(926 S. K. m. 191, 201) (66 S. K. m. 1, Ek m. 4, Ek m. 7)
Davacı ..................un 31 Mart 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde, babası ..................un 1.4.1915 tarihinde askere sevk edildiğini, 1.6.1923 tarihinde terhis edildiğini, terhisini müteakip Maliye ve Gümrük Bakanlığı tarafından gümrük memuru olarak Doğubeyazıta atandığını, bir süre sonra Hakkari İli Aloman mıntıkası sınır karakoluna tayin edildiğini, burada görev yaparken kaçakçılarla çıkan bir çatışmada şehit olduğunu, vurulduğu zaman üzerinde bulunan 1. Dünya Savaşında kendisine verilmiş Osmanlı İmparatorluğunun son madalyası olan harp madalyası beratının kaçakçılar tarafından gasp edildiğini, bu harp madalyasının babasından dolayı kendisine verilmesi isteminin M.S.B. nın 24.12.1996 tarihli yazısı ile reddedildiğini, 66 SK.na 869 SK ile eklenen EK-4 ncü Maddesinde 15 Mayıs 1335 (1919) ile 9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında milli orduda vazife almış askerlere, eğer hayatta değil iseler ailelerine kırmızı şeritli İstiklal madalyası verileceği hükmünü içerdiği, babasının ise anılan tarihler arasında milli orduda vazifeli olduğunu, bu nedenle harp madalyası istemi ile birlikte İstiklal madalyasının da intikal suretiyle en büyük oğlu olarak kendisine verilmesi talebinin MSB aynı tarihli yazısı ile reddedildiğini, yukarıda belirtilen sebeplerle gerek babasına daha önce verildiğini ve eşkıyalar tarafından gasp edildiğini iddia ettiği harp madalyasının yenisinin verilerek tarafına intikalinin yapılması ve gerekse hak ettiği İstiklal madalyasının verilerek yine intikalinin tarafına yapılması istemlerinin reddinin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesi sonucu; davacı ..................un, ..................un en büyük oğlu olduğu, .................un, MSB.Arşiv Müdürlüğünce Yozgat Askerlik Şubesinin 7384 Nolu defterinden tercüme edilerek gönderilen künyesine göre; ilk sevkinin 21 Haziran 1332 (1916) tarihinde Ankara Depo Alayına yapıldığı, 3 Teşrini evvel 1332 (1916) tarihinde Zile Talimgahına, 19 Nisan 1333 (1917) tarihinde 3. Orduya sevk edildiği, 2 Haziran 1333 (1917) tarihinde 32.Alaydan, 7 Ağustos 1336 (1920) tarihinde de 18.Alaydan olmak üzere iki defa firar ettiği, bu belgeden firar sürelerinin tam saptanamadığı, müteakiben 14 Haziran 1338 (1922) tarihinde 174.Alaya sevkinin yapıldığı ve en son 31 Kasım 1338 (1922) tarihi itibariyle de asker olduğu, bundan başka da bilgi bulunmadığı, böylece terhis tarihinin tespit edilemediği, terhisini müteakip gümrük muhafaza memuru olarak çalışmaya başladığı ve Van Muhafaza Müdürlüğünün 20.12.1936 günü yapılan keşif varakasında açıklandığı üzere Aloman mıntıkasında 14.12.1936 günü kaçakçılarla girdiği çatışmada vurularak şehit olduğu, eşi ve dört çocuğuna şehit olması sebebiyle maaş bağlandığı, en büyük oğlu olan ..................un babası ..................a verildiğini ve şehit olduğunda kaçakçılar tarafından gasp edildiğini iddia ettiği harp madalyasının yenisinin verilerek intikalinin tarafına yapılması ve babasının almayı hakettiğini düşündüğü İstiklal madalyasının intikal suretiyle kendisine verilmesi talebiyle idareye başvurduğu, M.S.B.lığının 24.12.1996 tarihli ..................un istemlerinin reddedildiğine dair emrin Bandırma Askerlik Şubesi Başkanlığınca 4.2.1997 tarihinde ..................a tebliğ edildiği, bunun üzerine ..................un 31 Mart 1997 tarihinde kayda giren dilekçesi ile yukarıdaki istemlerin reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle mahkememizde dava açtığı anlaşılmaktadır.
Madalyalar; savaş madalyası, şeref madalyası, övünç madalyası, üstün hizmet madalyası ve İstiklal madalyası olarak 926 Sayılı TSK. Personel Kanunu 191 ve 201 nci maddeleri arasında ve üstün cesaret ve feragat madalyası, başarı madalyası, liyakat madalyası, hizmet madalyası olarak da yine aynı Kanunun EK-13 ncü maddesinde düzenlenmiş olup 201 nci maddede İstiklal madalyası ile ilgili hükümlerin İstiklal Madalyası Kanunu ile ek ve değişikliklerinde düzenlendiği ifade edilmiştir.
66 Sayılı İstiklal Madalyası Kanununun 525 sayılı kanunla değişik 1 nci maddesinde kimlere İstiklal madalyası verileceği düzenlenmiş olup, buna göre; İstiklal madalyası bilfiil kıta başında, cephede veya dahili isyanları teskinde hamaset ve fedakarı asarı gösteren erkan, ümera ve zabitan ve efrat ve milli kahramanlara ve cephe gerisinde ulvi maksadın husulü için mesai ibraz edenlere ve İstiklali milli uğrunda fedayı hayat eden şehitlerin büyük oğluna, yoksa büyük kızına, yoksa pederin, o da yoksa validesine, o da yoksa zevcesine verileceği hükmü getirilmiş, ancak daha sonra 869 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen Ek-4 ncü maddesinde 15 Mayıs 1335 (1919) ile 9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında Milli Orduda görev alan herkese İstiklal Madalyası verileceği hükme bağlanmıştır.
66 Sayılı Kanuna 869 sayılı kanunun 5 nci maddesi ile eklenen Ek-7 nci maddesi ise Hukuku medeniyeden iskat veya cinayetle mahkûm olanlarla casusluk yapan ve ordudan firar edenler ve alelıtlak 25 Eylül 1339 (1923) tarihli kanunun (347 SK) birinci maddesine tevfikan nisbeti askeriyesi kastedilenler ikinci madde hükmünden istifade edemezler. hükmünü amirdir. Bu madde ile atıf yapılan ikinci madde 869 sayılı kanunun ikinci maddesi olup, teselsül nedeniyle 66 SKnun Ek-4 ncü maddesi olmuştur. Dolayısıyla Ek-4 ncü maddede ifade edilen 15 Mayıs 1335 (1919) ile 9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında Milli Orduda vazife almış bir kimsenin hal veya fiili Ek-7 nci maddedeki hal veya fiillerden birine uyduğu takdirde İstiklal madalyası alamayacağı açıktır.
Dava dosyasında bulunan ve M.S.B. Arşiv Müdürlüğü tarafından tercüme ettirilerek gönderilen, Yozgat Askerlik Şubesinin 7384 numaralı defterinden çıkarılan davacının babası ..................un künye defterindeki kayıtları incelendiğinde askerlik hizmeti süresince birisi 2 Haziran 1333 (1917) tarihinde Kafkas Kumandanlığı 32 Alay 96 Taburdan, diğeri 7 Ağustos 1336 (1920) tarihinde 18 Alay 2.Tabur 6.Bölükten olmak üzere iki defa firar eylemi gerçekleştirdiği görülmektedir.
Her ne kadar davacının babası .................., 66 SKa 869 SKla eklenen EK-4 ncü maddede belirtilen ve İstiklal madalyası almak için yeterli olan, 15 Mayıs 1333 (1919) ile 9 Eylül 1338 (1922) tarihleri arasında Milli Orduda vazife almış olsa da; ordudan firar etmiş olması nedeniyle 66 SKa 869 SKla ilave edilen ve ordudan firar edenlerin 66 SKnun Ek-4 ncü maddesi (869 SKnun 2 nci maddesi) hükmünden yararlanamayacağını belirten EK-7 nci madde amir hükmü karşısında istiklal madalyası alma hakkına sahip değildir. Bu sebeple davacıya babasından dolayı İstiklal madalyası verilmesi yasal olarak mümkün değildir.
Savaş madalyasının kimlere, nasıl verileceği 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 192 nci maddesinde düzenlenmiştir. Davacının babasına verildiğini ve 14.12.1936 yılında görev başında iken çatışma esnasında vurularak şehit olduğunda üzerinden kaçakçılar tarafından gasp edildiğini iddia ettiği Osmanlı İmparatorluğunun en son madalyası olan harp madalyasının gerek verildiğine dair askerlikle ilgili kayıtlarda, gerekse gaspedildiğine dair Van Muhafaza Müdürlüğünün olay yeri keşif varakasında ve Gümrük Muh. Gen.K.lığının yazışmalarında hiçbir delile ulaşılamamıştır. Bu sebeplerle harp madalyasının yenisinin verilmesi talebi de yasal dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Yukarıda sayılan nedenlerle davacının harp ve istiklal madalyası verilmemesi işlemlerinin iptaline ilişkin DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy