(205 S. K. m. 26)
Davacı, 09.12.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; GATA Sağ. Krl. nun 28.06.1996 tarihli T.S.K.de görev yapamaz raporu üzerine 18.02.1997 tarihinde emekli olduğunu, kendisine malûliyet yardımı yapılmasına dair davalı kuruma yaptığı başvuru üzerine 03.10.1997 tarihinde davalı kurumca isteminin reddedildiğini, tesis edilen işlemin gerekçesinin GATAca verilen ek raporun yetersizliğine dayandığını öğrendiğinde, GATA K.lığına yaptığı başvuru sonunda sağlık durumuyla ilgili OYAKın aradığı şekilde ek rapor tanzimi yoluna gidildiğini, akabinde de OYAKın 07.11.1997 tarihli işlemi ile kendisine 1.332.227.500.-TL yardım ödendiğini, 14.11.1997 tarihinde davalı kuruma yazdığı dilekçesi ile 19.02.1997 tarihinde yapılması gereken tam ve daimi malûliyet yardımının 07.11.1997 tarihinde ödenmesi nedeniyle, 8 ay 17 günlük bir gecikme olduğunu, bu nedenle kendisine yapılan ödemede, ödeme tarihindeki albay maaşının dikkate alınması gerekirken, 19.02.1997 tarihindeki albay maaşına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, eksik hesaplanan 687.772.500.TL.nın ödenmesini talep ettiğini, ayrıca 02.12.1997 tarihli dilekçesi ile söz konusu gecikme dolayısıyla davalı kurumdan en az ikraz faizi oranında faiz talep ettiğini, ancak her iki isteminin de reddedildiğini belirterek; aksine tesis edilen işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının astsubay statüsünde iken GATA Sağlık Kurulunun 28.06.1996 tarih ve 4080 Sayılı raporu ile Kronik HBV enfeksiyonu teşhisiyle D/52 F.3 TSKde görev yapamaz kararı verildiği, bu raporun 12.09.1996 tarihinde onaylanmasından sonra 22.01.1997 tarihinde adi malûlen emekliye ayrılması yönünde işlem tesis edildiği, 18.02.1997 tarihinde TSK ile ilişiğinin kesildiği ve aynı tarihte tahsis belgelerinin Dz.K.K. lığınca davalı kuruma gönderildiği, davacının da 19.02.1997 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak kendisine malûliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, OYAK Gnl.Md.lüğünün 18.03.1997 tarihli yazısı ile GATA K.lığından davacının vücut fonksiyon kayıp oranını gösterir ek raporun düzenlenerek gönderilmesinin istendiği, bu yazıya bir cevap verilmemesi üzerine, bu kez 06.08.1997 tarihinde GATA K.lığına yazılan yeni bir yazı ile davacının tam ve daimi malûl addedilebilmesi için, hastalığının tedavisinin mümkün olup olmadığının ve bu hastalıktan dolayı fikren veya bedenen bir işle meşgul olmak imkanından kesin olarak mahrum kalıp kalmadığının ek raporla bildirilmesinin istendiği, GATA Sağlık Kurulunun 17.09.1997 tarihli ek raporu ile ..... adı geçen personelin hastalığının kesin tedavisi mümkün değildir. Bu hastalığından dolayı ağır bedeni faaliyet gerektiren işlerde çalışamaz. Ancak fikren ve zihinsel olarak faaliyet gerektiren işlerde çalışabileceğinin... belirtildiği, bu rapor üzerine davalı kurumun 03.10.1997 tarihli işlemi ile davacıya tam ve daimi malûliyet yardımı yapılamayacağının belirtildiği, davacının 03.10.1997 tarihli dilekçesiyle GATA K.lığına başvurarak bu rapora itirazda bulunduğu, bu kez GATA Sağlık Kurulunca düzenlenen 08.10.1997 tarihli ek raporda .... hastalığından dolayı bedenen çalışamayıp fikren çalışabileceğini bildirir rapordur... denildiği, davacının bu yeni ek raporla birlikte 22.10.1997 tarihinde davalı kuruma başvurarak talebini yenilediği, OYAK Gnl. Md. lüğünün 27.10.1997 tarihinde her iki ek raporla birlikte GATA K.lığına başvurarak, hangi ek rapora itibar edileceğini sorduğu, GATA K.lığının 04.11.1997 tarihli cevabı yazısı ile 2. ek raporun 1.ek raporun devamı niteliğinde olduğu ve ilk raporda düzeltme yapıldığını gösterdiğinin belirtilmesi üzerine, davalı kurumca 07.11.1997 tarihinde davacıya 1.332.500.000.-TL tam ve daimi malûliyet yardımı ödemesinde bulunulduğu, davacının 14.11.1997 tarihli dilekçesiyle davalı kuruma başvurarak, kendisine yapılan yardımın 19.02.1997 tarihindeki albay maaşı dikkate alınarak hesaplandığını, oysa ödeme tarihinde (7.11.1997) yürürlükte olan albay maaşı dikkate alındığında 2.020.000.000.-TL. ödenmesi gerektiğini, dolayısıyla kendisine 687.772.500.-TL. eksik ödemenin söz konusu olduğunu belirterek, bu yanlışlığın düzeltilmesini istediği, davalı kurumun 27.11.1997 tarihli işlemi ile davacının bu konudaki talebinin reddedildiği, davacının 02.12.1997 tarihli dilekçesi ile davalı kuruma yeniden başvurarak bu sefer 8 ay 17 günlük gecikme nedeniyle OYAKın kendisine en az ikraz faizleri oranında faiz ödemesi, ayrıca tazminatı hak ettiği 18.02.1997 ile ödeme yapılan 07.11.1997 tarihleri arasında kendisine yasal faiz ödenmesini talep ettiği, bu talebinin de 04.12.1997 tarihli işlemle reddi üzerine, söz konusu menfi işlemlerin iptali için 09.12.1997 tarihinde AYİMde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
205 sayılı OYAK Kanununun tam ve daimi malûliyet yardımını düzenleyen 26/ a maddesinin üçüncü fıkrasında Hastalık sebebiyle yapılacak tam ve daimi malûliyet yardımı, malûliyet halinin tespitinden bir sene sonra ödenir. hükmü yer almaktadır. Davacının, hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporu üzerine 22.01.1997 tarihinde adi malûlen emeklilik işlemine tabi tutulduğu ve 18.02.1997 tarihinde TSK. ile ilişiğinin kesildiği maddi bir vakıadır. Davalı Kurum, davacının malûliyet halini ilk kez tahsis belgelerinin kendisine Dz. K.K.lığınca iletildiği 18.02.1997 tarihinde öğrenmiş; davacının 19.02.1997 tarihinde yaptığı yardım yapılması talebi üzerine, malûliyet halinin tam ve daimi malûliyet yardımı yapılmasını gerektirip gerektirmediğinin tespiti için GATA K.lığından ek rapor talebinde bulunmuştur. Bu, esasen davalı kuruma 205 sayılı Kanunun 26/a maddesi ile yüklenmiş bir mükellefiyettir. Davacının, sağlık kurulu raporuyla belirlenen malûllüğü nedeniyle, bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kaldığı saptanmadıkça, kendisinin tam ve daimi malûliyet yardımına müstahak olamayacağından kuşku yoktur. Ancak bu tespit yapıldıktan sonradır ki, davalı kurum yönünden ödeme safhasına geçilebilecektir. Ne var ki, 26/a maddesinin sözü edilen fıkrasında yasa koyucu yalnızca hastalık nedeniyle yapılacak tam ve daimi malûliyet yardımının, bu tespit yapıldıktan bir sene sonra ödenebileceği doğrultusunda taliki bir şart getirdiğinden; davacı yönünden aynı zamanda bu sürenin de geçmesi gerekli bulunmaktadır.
Dava konusunda, davacının malûliyetine ilk kez 18.02.1997 tarihinde ıttıla kesbeden davalı idarenin, davacının söz konusu malûllüğü nedeniyle bir işle meşgul olma imkanından kati surette mahrum kaldığını saptama tarihi, davacının lehine olarak düşünüldüğünde dahi en erken 08.10.1997 tarihli ek raporun düzenlendiği tarih olarak kabul edilmelidir. Bu durumda, davacıya yapılacak ödeme en erken 08.10.1998 tarihinde olacaktır. Davalı idarenin davacının malûliyetini öğrendiği 18.02.1997 tarihi dahi baz alınsa, (ki buna imkan olmadığı ortadadır) davacıya 18.02.1998 tarihinden önce ödeme yapılabilmesine yasal imkan yoktur. Oysa, davacıya 07.11.1997 tarihinde söz konusu yardımın yapıldığı maddi bir vakıa olup; her halükarda yasada öngörülen bir yıllık süre beklenmeden yapılmış bir ödeme mesabesindedir. Bunun doğal sonucu olarak da, davacıya geç yapılmış bir ödeme ve bu nedenle yanlış hesaplamadan veya herhangi bir faiz alacağının doğmuş olduğundan söz edebilmeye hukuken imkan yoktur ve davacının bu yöndeki iddialarının dayanaksız olduğu ortadadır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy