(5434 S. K. m. 72) (2330 S. K. m. 2) (AYİM 1. D. 21.5.1996 T. 1995/1165 E. 1996/514 K.)
Davacılar vekili, 14 Şubat 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu Hakan Sezer'in vatani görevinin eğitim dönemini İzmir'de tamamladıktan sonra yapılan dağıtım sonucu Sakarya ili 2. Piyade Tugayı Muhabere eri olarak yapmaya devam ettiğini, anılan birliğin Tugay olarak Silvan ilçesine intikal etmesi üzerine, müvekkillerinin oğlunun da Silvan ilçesine gönderildiğini, bu intikalden sonra Diyarbakır'ın Lice ilçesinde ve çevresinde terör olaylarının artış göstermesi üzerine birliğin bu intikalini sağlamak amacıyla muhabere eri olarak görev yapan müvekkillerinin oğlu Hakan Sezer'in görev sırasında geçirilen trafik kazası sonucu şehit olduğunu, iç güvenlik harekatında görev alarak terör eylemleri nedeni veya etkisiyle şehit olduğu 2. P. Tuğ. K. lığı, MSB. lığı, K.K.K. lığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca gönderilen belge ve kayıtlardan sabit olmasına rağmen, müvekkillerinin kendilerine 4049 Sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması istemlerinin reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkillerinin oğlunun ölüm olayının trafik kazasında değil, terörle mücadele etmek üzere Lice ilçesine intikalde meydana geldiğini, ölenin intikalde haberleşmeyi sağlama vazifesi ile görevli olduğunu, iç güvenlik harekatında görev aldığının ve bu görevle ilgili hizmette şehit olduğunun Cumhurbaşkanlığınca bile kabul edildiğini, bu durum karşısında terörle mücadele amacıyla güneydoğuya intikal eden birliğin Lice'ye intikalini temin görevini yapmakta iken, terör eylemleri nedeni ve etkisiyle şehit olan Hakan Sezer'den dolayı müvekkillerine 4049 Sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanmamasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadan, davacılar Salih ve Güleve Sezer'in oğulları olan Hakan Sezer'in 2. Piyade Tugay Komutanlığı emrinde M. Er olarak askerlik görevini yaparken, 19.3.1996 tarihinde şoförü olduğu askeri aracın Diyarbakır-Bingöl karayolu Lice yol ayrımında şarampole yuvarlanması sonucu vefat etmesi üzerine, davacı ana ve babanın davalı idareye başvurarak oğullarından dolayı kendilerine yetim aylığı bağlanmasını istediği, istemin reddi üzerine de yetim aylığı bağlanmaması şeklinde gerçekleşen olumsuz işlemin iptali istemiyle ve vekilleri marifetiyle işbu davayı AYİM'de açtıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesinin birinci fıkrasına göre; Ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç anaları ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve 65 yaşını doldurmuş bulunan babalarına Sandığa başvuru tarihini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Muhtaç babalardan çalışarak geçimini sağlayamayacak derecede malûl olanlar için yaş haddi aranmaz. Yine 72 nci maddenin 4049 Sayılı Kanunun 6 nci maddesi ile değişik son fıkrasına göre de; Bu Kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 3.11.1980 tarih ve 2330 Sayılı Kanun ile bu kanuna ek 2566 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle geride dul ve yetim bırakmadan hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almakta iken ölenlerin baba veya analarına muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Babaya bağlanan aylık, ana ve babaya eşit olarak paylaştırılarak ödenir. 3.11.1980 tarih ve 2330 Sayılı Kanun ile bu kanuna ek 2566 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle bağlanan aylıklar Bakanlar Kurulu Kararı ile iki katma kadar çıkartılabilir. Bu halde sosyal güvenlik kurumlarınca bağlanan aylık ile ödenen aylık arasındaki fark Hazineden tahsil edilir hükmünü taşımaktadır.
Ayrıca, yukarıdaki kanun maddesinde zikredilen 2330 Sayılı Kanunun Amaç başlıklı 1 nci maddesinde; Bu kanunun amacı, barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir denilmiştir.
2330 Sayılı Kanunun Kapsam başlıklı 2 nci maddesine göre de; Bu Kanun; a) İç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevlendirilen; 1. Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını... kapsar denilmektedir.
Böylece, dava dosyası ve celb olunan tahsis dosyasındaki bilgiler ile yukarıda ifade edilen mevzuatlar çerçevesinde olayı değerlendirdiğimizde; Sakarya 2 nci Piyade Tugay Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapan M. Er Hakan Sezer'in ülkemizin güneydoğusunda sürmekte olan terör olayları nedeniyle askerlik görevini ifa ettiği Tugay'ın Diyarbakır-Silvan ilçesine intikal ettiği, buradan da Lice'ye intikal sırasında 19.3.1996 tarihinde Duru Karakolu mevkiinden 50 adet askeri araçtan oluşan konvoy halinde gidilirken Uzm. Çvş. Adem Koçak'ın kullandığı askeri aracın M. Er Hakan Sezer'in kullandığı Ünimog askeri aracını geçmeye çalışırken fazla yaklaşarak çarpmasıyla bu aracın dengesini kaybedip sağ taraftaki şarampole yuvarlandığı ve yandığı, bu arada da davacıların oğulları olan M. Er Hakan Sezer'in şehit olduğu görülmektedir.
Davacı baba ve anne, olayı terörle mücadele ve 2330 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirerek 5434 Sayılı Kanunun 4049 Sayılı Kanunla değişik 72 nci madde son fıkrası uyarınca kendilerine oğullarından dolayı yetim aylığı bağlanmasını istemekte, davalı kurum ise; olayın askerlik görevinden doğan bir olay olduğunu ve davacılar hakkında 5434 Sayılı Yasanın 72 nci maddesinin 1 nci fıkrasına göre işlem yapılabileceği, bu durumda da annesinin halen evlilik bağının devam etmesi başka bit deyişle dul olmaması, babanın ise 65 yaşından küçük olması, malûl ve muhtaç olup olmadığının belirli olmaması nedeniyle aylık bağlanmadığını ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Görüleceği üzere; davacılar ve davalı kurum arasında ölüm olayının meydana geliş biçiminde bir uyuşmazlık bulunmamakta; uyuşmazlık olayın tavsifinde bulunmaktadır.
Olayın bir görev olan intikal sırasında meydana geldiğinden kuşku yoktur. AYİM.'nin istikrar bulmuş kararlarında da görüleceği üzere, OHAL. bölgesinde intikaller ve erat takviyesi amacıyla teşkil ettirilen araç konvoyu intikallerinin iç güvenlikle ilgili bir faaliyet olduğu ve bu arada meydana gelen askeri araç kazasında ölen erlerin durumunun 2330 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilip 5434 Sayılı Kanunun 72 nci maddesi son fıkrasına göre de, davacı anne ve babaya aylık bağlanması gerekmektedir. (AYİM. 1. D. 21.5.1996 tarih ve E. 1995/1165, K. 1996/514, AYİM. Dergisi, Sayı 11, sh. 552-554).
Bu itibarla, ölüm olayının davalı kurum tarafından 2330 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilmeyerek davacılara şehit yetim aylığı bağlamaması işlemi sebep ve amaç yönlerinden hukuka aykırı bulunmaktadır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, vazife maluliyetinden yetim aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacıların oğulları M. Er Hakan Sezer'in 2. Piyade Tugay Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken, 19.3.1996 tarihinde şoförü olduğu askeri aracın Diyarbakır-Bingöl karayolu Lice yol ayrımında şarampole yuvarlanması sonucu vefat ettiği, OHAL. bölgesindeki intikaller ve erat takviyesi amacıyla teşkil olunan araç konvoyu intikallerinin iç güvenlikle ilgili bir faaliyet olduğu ve bu araç kazasında ölen erlerin durumunun 2330 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek 5434 Sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca davacılar anne ve babaya muhtaçlık ve malûllük koşulu aranmaksızın aylık bağlanması gerekirken, aksine tesis olunan dava konusu işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy