(1602 S. K. m. 71)
Davacı tarafından verilen ve 12 Mart 1997 tarihinde AYİM. kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; Kastamonu, Azdavay ilçesi, Kırmacı köyü nüfusuna kayıtlı Kuruoğlu Ali'nin kızı olduğunu, babasının 1330 yılında silah altına alındığını, silah altında iken öldüğünü ve bir daha geri gelmediğini, şehit yetim aylığı bağlanması hususunda Davalı Kurumu yaptığı müracaatının, babasının ölüm sebebinin bilinmediği gerekçesiyle reddedildiğini, halbuki Daday İlçe Nüfus Müdürlüğünün yazılarında, babasının silah altında Medineyi Münevverede hastalanıp geçen 1330 deren senesi Nisan zarfında vefat ettiğinin sabit olduğunu, bu nedenle Davalı Kurumca tesis edilen olumsuz işlemin iptalini ve babasının şehit olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada yapılan incelemede; davacının adresine çıkartılan pul istemi tebliğinin 31.12.1998 tarihinde davacının vefatı nedeniyle iade edildiği, bunun üzerine Azdavay Nüfus Müdürlüğünden nüfus kayıt örneğinin istendiği, Azdavay İlçe Nüfus Müdürlüğünce 27.4.1999 tarihinde düzenlen nüfus kayıt örneğinde davacı .........'ün 29.11.1997 tarihinde ölüm kaydı bulunduğu ve oğlu .........., oğlu ........, kızı ..........'ün kayıtlarının bulunduğu, ............, ..........ve .........(Öztürk)'ün 25.5.1999 tarihli dilekçe ile 6 milyon TL.lık pul göndererek Annemiz Azdavay İlçesi Kırmacı köyünde kayıtlı Ali kızı 1330 doğumlu .............. tarafından açılan davanın devamını istiyoruz. 29.11.1997 tarihinde her ne kadar ölmüş ise de davayı murisleri bizler ........., ........... ve .......... (Öztürk) tüm mahkeme masraflarını karşılamayı taahhüt ederiz, gereğini arz ederiz. diyerek mahkememize başvurdukları anlaşılmakla, mameleke intikal edecek olan müracaat tarihi ile ölüm tarihi arasındaki birikmiş aylık bakımından yargılamanın davacılar .........., .......... ve ............. (Öztürk)'ün katılımı ile sürdürülerek uyuşmazlığın çözümü öngörülmüştür.
Azdavay İlçe Nüfus Müdürlüğünce 10.3.1997 tarihinde tanzim edilen nüfus kayıt örneğinde; .......... babası Kuruoğlu Ali ile birlikte aynı nüfus kaydında yer almakta, babasının ölüm tarihi 1330 olarak gösterilmekte, not bölümünde ise (Kuruoğlu) Ali'nin Daday Kaymakamlığının 13.9.1339 tarih ve 1339/71 numaralı kararı ilamı mucibince Merhum Seferberlikte silah altında Medineyi Münevverede hastalanıp geçen 1330 deren senesi Nisan zarfında vefat ettiği; Daday Nüfus Müdürlüğünün 23.9.1996 tarih ve 2915 sayılı yazılarından anlaşılmıştır. denilmektedir.
Daday Nüfus Müdürlüğünün 23.9.1996 tarih ve 900/2915 sayılı yazılarında; 1339/482 ölüm vukuatının tetkikinde; Kırmacı Köyü 47 KSN, 042/02 Cilt 1 Sayfada kayıtlı Ahmet Azimi'den olma 1302 doğumlu Kuruoğlu Ali'nin Daday Kaymakamlığının 13.9.1339 tarih 1339/71 numaralı ilamı mucibince Merhum Seferberlikte silahaltında Medineyi Münevverede hastalanıp geçen 1330 deren senesi Nisan zarfında vefat ettiği yazılıdır. denilmektedir.
MSB. Arşiv Müdürlüğünün 25.12.1996 tarih ve 5649-2369-96/Eski Yazı Ks.(4355) 5297 sayılı yazı ekinde yer alan ve Daday Askerlik şubesinin 5153 nolu defterinden çıkarılan künye kaydında; Kırmacı Köyü, Hane No:47/4, Sayfa No: Yeni (119) Eski (181), Kuruoğullarından Ahmet oğlu 1302 doğumlu Ali'nin mülahazat duhulü 25 Temmuz 1325, Kısmi Sani, 93 tertiben harici askere 1324, Ordu l, Alay 3, Nizamiye Tabur 3, Bölük 4, Onbaşı, 1326 İhtiyati, Mehmet Celal Karyesinden müteehhil Pederi (1272) Validesi var Biraderi Hasan (1296) ve Kamil (1302) muinli, Balkanda hizmetlidir. Tezkeresi teşrini evvel 1326. denilmektedir.
Davacının babası Ali'nin 1324 tarihinde askere sevk edilip 1326 tarihinde terhis edildiği künye kaydında açıkça belirtilmiş ise de, nüfus kaydından bilahare yeniden askere alınıp seferberlikte Medine'de hastalanarak öldüğü anlaşılmaktadır. Bu kayıtta ölümün hangi hastalıktan meydana geldiği belirtilmemiştir.
Ölüm kayıtları ile sebeplerinin künye kaydı ile nüfus kaydında noksansız olarak işlenmesi ve belgelerin muhafazası idarenin görevi dahilindedir. İdarenin bu belgeleri gereği gibi tutup muhafaza etmemiş bulunması hizmetin iyi işlemediğini gösterir. İdarenin hizmet kusurunun zararlı neticelerinin davacıya yüklenmesi hukuka uygun bir davranış olmadığı gibi Anayasa'nın devletin şehit dul ve yetimlerini koruyacağına ilişkin 61 nci maddesi ile gerçekleştirilmek istenen amaca da uygun olmaz. Bu itibarla davacının iddiası gibi babasının harpte yaralanarak şehit düştüğünün veya savaş ve hava şartları sonucu vefat ettiğinin kabulü yerinde olacaktır.
1325 Tarihli Kanunun 8 Nisan 1334 Tarihli Kanunla değişik 36 nci maddesine göre muharebede şehit düşenlerin veya aynı Kanunun 35 nci maddesinde belirtilen sebeplerle ölen neferlerin ailelerine yetim aylığını bağlanacağının ifade edilmesi; 3 5 nci maddesinde ise harekat ve hizmet esnasında hava tesiri ve sefer şartları nedeniyle ölenlerin ailelerine de aylık bağlanacağının belirtilmiş olması karşısında davacının babası ister harpte yaralanarak sonradan vefat etmiş olsun, ister hava sefer şartlarının etkisiyle ölmüş bulunsun ailesine yetim aylığı bağlanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, mevcut künye ve nüfus kayıtlarıyla 1325 Tarihli Kanun kapsamında askerlik görevi sırasında Medineyi Münevverede hastalanıp Nisan 1330'da ölen Ahmet oğlu 1302 doğumlu Ali'nin dul kızı öttüğü anlaşılan davacıya babasından dolayı şehit yetim maaşı bağlanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlem sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden İşlemin İptaline, 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı kuruma yüklenmesine, ancak davacı 29.11.1997 tarihinde ölmüş olduğundan, davacının kuruma müracaat ettiği 3.12.1996 tarihinden davacının öldüğü 29.11.1997 tarihine kadar kurumda birikmiş aylıkların davacının mirasçıları ............, A. ........... ve ............ (Öztürk)'e ÖDENMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy