarak davacı hakkında sicil düzenlemeye yetkili olup olmadığının saptanması gerekmektedir.
Bilindiği gibi Subay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesinde; sicil yazmaya yetkili birinci sicil üstlerinin, karargah ve kurumlarda en az kısım amiri ve eşidi ile daha üst görev yerlerinde bulunan komutan veya amirler oldukları belirtilmektedir. Bu hükme göre, karargah ve kurumlarda en az kısım amiri veya eşidi statüsünde bulunan bir amirin birinci sicil üstü sıfatıyla sicil yazmaya yetkili olacağı anlaşılmaktadır.
Buna göre, dava konusu uyuşmazlığın çözümünün, Hv.Diş Tbp.Alb.(A)'nın 1994 yılı sicil döneminde kısım amiri veya eşidi statüsünde bir amir olup olmadığının saptanmasına bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Ara kararımız ile davalı idareden istenen ve 26.6.1997 tarihli yazı ile verilen bilgiler ve gönderilen belgeler üzerinde bu yönden yapılan incelemede; davacının görevli olduğu 600 Yt.Hv.Hastanesinin TMK.sında Diş Servisinin Cerrahi Hastalıklar Bölüm şefliğine bağlı olduğu ve 1994 yılı sicil döneminde Diş Servisinde Diş Servis Şefi kadrosunun bulunmadığı, bu nedenle de 1994 yılında Hava Hastaneleri Diş Servislerine Diş Servis Şefi unvanı ile atama yapılmadığı, ancak daha sonra Hava Hastanelerinin TMK.sında 1996 yılında yapılan değişiklikle Diş Servislerinde Diş Servis Şefi kadrosu ihdas edildiği anlaşılmıştır.
Bu araştırma sonuçlarına göre, dava konusu 1994 yılı sicil döneminde Hava Hastaneleri diş servislerinde Diş Servis Şefi kadrosunun bulunmadığı, başka bir anlatımla, belirtilen diş servislerinde Subay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesinde belirtilen anlamda kısım amiri veya eşidi statüsünde bir amirin 1994 yılı sicil döneminde bulunmadığı, ancak 1996 yılındaki değişiklikle böyle bir kadro ve görevin ihdas edildiği ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle, 1994 yılı sicil döneminde davacı gibi 600 Yt.Hv.Hastanesi Diş Servisinde Diş Tabibi kadrosunda uzman olarak görev yapan ve TMK.da Diş Servis Şefi kadrosu bulunmadığı için Diş Servis Şefi olarak atanmamış olan Hv.Diş Tbp.Alb.(A)'nın serviste en kıdemli uzman olduğu için kısım amiri veya eşidi statüsünde bir amir saymaya hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu bakımdan, 1994 yılı sicil döneminde Hv.Diş Tbp.Alb.(A)'nın birinci sicil üstü olarak davacı hakkında sicil yazmaya yetkili olmadığı ve dava konusu 1994 yılı birinci sicil üstü sicilinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davacı kıdem sıra kitabındaki yerinin düzeltilmesine yönelik olacak biçimde kıdem sıralaması işleminin de iptaline karar verilmesini istemiş ise de, sicil notuna ilişkin iptal kararı idarece uygulandığında kıdem sıralamasının da yeniden yapılması gerekeceğinden kıdem sıralaması konusunda ayrıca bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.
Davacının manevi tazminat istemi de kabule değer görülmemiştir. Çünkü yetki unsuru yönünden sakat bulunan işlemin içeriği, davacının hukuki ve fiili durumuna etkisi ile diğer unsurları açısından davacının şahsiyet haklarına zarar verici bir sonuç doğurmadığı kabul edilmiş bu nedenle, manevi tazminat isteminin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bütün bu nedenlerle,
1- Davacı hakkında 1994 yılı sicil döneminde birinci sicil üstü sicili olarak takdir edilen sicil notunun yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından İPTALİNE.
2- Yasal dayanaktan yoksun olan MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy