(3480 S. K. m. 3)
Davacı vekili, 13 Aralık 1996 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkil Yıldız E.'in eşinin 4.11.1993 tarihinde Ditem Grup K. lığından emekli iken ve daha önceki güven ve asayişin korunması için yapmış olduğu görevleri nedeniyle yasadışı örgüt mensuplarınca öldürüldüğünü, bu nedenle dul ve yetimlerine davalı kurumca 5434, 2330 ve 3713 Sayılı Kanunların vazife malûllüğü hükümleri uygulanarak aylık bağlandığını, tütün ikramiyesi ödenmesi için yapılan istemin reddedildiği gibi ödenmiş olan eğitim yardımının borç çıkartılarak emekli aylığından kesilmesi yolunda işlem edilip bildirildiğini, bu işlemlerine müteveffanın terör eylemine muhatap olmadığı gerekçesini dayanak yapmakta ise de ilgili yasaya ve aylık bağlanmasında uygulanan yasa hükümleriyle de çelişip hukuka uyarlı bulunmadığını iddia ve tütün ikramiyesi ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlem ile yapılan öğretim yardımının geri alınmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Başsavcılık düşüncesi özetinde metni yazılı olduğundan, tekrarına lüzum görülmeyen 3480 Sayılı Kanunun 3 ncü maddesi uyarınca, yapılacak tütün ikramiyesinden yararlandırılacakların yalnızca harp malûlleri ile şehit yetimleri olmadıkları, bunlardan başka askeri harekatı gerektiren iç tedip hareketleri veya güvenlik ve asayişin sağlanmasında Silahlı Kuvvetlerle birlikte veya ayrı olarak görevlendirilenlerden bu görevin Çeşitli Sebep Ve Tesirleri ile vazife malûlü sayılan Jandarma ve Emniyet mensuplarının da aynı yardımdan yararlandırılacakları tartışmasızdır. Hatta aynı hizmette görevlendirilen siviller dahi madde kapsamında değerlendirilmişlerdir.
Sözkonusu görevli TSK. mensubu ise vazife, malûllüğünün, talim, tatbikat veya manevra sırasında görevin veya çeşitli harp silah ve vasıtalarının sebep ve tesiri ile meydana gelmiş olması yeterli sayılıp tütün ikramiyesi ödenmesi hüküm altına alınmış olup ayrıca bir koşul aranmamaktadır.
Davacının eşinin güven ve asayişin sağlanması görevinin sebep ve tesiri ile ve doğrudan bu görevi nedeniyle öldürüldüğü de açık olup bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Nitekim davacıya, öldürülen eşinden aylık bağlanırken 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun uygulama alanı dar olan hükümlerinden yararlandırıldığı da bir gerçektir.
Bu itibarla, davacıya dul aylığı bağlarken, eşinin güven ve asayişin sağlanması görevi nedeniyle öldürüldüğünü kabul eden davalı kurumun, tütün ikramiyesi ödenmesi istemini değerlendirirken aksini kabul etmesi anlaşılamayan açık bir çelişki oluşturmaktadır ki fiili olguya ve hukuki duruma da ters düşmektedir.
Keza, tütün ikramiyesi ödenmesine bağlı olarak yapılmakta olan öğretim yardımının kesilmesi ve ödenmiş olan miktarın da emekli aylığından kesilmesi suretiyle geri alınması işlemi de hukuka uyarlı bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, sebep öğesiyle hukuka aykırı görülen davacılara tütün ikramiyesi verilmemesi işlemi ile öğretim yardımının kesilmesi ve ödenmiş öğretim yardımı miktarının emekli aylığından kesilmek suretiyle geri alınması işlemlerinin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy