(1602 S. K. m. 62) (926 S. K. m. 94) (2946 S. K. m. 7) (Kamu Konutları Yönetmeliği m. 33)
Davacı vekili, 14 Şubat 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddeleri gereğince hakkında disiplinsizlik sicili düzenlendiğinden TSK. Personel Kanununun 94 ncü maddesinin (b) fıkrası gereğince TSK. nden ihraç edildiğini, bu işlemi 8.1.1997 tarihinde tebellüğ ettiğini, bu işlem aleyhine açtığı iptal davasının 1997/65 Esas No ile halen görülmekte olduğunu, bu nedenle ihraç işleminin henüz kesinleşmediğini, ihraç edilmezden önce sıra tahsisli olarak oturduğu ve henüz beş yıllık süreyi doldurmadığını, lojmandan idarece tahliyesinin istendiğini, lojmandan çıkarılma işleminin TSK. nden ihraç işlemine dayanılarak yapılacağını, oysa disiplinsizlik nedeni ile ayırma işlemi hakkında açılan iptal davasının henüz sonuçlanmadığını, bu dava sonuçlanmadan haksız bir idari işleme dayanılarak yapılacak lojmandan çıkarma işleminin de hukuka aykırı olacağını belirterek; lojmandan çıkarılma işleminin iptalini, ayrıca disiplinsizlik nedeni ile ihraç işlemi aleyhine açılan davanın iptal kararı ile sonuçlanması durumunda bu ikinci dava konusuz kalacağından işlemin iptalini talep ve dava etmiştir,
Davalı idarenin savunmasına göre bu işlem, 2946 Sayılı Kamu Konutları Kanununun, bu kanuna göre çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliğinin ve TSK. Konut Yönergesinin açık hükümleri ile Bir idari işleme karşı dava açılması o idari işlemin yürütülmesini durdurmaz prensibine dayandırılmıştır. Gerçekten 2946 Sayılı Kamu Konutları Kanununun 7/b maddesi, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 33/b maddesi ve TSK. Konut Yönergesinin 30/b maddesi, sıra tahsisli konutlarda oturanların emeklilik, istifa, başka bir yere nakli ve her ne şekilde olursa olsun memuriyet sıfatı kalkanların ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren iki ay içinde konutları boşaltmak zorunda olduklarını belirtmektedir. Bu nedenle lojmandan çıkarılma işleminin yasal ve yönetsel düzenlemelere aykırı hiçbir yönü yoktur.
Diğer taraftan davacı vekili, her ne kadar lojmandan çıkarılma işleminin, disiplinsizlik sebebiyle emekliye sevk edilme işleminin bir sonucu olduğu, bu işlem aleyhine açılan davanın henüz sonuçlanmamış olmasının tesis edilen idari işlemi kesinleştirmediği ve dolayısı ile kesinleşmemiş bir idari işleme dayanarak yeni bir idari işlem yapılamayacağını iddia etmişse de, bu iddiaya itibar etmeye imkan yoktur. Zira kişilerin idari işlemlere karşı dava açmaları üzerine, idari işlemin yürütülmesinin kendiliğinden durması yolunun benimsenmesi veya bu idari işleme bağlı diğer işlemlerin yapılmasının askıya alınması idarenin işlerini güçleştirir ve kimi durumlarda idareyi çalışamaz duruma getirebilir. İdari işlem, idarenin tek yanlı iradesi ile ilgilinin hukuksal durumunda değişiklik yapan hukuki tasarruflardır ve ilgiliye bildirmesi yada yayınlanması ile yürütülebilir hale gelir ve kendisine bağlı ikinci bir hukuki işlemin yapılması da dahil tüm hukuki sonuçlarını doğurur. Yoksa davacı vekilinin iddia ettiği gibi idari işlemlerin kesinleşmesi için bir yargı kararına gerek yoktur. Nitekim, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrası Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde idari dava açılması ve kanun yollarına başvurulması itiraz olunan idari işlemlerin veya yargı kararlarının yürütülmesini durdurmaz diyerek bu prensibi açıkça belirtmiştir. Bu itibarla, vekilin bu iddiası da geçersiz bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy