(357 S. K. m. 12) (1602 S. K. m. 56) (2709 S. K. m. 152) (ANY. MAH. 11.12.1990 T. 1989/17 E. 1990/33 K. RGT: 15.06.1991 RG NO: 20902)
Davacı 7 Mart 1997 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Sicil Kıdem Sıra Kitabındaki yerinin son sıraya düşmesinin nedeninin, Askeri Mahkeme görevleri ile ilgili olarak yakınmalarda bulunduğu 1 nci sicil üstünün 1994 ve 1995 yıllarına ait sicillerde düşük not vermiş olmasından kaynaklanmış olduğunu düşündüğünü, bu yıllar sicilleri emsal sicillere göre düşük ise iptalini, öte yandan Askeri Hakimler hakkında idari sicil düzenlenmesine olanak veren 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 12 nci maddesinin (A) ve (B) fıkralarının Mahkemelerin düzenleyen Anayasanın 138, 140 ve 145 nci maddelerine aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı iptalini istediği 1994 ve 1995 yılları sicillerini hukuken sakatlayan herhangi bir kanıt göstermemektedir. Oysaki 1602 sayılı Kanunun 56 nci maddesinin (b) bendi açıkça dava dilekçesinde davanın dayandığı delillerin gösterileceği hükmünü amirdir. Gerçekte davacının açık bir iddiası dahi yoktur. Anılan yıllara ait siciller emsal sicillerinden düşük ise şeklide şartlı isteminin bir iptal talebi içeren iddia olduğu hususu kuşkulu ise de sicil sisteminde aleniyetin bulunmaması açısından inceleme yapılmıştır.
Sicil işleminin esasa ilişkin sıhhati, sicil yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde öngörülen ilkelere uygun olarak düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Bu maddede öngörülen ilkelerin ihlali yoluyla sicil notu takdir edildiği ve olumsuz kanaat belirtildiğine ilişkin davacı iddiasına itibar etmeyi mümkün kılacak somut iddialar ve kanıtlar ortaya konmuş değildir. Davacı, iddialarının kanıtı olarak farklı sicil üstlerinden önceki sicil döneminde daha iyi sicil aldığını ileri sürmekte ise de, her sicil dönemi, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız olup her sicil ayrı bir hukuki işlemdir. İyi derece de gerçekleşen bir sicilin ardından daha düşük sicil verilemeyeceği veya bir sonraki sicil döneminde daha iyi sicil düzenlenemeyeceğine dair bir kural mevcut değildir. Sicil üstlerinin sicil yönetmeliğinin 4 ncü maddesindeki esaslar çerçevesinde maiyetin askeri, mesleki, disiplin ve zihni kifayetinin objektif biçimde tespit amacına yönelik sicil dönemi içinde ve fakat çeşitli zamanlarda denetim ve değerlendirme yapmaları gereği de bu nedenle öngörülmüştür. Aksi takdirde her yıl sicil düzenlenmesi de gerekmeyebilirdi.
Davacının incelenen özlük ve sicil dosyasından iptal istemine konu edilen 1994 ve 1995 yılına ait 1 nci sicil üstünce takdir edilen sicil notunun diğer yıllara ait sicillerin bazılarından düşük ise de olumlu olduğu, esasen değişik sicil üstlerince de önceki yıllarda bu sicil notlarına yakın sicil notlar vermiş olduğu, keza ikinci sicil üstünün taktir ettiği notun da farklı olmadığı saptanmış, iptal nedeni olarak somut bir iddia ileri sürülmemiş olması yanında anılan yıllara ait sicilleri hukuken sakatlayan bir başka husus da görülmemiştir.
Davacı, askeri hakimler hakkında sicil düzenlenmesinin Anayasada öngörülen hakimlerin teminatı ve Mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleri ile ilgili hükümlere aykırı olduğunu da iddia etmekte ve bu nedenle 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 12 nci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemekte ise de anılan yasa hükmünün Anayasaya aykırı olmadığı yolunda adı geçen Mahkemece daha önce açılan bir davada 11.12.1990 gün ve E. 1989/17, K. 1990/33 sayıyla ret kararı verdiği, Anayasa'nın 152 nci maddesi uyarınca ret kararının resmi gazetede yayımlanmasından sonra 10 yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamayacağından iddiasına itibar edilememiştir.
Yukarıda Açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy