(765 S. K. m. 169) (926 S. K. m. 94/b) (1632 S. K. m. 124) (211 S. K. m. 43) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 53, 54) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 124)
Davacı vekili, 12.8.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 15 yıl süreyle TSK'de astsubay olarak görev yaptığını, bu görevin 5 yılının OHAL bölgesinde geçtiğini, müvekkili hakkında silahlı çete mensuplarına yardım ve yataklık yapmak suçlamasıyla yapılan soruşturmada TCK. 169. maddesini ihlalden 8 ay süreyle tutuklu kalıp, bilahare tahliye edildiğini, bu suçtan açılan davada da büyük bir ihtimalle beraat edeceğini, ayrıca müvekkili hakkında birliği olan 48.P.Tug. K.lığı As. Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiğini, 5 yıl dağ komandosu olarak fiilen çarpışan müvekkilinin çarpıştığı çeteye yardım etmesinin mümkün olmadığını, bu haksız isnat nedeniyle müvekkili hakkında tesis edilen ayırma işleminin hukuka aykırı bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin iki yıl sicil alamaması nedeniyle idarece başvurulan bu yöntemin hukuka uyarlı düşmediğini belirterek; işlemin iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi AYİM. Nöb. Dairesince 23.8.1996 tarihinde reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 48.P.Tug.1.P.Tb. K.lığı emrinde P.Astsb.Bçvş. rütbesiyle görev yapmaktayken, sıralı sicil üstlerince 21.12.1995 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicili düzenlenerek, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin başlatıldığı, K.K.K. Personel Başkanlığında teşekkül ettirilen komisyonun 16.2.1996 tarihli kararı ile 926 sayılı Kanunun 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53/a, b ve c maddeleri gereğince, oybirliğiyle ayırma işlemi yapılmasına karar verildiği, MSB.'lığının 10.5.1996 tarih ve 50 sayılı onayı ile ayırma işleminin tekemmül ettirildiği, bu işlemin 10.6.1996 tarihinde davacıya tebliğ edilerek TSK. ile ilişiğinin kesildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 12.5.1996 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Astsubayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma nedenleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 94. maddesinde belirtilmiş olup; yetersizlik sebebi ile ayırma ve disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak iki grupta düzenlenmiştir. Bu maddenin (b) fıkrasında disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman düzenleneceği, nerelere gönderileceğinin Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi astsubaylardan durumlarını Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi, Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Anılan bu hüküm gereğince, Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddelerinde belirtilen hususlar düzenlenmiş ve 54 ncü maddenin (a) fıkrasında sıralı sicil üstlerince ayırma işleminin başlatılabileceği ve bunun ne şekilde olacağı gösterilmiştir. Buna göre, zaman söz konusu olmaksızın her zaman sicil üstleri niteliklere not vermeden, kendilerine ait kanaat hanelerine disiplinsizlik ve ahlaki durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir kanaatini yazarak, gerekli belgeleri de eklemek suretiyle, sıralı sicil üstlerinin tümünün kanaatinin yazılmasını sağlayarak Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderilirler. Sıralı sicil üstlerinden bu kanaate katılmayanlar var ise kendi kanaat hanesine gerekçeli olarak Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir kanaatine katılmıyorum kanaatini yazarak imzalar. Kuvvet Komutanlığına gelen bu siciller ilgili şubelerce dosya ve belgelerle karşılaştırıldıktan sonra bu konudaki işlemleri değerlendirmek için kurulmuş bulunan komisyona sevkedilebilirler. Komisyonda inceleme ve değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanının onayına sunar. Kuvvet Komutanının emekli edilmesini uygun görmediği astsubay hakkında bir işlem yapılmaz. Ancak uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı tarafından Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildi sicili düzenlenerek Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Bunların Yüksek Askeri Şura kararına sunulup sunulmaması Genelkurmay Başkanının yetkisinde olup; Şura'ya sunulmayanlar Kuvvet Komutanlığına iade edilir ve bunlar hakkında Kuvvet Komutanlığının evvelce vermiş olduğu kararı doğrultusunda işlem yapılır. Şura'ya sunulanlar hakkında ise Şura kararı gereğince işlem tesis edilir denilmektedir.
Nitekim, davacı hakkındaki ayırma işlemi de yukarıda belirtilen usule uygun olarak Kuvvet Komutanının görüşü doğrultusunda tesis edilmiş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, kamu hizmetlerinin iyi bir biçimde yürütülebilmesi için bir vasıta olan idarenin bu hizmetin iyi yürütülmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla hizmeti yürütecek olan elamanları alırken bir takım vasıflara sahip olmasını araması tabi olduğu gibi alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, yararlanma olanağı kalmamış ise yada çok sınırlı ise bunların birikerek idare mekanizmasının felce uğratmasını engellemesi de tabiidir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi bunu sağlayabilmesi amacıyla idareye tanınmış bir yetkidir. Ancak bu yola başvurulurken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle saptanması ve değerlendirilmesi gerektiği konusunda kuşku bulunmamak gerekir.
Öte yandan, Astsubay Sicil Yönetmeliğinin Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma başlıklı 53 ncü maddesinde ise bu haller beş ben (a-e) halinde sayılmış ve bu sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılacağı ifade edilmiştir. Davacı hakkında da, bu maddenin klasik disiplinsizlik hallerini düzenleyen (a) ve (b) bentleri ile Tutum ve davranışları ile yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılan... astsubayları düzenleyen (e) bendi uyarınca ayırma işlemi tesis edildiği görülmektedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince; 1980 neş'etli astsubay olan davacının mesleğinin ilk yıllarında 1984-1987 yılları arasında çeşitli disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle disiplin amirlerince muhtelif disiplin cezaları ile tecziye edildiği, bu meyanda 10.9.1984 tarihinde 1/8 maaş katı, 16.10.1984 tarihinde şiddetli tevbih, 16.10.1984 tarihinde 4 gün oda hapsi, 27.12.1984 tarihinde 2 gün oda hapsi, 9.10.1987 tarihinde 14 gün oda hapsi, 28.11.1987 tarihinde 21 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, yine bu yıllarda emre itaatsizlikte ısrar suçundan Yurtiçi Doğu Bölge Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 20.8.1985 tarihli kararı ile 5 gün hapis cezası ile mahkum olduğu, 1987 yılından itibaren 1995 yılı başına kadar olan 8 yıllık dönem içerisinde herhangi bir disiplin yada adli işleme muhatap olmadığı, 1987 yılından itibaren sicillerinde de büyük oranda bir yükselme eğiliminin görüldüğü ve genellikle pekiyi düzeyde bir seyir izlediği, ne var ki Trabzon garnizonunda görevli bulunduğu sırada DHKP/C (Dev-Sol) örgütü mensubu teröristlere 2 adet el bombası ve mermi vermek suretiyle yardım etmek suçundan hakkında başlatılan soruşturmada 19.1.1995 tarihinde gözetim altına alınıp 23.1.1995 tarihinde tutuklandığı, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 23.3.1995 tarih ve 1995/41-32 Esas ve İddia Sayılı İddianamesi ile Anayasal düzeni yıkmak amacıyla kurulmuş silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım etmek suçundan kamu davası açıldığı, Ankara 2 No'lu DGM'de yargılanmaktayken 16.10.1995 tarihinde tahliye edildiği, kıt'asına gelip göreve başladıktan sonra sıralı sicil üstlerince 21.12.1995 tarihinde hakkında ayırma sicil düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Dairemizce alınan ara kararı ile davacı hakkındaki yargılamanın safahatı anılan mahkemeden sorulmuş ve Ankara 2 No'lu DGM'nin cevabı yazısı ile ekindeki gerekçeli hükümden, davacı ile bir kısım sanıkların DHKP/C örgütü üyesi oldukları ve bu örgüte yardımcı oldukları savıyla yapılan yargılama sonunda, anılan mahkemenin 23.9.1996 tarih ve E. 995/45, K. 996/84 sayılı Kararı ile davacının Anayasal düzeni yıkmak amacıyla kurulmuş silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım etmek suçu sabit görülerek, eylemine uyan TCK. 169 ve 3713 sayılı Kanun S.Md.leri uyarınca neticelen 4 YIL 6 AY AĞIR HAPİS cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün Yargıtay'da inceleme aşamasında olduğu görülmüştür.
211 sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 43 ncü maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. Aynı husus İç Hizmet Yönetmeliğinin 124 ncü maddesinde de vurgulanmıştır. Söz konusu mevzuat hükümleri ile Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmeleri, bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmaları yada her türlü siyasi gösteri, toplantı işlerine karışmaları ve bu maksatla nutuk veya beyanat vermeleri dahi yasaklanmış ve bunun müeyyidesi ise Askeri Ceza Kanununun 148 nci maddesinde gösterilmiştir. Mensuplarının yasal siyasi faaliyetlere dahi karışmasını meneden ve bunu ceza yaptırımı ile müeyyidelendiren Türk Silahlı Kuvvetlerinin; aynı kişilerin hukuk düzenince dahi uygun görülmeyen yasa dışı siyasi ve ideolojik faaliyetlerini hoş görmesi düşünülemez. Bu bakımdan, idarenin, tutum ve davranışları ile yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimseyen yada bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılan ajanın (subayını veya astsubayını) bünyesi dışına çıkarması; üstlendiği milli savunma kamu hizmetinin en iyi şekilde yerine getirilebilmesi bakımından gerekli ve zorunlu bulunmaktadır. Yeri gelmişken hemen iştirak etmek gerekir ki, bu hallerin varsayılması için bir ceza yargısı ilamının varlığı gibi bir koşulu aramak, idari işlem (ayırma) tesisi için mutlaka gerekli bulunmayıp; önemli olan, işlemin tesisine yeterli bilgi ve belgelerin idare hukuku kuralları açısından mevcut olmasıdır.
Esasen, dava konusunda ayırma işlemin tesisi sırasında davacının örgüt mensuplarına yardım ve yataklık suçlaması dolayısıyla DGM'ce tutuklanması, 10 ay tutuklu kalması, bu iddiaların ciddi görülerek hakkında dava açılması gibi somut bilgi ve vakıaların mevcut bulunması nedeniyle, hakkında bu nedenle disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi tesis için yeterli hukuki sebep bulunduğu açık olduğu gibi: yapılan yargılama sonunda davacı sözkonusu suçtan DGM'ce 4 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkum edildiğinden, işlemin hukuki isabet derecesi bu karar nedeniyle de görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmediğinden, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy