(926 S. K. m. 50, 128) (5434 S. K. m. 39) (211 S. K. m. 66) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 31, 32) (AYİM 1. D. 14.02.1995 T. 1994/978 E. 1995/161) (AYİM 1. D. 25.02.1997 T. 1997/117 E. 1997/165 K.)
Davacı, 21.03.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davacı vekili 07.11.1997 tarihli dilekçesinde özetle; 30.08.1982 tarihinde subay nasbedildiğini, levazım subayı olarak muhtelif kıta ve kurumlarda başarılı bir şekilde görev yaptığını, 1992 yılında Ankara Merkez K.lığı bünyesinde kurulan koruma Tb. K.lığında görev yaparken bunalıma girdiğini ve ruhen rahatsızlandığını, bu nedenle ilk defa 01.10.1992 tarihinde özel aile doktoruna başvurarak tedaviye başladığını, daha sonra 12.11.1996 tarihinde kıtasınca GATA K.lığına sevkedildiğini, GATA Sağ. Krl.nın 20.12.1996 tarihli raporu ile SMK. ile 3 ay istirahatle taburcu edildiğini, bu süre dolmadan da ayırma işlemine tabi tutulduğunu, AYİMnin bu konudaki yerleşmiş kararlarına göre ruhi rahatsızlığının devam ettiği bir evrede disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tesisinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; 30.08.1992 tarihinde teğmenliğe nasbedilen davacının Ankara Merkez K.lığı Lv. Ks. A. olarak görevli iken, MSB. lığının 07.03.1997 tarih ve 97/1 sayılı onayı ile 926 sayılı Kanunun 50/c ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 99/a, b, d ve 5434 sayılı Kanunun 39/e maddeleri gereğince disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için vekili marifetiyle süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Subayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde belirtilmiş olup; Kadrosuzluk nedeniyle ayırma, Yetersizlik nedeniyle ayırma ve Disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak üç grupta düzenlenmiştir. Anılan 50 nci maddenin (c) fıkrasında, disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra; bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edilip, nerelere gönderileceğinin Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan yasal hükmün uygulamasını gösteren Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 ve 100 ncü maddeleri de bu konudaki detaylı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Yönetmeliğin Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma başlıklı 99 ncu maddesinde aynen:
Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,
c. Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması,
d. Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması,
e. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar.
Subay Sicil Yönetmeliğinin 100 ncü maddesinde ise disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırmanın, Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması (a fıkrası) ve Ayırma İşleminin Personel Başkanlıklarınca başlatılması (b fıkrası) şeklinde iki ayrı usulle mümkün olabileceği belirtilmekte ve söz konusu usullere ilişkin kapsamlı düzenlemelere yer verilmektedir.
Davacı hakkındaki işlemde olduğu gibi, ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması halini düzenleyen Yönetmeliğin 100 / a maddesinde; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicili düzenlenmesinde sürenin söz konusu olmadığı ve her zaman düzenlenebileceği açıkça belirtildikten sonra, her sicil üstünün sicil belgesinde kendisine ayrılan haneye, ilgilinin 99 ncu hangi bendine göre bu durumunun saptandığının yazılması gerektiği, tüm sicil üstlerinin kanaatleri tamamlandıktan sonra bu sicille birlikte ilgilinin dosyasının Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderileceği, bu sicillerle birlikte Kuvvet veya J. Gn. K.lığı Personel Başkanlıklarında teşkil ettirilecek komisyonda ilgili subayın durumunun görüşüleceği, komisyonun yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J. G. Komutanının onayına sunacağı, alınacak onaya göre işlem yapılacağı, emekliliği Kuvvet Komutanı veya J. Gn. K. tarafından onaylanan personelin dosyalarının Gn. Kur. Bşk.lığınca Yüksek Askeri Şuranın kararına sunulup sunulmaması yönünde Genelkurmay Başkanının tasvibine sunulacağı, Genelkurmay Başkanı tarafından durumlarının Yüksek Askeri Şurada görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemlerin ilk Yüksek Askeri Şura toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılacağı ve işlemlerinin tamamlanacağı, Genelkurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askeri Şurada görüşülmesine gerek görmediği subayların dosyalarının Kuvvet Komutanlıkları ve J. Gn. K.lığına iade edileceği, bu gibi subaylar hakkında işlemin Kuvvet Komutanı veya J. Gn. K.lığının daha önce verdiği karara göre uygulanacağı ifade edilmektedir.
Belirtilen bu düzenleme karşısında davacının durumuna gelince: Davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi 04.11.1996 tarihinde sıralı sicil üstlerince başlatılmış ve K.K.K.lığı Personel Başkanlığında teşkil ettirilen komisyonun 20.11.1996 tarihli kararı ve görüşü üzerine ayırma işlemi tekemmül ettirilmiş ve 07.03.1997 tarih ve 97/1 sayılı üçlü kararname ile davacı disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmuştur.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir. Ne var ki, bu yola başvururken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi, personeli çalışmaya yöneltebilecek, çeki düzen verebilecek uygun vasıta ve yöntemler mevcutken (disiplin cezası, atama, sicil, terfi, teşvik ve yönlendirme vb.) statü dışına çıkarılma gibi sonuçları çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği, aksi halde bu davranış biçiminin kamu yararına ve hukuka aykırı düşeceği izahtan varestedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince;
Davacının 30.08.1982 tarihinde teğmen nasbedildiği, subaylığının ilk yılında sınıf okulunda iken ikikez oda hapsi (toplam 7 gün), üç kez maaş katı (1/10, 1/10, 1/8), iki kez şiddetli tevbih cezalarıyla tecziye edildiği, bir kez de disiplinsiz tutum ve davranışları nedeniyle yazılı olarak uyarıldığı, kıtaya atanmasını müteakip 1984 - 1988 yılları arasında muhtelif disiplin cezalarına muhatap olduğu, bu meyanda nöbete gelmemek suçundan 03.01.1984 tarihinde 14 gün göz hapsi, mesaiye geç gelmek suçundan 23.07. 1984 tarihinde yazılı uyarı, müsaadesiz araç çıkarmak suçundan 18.03.1985 tarihinde 5 gün göz hapsi, disiplinsiz davranışları nedeniyle 10.06.1985 tarihinde 4 gün göz hapsi, disiplinsiz tutum ve davranışları nedeniyle 12.07.1985 tarihinde 2 gün göz hapsi, eğitim için hazırlık yapmamak suçundan 05.06.1986 tarihinde yazılı uyarı, sabah sporuna çıkmamak suçundan 19.01.1987 tarihinde yazılı uyarı, erbaş ve erleri dövmek suçundan 25.02.1987 tarihinde yazılı uyarı, nöbete geç gelmek suçundan 06.09.1988 tarihinde 5 gün oda hapsi, görev bitiminde kışlaya dönmemek suçundan 02.12.1988 tarihinde 1/8 maaş katı cezalarıyla tecziye edildiği, 1988 - 1994 yılları arasında herhangidir disiplin cezası almadığı, bu dönemin akabinde nöbetini devretmeden bırakmak suçundan 23.04.1994 tarihinde 2 gün göz hapsi, mutfağı ve kolaylık tesislerini bakımsız ve tertipsiz bırakmak suçundan 18.01.1995 tarihinde şiddetli tevbih, nöbet günü ertesinde bulunmamaktan 22.04.1996 tarihinde 1/8 maaş katı, nöbet görevini müteakip yeni nöbetçi amirine nöbeti teslim etmeden kışlayı terletmek suçundan 09.05.1996 tarihinde şiddetli tevbih, tutum ve davranışları dolayısıyla 08.07.1996 tarihinde yazılı uyarı, kılık, kıyafet, tavır ve hareketlerini düzeltmesi konusunda 17.10.1996 tarihinde yazılı uyarı ile tecziye edildiği, nöbet talimatına aykırı hareket suçundan Merkez Komutanlığı Disiplin Mahkemesinin 01.11.1996 tarih ve E. 1996/154, K. 1996/153 sayılı kararı ile 40 gün oda hapsi cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği ve bu cezanın kesinleştiği, sicil safahatının da genelde vasat düzeyde seyrettiği, 23.12.1991 tarihinde para ödülü, 06.07.1992 ve 15.04.1993 tarihlerinde yazılı takdir ile taltif edildiği görülmektedir.
Davacı ve vekili, davacının işlemiş olduğu disiplinsizliklerin duçar olduğu ruhi rahatsızlığın bir tezahürü olduğunu öne sürdüğünden; mahkememizin bu konudaki yerleşmiş uygulamaları doğrultusunda, sağlık yönünden de durumu incelenmiştir. Bu yönde yapılan incelemede; davacının ilk kez ruhi rahatsızlığı şikayetiyle bir sivil psikiyatriste (Dr. Erkan GÜREL) 01.10.1992 tarihinde başvurduğu ve yapılan muayenesi sonunda Paranoid reaksiyon (atipik psikotik tip) teşhisi konularak 01.10.1992 tarihli reçete ile gerekli ilaçlarının verildiği, anılan sivil hekimce 05.12.1997 tarihinde düzenlenen rapor muhteviyatına göre de davacının zaman zaman aynı hekime kontrole gittiği ve hastalığının kısmen devam etmekte olduğunun gözlendiği (Davacı vekilince 11.02.1998 tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen rapor), Ankara Merkez Komutanlığının (Bizzat Merkez Komutanınca imzalanan) 21.03.1995 tarihli yazısı ile aynen 1. Ankara Merkez Komutanlığında Lv. Ş. Md. olarak görev yapan Lv. Yzb. ............. (1982 - 8)ün birlik tabibi tarafından yapılan muayenesinde; hastanın Nörodol, Akineton kullandığı, uzun süredir rahatsız olduğu, bu durumun psiko - nevrotik duruma uyduğu tespit edilmiştir. 2. Adı geçen Subayın mesai içi ve dışı davranışları birliğin görevini olumsuz yönde etkilediği gibi, Merkez Komutanlığında görevli diğer subay ve astsubaylara kötü örnek teşkil etmektedir. 3. İç Hizmet Kanununun 66 ncı madde (c) fıkrasına göre birlik tabibince yapılan muayenesinin yeterli görülmediği, ileri tetkik maksadıyla GATA K.lığı Psikiyatri bölümünce gerekli incelemenin yapılarak neticenin ANKARA Merkez K.lığına bildirilmesini arz ederim ... denilerek davacının GATA K.lığına sevk edildiği, yine Merkez K.lığının 22.03 1995 tarihli yazısı ile davacı hakkında Kurmay Başkanınca Anket Formu doldurularak GATA K.lığına gönderildiği, bu anket formunda davacı ile ilgili olarak ... mesaiye geliş - gidişlerinin istikrarlı olmadığı, mesaide çoğu zaman koltuğunda uyuduğu, nöbetlerinde görevini tam yapmayıp, sabah mesai saatinde bile uyanmadığı, bunu da fazla ilaç aldığından olduğunu beyan ettiği ... uyuşturucu maddelerden ziyade yüksek dozda alınan yeşil reçeteli ilaçları kullandığını söylemektedir ... ilaçların etkisi ile (kendi ifadesi) mesai içi ve dışı görev yapmaya çalıştığını beyan ederek, görevini aksattığı gibi ... çarpıcı tespitlerin belirtildiği, GATA Psikiyatri ABD. Uzmanının 22.03.1995 tarihinde sevk evrakının üzerine şizoid kişilik özellikleri saptandı. derkenarını düştüğü, davacının eşinin 01.07.1996 tarihinde Ankara Merkez Komutanlığına hitaben yazdığı dilekçe ile Komutanlığınızda görev yapmakta olan .................ün 5 yıl önce geçirdiği depresyonun son iki aydır tekrar başlaması nedeniyle sürekli tehdit altında olmamız ve çocuklarımın ve benim can güvenliğimin olmadığını ... şeklinde eşinin ruhi durumunu ortaya koyan tespitlerde bulunup, Komutanlıktan yardım talep ettiği, Merkez K.lığının 08.07.1996 tarihli yazısı ile durumun bilgi olarak K.K.K. Per. Bşk.lığına bildirildiği ve davacıya da gereği için yazılan yazıda Eşiniz .... ün ilgi (b) dilekçesi ile, eşinizi tehdit ettiğiniz, iftira ettiğiniz, eşiniz ve çocuklarınız üzerine bayıltıcı sprey sıktığınız belirtilmektedir. Bu tür davranışlarınız nedeniyle aile huzurunun bulunmadığı, bu nedenle de eşinizin sağlığının bozulduğu ifade edilmektedir. Eşiniz tarafından daha önce yapılan şifahi müracaatları ile konu gündeme gelmiş, size gerekli uyarı ve ikazlarda bulunulmuştur ... şeklinde yazılı uyarıda bulunulduğu, özlük dosyasında yer alan Personel Tanıtma Kartı nın Atanma/uzatma Teklifleri bölümüne düşülen notan, davacı hakkında 4. Kor. K.lığınca 1997 yılı genel atamaları için atama teklifinde bulunulduğu ve Psikolojik rahatsızlığı nedeniyle atanması uygun şeklinde bir şerh düşüldüğü, davacı hakkında sıralı sicil üstlerince ayırma sicili düzenlenerek ayırma prosedürünün başlatılmasından (04.11.1996) birkaç gün sonra (12.11.1996) davacının ruhi rahatsızlık gerekçesiyle GATA Psikiyatri Kliniğine sevk edildiği, burada 12.11.1996 - 20.12.1996 tarihleri arasında yatarak tedavi görmesini takiben GATA Sağ. Krl. nın 20.12.1996 tarih ve 8464 sayılı raporu ile Psikotik bozukluk (paranoid tip) teşhisiyle C / 15 SMK. Üç ay istirahat ile taburcu kararı verildiği, davacının bu istirahati devam etmekteyken hakkındaki ayırma işleminin tekemmül ettiği ve 24.03.1997 tarihinde TSK. ile ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Kurulumuzca saptanan söz konusu bilgi ve belgeler içeriğine göre davacının ruh sağlığı yönünden bir üst kurulca tekrar değerlendirilmesi gerekli görüldüğünden, 25.11.1997 tarihli ara kararımız ile davacı GATA Profesörler Kuruluna sevk edilmiş ve ruh sağlığı yönünden davacının müşahede ve muayenesinin yapılarak halen herhangi bir ruhi rahatsızlığının mevcut olup olmadığının, eğer ruhi rahatsızlığı mevcutsa bu rahatsızlığının davacı hakkında TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre ne gibi bir işlem yapılmasını gerekli kıldığının, Sağlık Kurulu raporu ile bildirilmesi istenmiştir. Bu kararımız doğrultusunda, davacı 17.12.1997 - 12.01.1998 tarihleri arasında GATA Psikiyatri Kliniğinde yatarak müşahede altına alınmış, yapılan ruhsal muayenesinde Yaşında ayakta, Çevresine karşı ilgisi azalmış, özbakımı kötü, mizacı sıkıntılı, sosyabilitesi ilişki kurulur tarzda, mimik ve jestleri mizacına uygun, konuşma normal, zaman zaman bağırma şeklinde, ses tonu tormal, hareketleri sıkıntılı, serbest zamanlarında kendi başına klinikte dolaşır, uyku azalmış, yeme miksiyon ve defekasyon alışkanlıkları tabii, yönelim tam, algı tabii, bilinç açık, fikir açık hız ve ritmi artmış olup amaca güç varıyor, fikir içeriğinde persekütif ve referans hezeyanlar tarzında bozulmuş, dikkat ve bellek normal, yargılama bozuk, içgörü gelişmemiş, duygulanım sıkıntı ifade eder tarzda bozuk, davranışları klinik gözleme göre arkadaşlık ilişkileri mevcut olmayıp genelde kendi halinde klinikte dolaşır, istekleri doğrultusunda sağlık personeli ile ilişkiye girer tarzdadır. Öyküsüne göre 1992 yılında şikayetlerinin başladığı, o dönemlerde kendisinin MİT, Sağlık Bakanlığı ve Merkez Komutanlığı tarafından takip edildiği şeklinde hezeyanlarının bulunduğu, gittiği sivil bir Doktor tarafından kendisine nörodol, akineton ve largactil tedavisi verildiği, o dönemden sonra ilaçlarını kullanmaya devam ettiği, hiçbir zaman tam olarak iyileşemediği tarzındadır ... şeklinde tespit edilen bulgular çerçevesinde, GATA Profesörler Kurulunun 12.01.1998 tarih ve 13 sayılı raporu ile Rezidüel Psikoz teshisiyle TSK. SYY.nin 15 nci maddesinin c fıkrasına göre işlem görmesi uygundur (Halen rezidüel psikoz denilen psikotik süreç içinde olduğu, bu hastalığının TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre c / 15 dilimine göre istirahati gerektirir bir durum olduğu kanaatine varılmıştır.) kararı verildiği, bu raporun 10.02.1998 tarihinde MSB. Sağ. D. Bşk.lığınca onaylandığı görülmektedir.
Davacının sağlık durumu gözetilmeden yapılacak bir değerlendirmede, mevcut disiplin safahatının davacı hakkında disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi tesisine yeterli olduğu söylenebilir. Ne var ki, dava konusunda davacının özellikle son 5 yıl içerisindeki disiplin suçlarının duçar olduğu ruhi rahatsızlığın tesirine bağlı olarak geliştiği maddi bir vakıa olduğundan; bu tıbbi ve hukuki gerçek göz ardı edilerek, salt kamu yararı düşüncesiyle ayırma işlemi tesisinin hukuka uyarlı düştüğü söylenemez. Ara kararımız üzerine davacıyı müşahade ve muayeneye tabi tutan GATA Profesörler Kurulunca düzenlenen Sağlık Kurulu raporu ile de, davacının mevcut ruhi rahatsızlığının (Rezidüel Psikoz) halihazırda davacı yönünden, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin hükümleri uyarınca istirahat i gerektirdiği ifade edildiğinden; davacının ruhi rahatsızlığı nedeniyle tedavisinin devam ettirilmesinin gerekli olduğu bir evrede ayırma işlemine tabi tutulduğu ortadadır. Bilindiği üzere, 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun Sıhhi izin süresi başlıklı 128 nci Maddesinin (b) bendinde Kanser, verem, akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, Sağlık Kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, aynı rütbede toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartıyla tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler. denilmekte; aynı hüküm TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 31 ve 32 nci maddelerinde de tekrarlanmaktadır. Gerek anılan amir mevzuat hükümleri, gerekse Dairemizin yerleşmiş kararlarında (AYİM 1. D. 03.03.1992 tarih ve E. 1991/198, K. 1992/596; 22.03.1994 tarih ve E. 1993/844, K. 1994/422; 14.02.1995 tarih ve E. 1994/978, K. 1995/161; 25.02.1997 tarih ve E. 1997/117, K. 1997/165 sayılı kararları) açıkça belirtildiği üzere; idarenin, müdebbir bir idare olarak kendi ajanının hakkını koruma yükümü nedeniyle, ruhi rahatsızlığa duçar olan ve bu durumu tıbbi raporlarla saptanan personelin sağlık durumunu takip altına alması, tıbbi tedavi ve istirahat evresinde bulunuluyorsa bu aşamanın sonucunu beklemesi, sıhhi izin süreleri içerisinde sürdürülecek bu takibin akabinde ilgili hakkında verilecek kesin sağlık kurulu raporu alınmasından sonra, rapor sonucuna göre ilgili hakkında ya sağlık nedeniyle emeklilik veya tıbben buna lüzum görülmemişse, gerekiyorsa ayırma işlemi tesis etmesi gerekirken; bu doğru ve hukuki yola uyulmayıp, kısa ve kolay olan disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tevessül edilmek suretiyle davacının özlük haklarının ihlaline sebebiyet verildiği, dolayısıyla tesis edilen ayırma işleminin kişi yararı - kamu yararı dengesini bozarak, hukuka aykırı şekilde vücut bulduğu gözlenmektedir.
Açıklanan nedenlerle; rezidüel psikoz teşhisi konularak tıbbi tedavisi sürdürülmekte olan davacının bu tedavisinin sonucunun beklenerek, verilecek kesin rapor sonucuna göre bir işlem tesisi gerekirken, istirahatli olduğu bir sırada hakkında düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi sebep, konu ve amaç unsurları yönlerinden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının disiplin safahatı itibariyle hakkında düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, sağlık durumunun bu ayırma işleminin tesisine engel bir mahiyetinin olmadığı, dolayısıyla davanın reddi gerektiği kanaatini taşıdığımızdan; aksi düşünce ile işlemin iptaline dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyoruz. 24.02.1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy