(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100)
Davacı vekili, 15.7.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 13.9.1996 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkili subayın 11 senelik meslek hayatında biri Kıbrıs'ta iken devir-teslim sırasında çıkan açıklarından dolayı görevi ihmal, diğeri firar suçlarından dolayı iki kez yargılamaya tabi tutulduğunu ve henüz bu suçlardan kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunmadığını, ayrıca astından borç para almak suçundan Disiplin Mahkemesine verilmişse de bu suçun zaman aşımı nedeniyle düştüğünü, müvekkilinin firar suçundan dolayı ilgili askeri mahkemece yargılaması sırasında cezai ehliyet yönünden GATA. K.lığına sevkedildiğini ve 22.2.1995 tarihinden beri Psikotik reaksiyon (ayır edilmeyen tip) teşhisiyle GATA Psikiyatri Kliniğinde aralıksız tedavi görmekte olduğunu, en son kendisine 14.6.1996 tarihinde SMK. ile 3 ay istirahat daha verildiğini, ruhi rahatsızlığı sabit olan ve son 1,5 yıldık kıt'a ile ilişiği bulunmaksızın tıbbi tedavi ve istirahat süreci içerisinde bulunan davacının disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmasının, AYİM'nin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına aykırı bulunduğunu, müvekkili hakkındaki tedavi sürecinin bitmesi ve hakkında alınacak kesin rapora göre bir işlem tesisi gerekirken, disiplinsizlik nedeniyle ayrılmasının sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı düştüğünü belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamından, davacının P.Yzb. rütbesi ile TSK.'nde görev yapmaktayken, sıralı sicil üstlerince 25.11.1995 tarihinde düzenlenen Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir şeklindeki sicil üzerine, K.K.K.lığı Personel Başkanlığınca teşekkül ettirilen komisyonda durumunun görüşüldüğü ve komisyonun 16.2.1996 tarihli ayırma kararı sonrasında M.S. B.lığının 21.5.1996 tarih ve 37 sayılı onayı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tekemmül ettirildiği ve işlemin 15.6.1996 tarihinde davacıya tebliğini müteakip, söz konusu menfi işlemin iptali için 15.7.1996 tarihinde ve süresinde AYİM'nde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Subayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde belirtilmiş olup, kadrosuzluk sebebiyle, yetersizlik sebebiyle ve disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olmak üzere üç grupta düzenlenmiştir. Bu maddenin (c) fıkrasında disiplinsizlik ve ahlaki durumlar sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği nerelere gönderileceğinin Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Gnkur. Bşk.lığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Anılan bu hüküm gereğince Subay Sicil Yönetmeliğinin 99. ve 100. maddelerinde belirtilen hususlar düzenlenmiş ve 100. maddenin (b) fıkrasında Kuvvet Personel Başkanlığınca da disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin başlatılabileceği ve bunun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Buna göre sıralı sicil üstlerince haklarında Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenmemiş de olsa Kuvvet ve J.Gn. K.lığı Personel Başkanlığı bir subayın bütün rütbelerdeki safahatını inceleyerek yine aynı yönetmeliğin 99. maddesinde sayılan durumların biri, birkaçı veya tamamı varsa bunları 100. maddenin a/3 fıkrasında belirtilen komisyona sevkedebilirler. Komisyon da inceleme vs değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J.Gn. Komutanının onayına sunar. Kuvvet Komutanı veya J.Gn. Komutanının emekli edilmesini uygun görmediği subay hakkında bir işlem yapılması ancak uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı veya J.Gn. Komutanı tarafından Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenerek Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Bunların Yüksek Askeri Şura kararına sunulup sunulmaması Genelkurmay Başkanının yetkisinde olup şuraya sunulmayanlar Kuvvet Komutanlığı ve J.Gn. K.lığına iade edilir ve bunlar hakkında Kuvvet komutanı veya J.Gn. K.lığının evvelce vermiş olduğu kararı doğrultusunda işlem yapılır. Şuraya sunanlar hakkında ise şura kararı gereğince işlem tesis edilir, denilmektedir.
Yapılan bu açıklamalardan sonra, davacının durumunu bakıldığında; davacı hakkındaki Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin, sıralı sicil üstlerince başlatıldığı ve Kuvvet Komutanlığı tarafından sonuca bağlandığı anlaşılmaktadır.
Gene bilindiği gibi, kamu hizmetlerinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin bu hizmetin iyi yürütülmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla hizmeti yürütecek olan elemanları alırken birtakım vasıflara sahip olmasını araması tabii olduğu gibi aldıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, faydalanma imkanı kalmamış ise yada çok sınırlı ise bunların birikerek idare mekanizmasını felce uğratmasını engellemesi de tabiidir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi bunu sağlayabilmesi maksadıyla idareye tanınmış bir yetkidir. Ancak bu yolda başvururken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi ve değerlendirilmesi de gereklidir. Personeli çalışmaya yöneltebilmek, kendisine çeki düzen verebilmesini sağlayabilmek için başka vasıtalar var iken örneğin sicil gibi yada bununla bağlantılı olarak terfi etmesini veya kademe ilerlemesi yapmasının engelleme yaptırımları mevcutken, doğrudan doğruya Silahlı Kuvvetlerden ayırma müeyyidesinin uygulanması halinde bu yetkinin yerinde kullanıldığını söylemek mümkün olmaz.
Bu açıklama ışığında, davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde durumu incelendiğinde; 30.8.1985 Harp Okulu çıkışlı olan ve disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu tarihte P.Yzb. rütbesinde bulunan davacı hakkında tesis edilen bu işlemin hukuka uyarlı olup olmadığını belirlemede; disiplin, sicil, sağlık ve ahlaki durumunun titizlikle ele alınması, tüm bu hususların tespitinden sonra, sözkonusu disiplinsizliğin tesis edilen ayırma işlemini haklı kılar yoğunlukta olması gerekmektedir.
Davacının disiplin ve adli safahatının incelenmesinde; 28.12.1989 tarihinde bir ere izin verilmesindeki hatası nedeniyle Tb. Komutanınca şiddetli tevbih cezası verildiği 22.4.1994 tarihinde kılık kıyafet bozukluğu ve disiplinsiz davranışları nedeniyle Tb. Komutanınca 3 gün oda hapsi cezası ile tecziye edildiği, 7.5.1994 tarihinde Bölük Komutanlığındaki zafiyeti dolayısıyla Alay Komutanınca yazılı olarak uyarıldığı, Kıbrıs'ta görevli iken 1994 yılı atamaları ile Türkiye'ye atanması nedeniyle devir teslimde bir kısım malzemenin eksik çıkması dolayısıyla KTBKK. lığı As. Savcılığının 16.5.1995 tarih ve 1995/17-169 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile memuriyet görevini ihmal suçundan dava açıldığı ve henüz yargılamanın derdest olduğu, 4.Mknz.P.Tuğ.K.lığında görevli bulunduğu sırada 7.11.1994 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle Çorlu Askeri Hastanesi Üroloji Kliniğine sevkedildiği, ancak 12.12.1994 tarihine kadar kıt'asına dönmediği ve bu tarihte kendiliğinden geri geldiği, bu fiili nedeniyle 2. Kor.As.Savcılığının 15.12.1994 tarih ve 1994/1495-856 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile davacı hakkında firar suçundan dava açıldığı, bu suçtan yargılaması devam ederken şuurunun tetkiki için 2.Kor.As.Mah.ce GATA K.lığına sevkedildiği ve 22.2.1995 tarihinde GATA Psikiyatri Kliniğine yatırıldığı, anılan hastane Sağ.Krl.nun 23.3.1995 tarih ve 1933 sayılı raporu ile Psikotik Reaksiyon (ayırt edilmeyen tip) teşhisiyle SIVIK. 3 ay istirahat kararı verildiği, ardından da aynı hastane Sağlık Kurulunun 21.6.1996 (SMK. 3 ay istirahat), 20.9.1995 (SMK. 3 ay istirahat), 28.12.1995 (SMK. 3 ay istirahat) ve 14.6.1996 (SMK. 3 ay istirahat) tarihli raporları ile aynı teşhisle (Psikotik reaksiyon ayırt edilmeyen tip) kıt'asından uzak tedavisinin kesintisiz bir şekilde devam ettiği, diğer bir delişle, davacının 22.2.1995 tarihinde davacı istirahatli iken düzenlendiği ve TSK. ile ilişiğinin kesildiği 14.6.1996 tarihinde dahi davacının ruhi rahatsızlığı nedeniyle istirahatinin devam etmekte olduğu, iki tanesi OHAL bölgesindeki içgüvenlik operasyonlarında başarıları nedeni ile toplam beş adet yazılı takdirinin bulunduğu, 1995 yılı sicili hariç sicillerinin iyi-pekiyi düzeyde bir seyir izlediği, 1995 yılı sicilinin ise (davacı bu sicil yılında firar etmiştir) kademe ilerlemesi yapabilecek düzeyde takdir edildiği, ancak tüm sicillerinin ortalamasının peki düzeyde olduğu, bu davanın açılmasından sonra davacı hakkındaki firar suçundan yargılamanın sonuçlandırıldığı ve 2. Kor.K.lığı As.Mah.nin 17.19..1996 tarihli kararı ile suçu sabit görülerek 1 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yine davacının sağlık durumunun incelenmesinde, psikolojik rahatsızlığının ilk kez 1987 yılında ortaya çıktığı, GATA Sağlık Kurulunun 27.5.1987 tarih ve 2195 sayılı raporu ile Anksiyete reaksiyonu teşhisiyle 1,5 ay istirahat kararı verildiği, akabinde yine GATA Sağlık Kurulunun 15.7.1987 tarih ve 3674 sayılı raporu ile Psikonevrotik depresyon reaksiyonu teşhisiyle 2 ay istirahat kararı verildiği, firar suçundan sonra kıt'asına teslim olduğunda verdiği ilk ifade de ...Ruh halim bir müddettin zaten iyi değildi. Kendimi toparlamak için birlikten uzak kalmam gerekiyordu. Bu süre içinde İstanbul, Ankara ve İzmir'de genellikle otellerde kaldım... şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Dairemizin yerleşmiş kararlarında (AYİM.1.D.3.3.1992 tarih ve E. 991/198, K. 1992/596; 22.3.1994 tarih ve E. 1993/844, K. 1994/422; 14.2.1995 tarih ve E. 994/978, K. 995/161 sayılı kararları) açıkça belirtildiği üzere; idarenin, müdebbir bir idare olarak kendi ajanının hakkını koruma yükümü nedeniyle, ruhi rahatsızlığı ve raporları ard arda teselsül eden personelinin sağlık durumunu takip altına alması ve sonucunu beklemesi, ilgili hakkında verilecek kesin sağlık kurulu raporunun alınmasından sonra, rapor sonucuna göre gereken işlemi tesis etmesi gerekirken, bu doğru ve hukuki yola uyulmayıp, kısa ve kolay olan disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tevessül edilmek suretiyle davacının özlük haklarının ihlaline sebebiyet verildiği, dolayısıyla tesis edilen ayırma işleminin kişi yararı kamu yararı dengesini bozarak, hukuka aykırı şekilde vücut bulduğu açıkça gözlenmektedir.
Açıklanan nedenlerle; psikotik reaksiyon (ayırt edilmeyen tip) teşhisi konularak 22.2.1995 tarihinden beri tıbbi tedavisi sürmekte olan davacının bu tedavisinin sonucunun beklenerek, verilecek kesin rapor sonucuna göre bir işlem tesisi gerekirken, kıt'asından uzun süredir uzak ve istirahatli bulunduğu bir sırada hakkında düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle ayırma sicil üzerine tesis edilen ayırma işlemi sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy