(743 S. K. m. 2) (1602 S. K. m. 46) (205 S. K. m. 5)
Davacı 6 Mayıs 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davalı kurumun sözleşme hükümleri ile iyi niyet kurallarına uymadığının tespiti ile ödemelerin davalı kurumun 09.02.1996 tarihli yazısında belirtilen ödeme planı ve şartlarına göre yapılması istemi ile davalı kurum aleyhine açmış bulunduğu davanın, Ankara 13 ncü Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.1997 gün ve Esas: 1996/809, Karar: 1997/208 Sayılı Kararı davaya bakmaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevi olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmesi ve işbu kararın temyiz edilmemek suretiyle 30.04.1997 tarihinde kesinleşmesi üzerine, AYİMde işbu davanın açıldığı; Ankara Çayyolunda davalı kurum tarafından inşa ettirilen toplu konutlarda 6 ncı kısım 4 ncü blok 40 numaralı konutun kendisine satılması amacıyla davalı kurum ile 27.09.1994 ve daha sonra yeni kredi limitine göre 30.06.1995 tarihli sözleşmeler imzalandığı, peşinat ve aylık taksitler sözleşmeye uygun biçimde ödenmeye devam edildiği sırada davalı kurum tarafından 09.02.1996 tarihli iadeli taahhütlü yazı ile maliyetlerin arttığı belirtilerek sözleşmede yer alan aylık taksitlerin Mart 1996dan itibaren arttırıldığı ve kaynak maliyet farkından geriye kalan 192.500.000. TL.sını da 20.09.1996 da peşin veya Eylül 1996 dan başlamak üzere peşin, 6 veya 12 ay vadeli taksitlerle ödenebileceği, taksitle ödeme halinde konutun teslim tarihinde kurum borç verme işlemlerinde geçerli olan faiz oranın (ki konutun teslim tarihinde aylık % 84 olduğu) uygulanacağı, eski ödeme planının iptal edildiği ve Mart 1996dan itibaren yeni ödeme planının uygulanacağı ve ayrıca konutların Ağustos 1996da teslim edilmesinin planlandığının bildirildiğini, Mart 1996dan itibaren yeni ödeme planına uygun biçimde aylık taksitler ödenmeye devam edildiği sırada bu defa davalı kurum tarafından iadeli taahhütlü olarak gönderilen 03.06.1996 tarihli yazı ile 25.05.1996 tarihinde yapılan 36 ncı Genel Kurul toplantısında alınan karar uyarınca Haziran 1996 tarihinden sonra teslim edilecek kurum konutlarından edinen ve anılan tarihten önce tahsis ve kredi sözleşmesi imzalayan üyelerin, konutların teslimini takiben yapacakları, taksit kaynak-maliyet farkı gibi ödemeler için konutun teslim tarihinde T.Emlak Bankasınca vadeli olarak satışa sunulan konutlarda geçerli olan en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilerek; buna göre Eylül 1996 ile Şubat 1997 tarihleri arasında ödenmesi gereken henüz muaccel olmamış altı aylık inşaat taksitleri toplamı olan 144.000.000. TL.sı ile, kaynak-maliyet farkı 192.500.000. TL.sı toplamı 336.500.000. TL.nın, 20.09.1996 tarihinde peşin olarak veya aylık %6 faiz uygulanmak suretiyle 6, 12 veya 18 ay vadeli taksitler halinde ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, ancak, üyelerden gelen yoğun tepkiler üzerine bu defa davalı kurum tarafından gönderilen 27.06.1996 tarihli yazı ile aylık faiz oranında bir değişiklik yapılmadan sadece vadenin 60 aya kadar uzatıldığı ve buna göre sabit veya değişken taksitli 11 ödeme seçeneğinin bildirildiği 09.02.1996 tarihli ödeme planı, ödeme seçenekleri ve faiz oranında daha sonra yapılan tek taraflı değişiklikler sözleşmeye ve iyiniyet kuralına aykırı olmasına karşılık, konutun teslim edilmesi için 27.06.1996 tarihli yazıda belirtilen seçeneklere göre tanzim edilmiş bonoların 26.07.1996 tarihine kadar kuruma teslim edilmesi şartı getirildiği için zorunlu olarak ödeme gücüne göre değişken taksitli 11 nci seçeneğe uygun şekilde tanzim edilmiş 702.100.000.-TL.sı tutarında 24 adet bonoyu imzalayıp 26.07.1996 tarihinde davalı kuruma teslim etmekle birlikte, yapılan değişikliğin sözleşmeye, iyiniyet kurallarına ve ahde vefa ilkesine aykırı olduğunu ve yasal yollara başvurma hakkını saklı tuttuğunu belirten 26.07.1996 tarihli dilekçeyi de davalı kuruma verdiğini, 19.08.1996 tarihinde teslim peşinatını ödeyerek tarafına tahsis edilen daireyi teslim aldığını ve Eylül 1996dan itibaren de kuruma vermek zorunda kaldığını bonoları vadesinde ödemeye devam ettiğini yukarıda özetlenen safahat dikkate alındığında; davalı kurum Genel Kurulunun 25.05.1996 tarihli 36 ncı Genel Kurulunda alınan 18 nolu karar ve bu karara dayalı olarak 03.06.1996 ve 27.06.1996 tarihli yazılarla belirtilen ödeme planı, ödeme seçenekleri ve faiz oranında tek taraflı olarak yapılan değişiklikler sözleşmeye, iyiniyet kurulanı, ahde vefa ilkesine ve kurumun sosyal içerikli amacına aykırı bulunduğunu davalı kurum ile arasında imzalanan 27.09.1994 tarihli sözleşmenin 6/b ve 30.06.1994 tarihli sözleşmenin 9/b maddelerinde; peşinat, aylık taksit ve teslim öncesi peşinat miktarları ile ödeme tarihleri açık olarak belirlenmiş olup, öngörülen tahmini maliyetin artması durumunda sözleşmede belirtilen üye ödemelerinin kurumca sadece arttırılabileceği ve bildirilecek yeni ödeme planına üyenin aynen uymayı kabul ve taahhüt ettiği hükmü yer almakta olduğu bunun dışında tahmini maliyetin artması durumunda 20.02.1997 tarihine kadar devam eden henüz muaccel olmamış aylık inşaat taksitlerinin konutun teslimini müteakip peşin olarak talep edilebileceğine ilişkin sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı cihetle, 20.02.1997 tarihine kadar devam eden henüz muaccel olmamış 144.000.000.-TL. lık aylık inşaat taksitlerinin konutun teslimini müteakip 20.09.1996 tarihinde peşin olarak ödenmesine ilişkin Genel Kurul kararı sözleşmeye aykırı olduğu gibi, Medeni Kanunun 2 nci maddesinde yer alan objektif hüsnüniyet kuralına da aykırı bulunduğu; davalı kurumu temsile ve üçüncü kişilerle hukuki muamele yapmaya yetkili organ Genel Müdürlük olup, bu organ tarafından sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca tespit edilerek 09.02.1996 tarihli yazı ile bildirilen yeni ödeme planı ve şartları hukuken davalı kurumu bağlayıcı bir belge olduğu buna karşılık, ödeme şartlarını üye aleyhine tek taraflı olarak değiştiren 25.05.1996 tarihli Genel Kurul kararı ise; iyiniyetten yoksun, hukuka ve sözleşmeye aykırı olmasının yanı sıra daha önce kurum konutlarından edinen üyelere sağlanan ve cömertlik derecesine varan kolaylıkların parasal maliyetinin üyelerden karşılanmasına yönelik kurumun sosyal içerikli amacına ters düşen haksız nitelikte bir karar özelliğini taşıdığı sözleşmede Şubat 1997e kadar devam eden aylık inşaat taksitlerinin konutların teslimini müteakip peşin olarak talep edilebileceğine ilişkin bir hüküm yer almamakla birlikte, bir an için bunun aksi düşünülse dahi davalı kurum tarafından tespit edilen 09.02.1996 tarihli yeni ödeme planının bu defa 25.05.1996 tarihli Genel Kurul kararı ile değiştirilmesi, ahde vefa ilkesine ve Herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken objektif hüsnüniyet kaidelerine uygun olarak hareket etmesine ilişkin Medeni Kanunun 2 nci maddesine aykırı olduğu şayet 09.02.1996 tarihli ödeme planı tek taraflı olarak aleyhine değiştirilmese idi: Eylül 1996 ile Şubat 1997 aylarına ilişkin muaccel olmamış aylık inşaat taksitleri ait oldukları aylarda yeni miktarlara uygun şekilde ödenecek ve kaynak-maliyet farkı olan 192.500.000. TL. sının taksitle ödenmesi durumunda da, konutun teslim tarihinde kurumun uyguladığı aylık %4 faiz uygulanmak suretiyle kuruma olan borç tutarı en uzun vadede Şubat 1998de bitmiş olacak iken, davalı kurumun hukuka aykırı şekilde ödeme planını değiştirmesi nedeniyle Eylül 1996 ile Şubat 1997 arasında ödenmesi gereken henüz muaccel olmamış 144.000.000. TL. sı için aylık %6 faiz ödemek, ayrıca 192.500.000. TL. sı kaynak - maliyet farkı içinde aylık %4 yerine %6 faiz ödeme durumu ile karşı karşıya bırakılmasının yanı sıra kaynak - maliyet farkının Mart 1997den itibaren 12 ay vadeli olarak ödeme seçeneğinin de ortadan kaldırılmış bulunduğunu, Ankara 13 ncü Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sırasında davalı vekillerince cevap layihasında eski ve yeni ödeme planı arasındaki farkın 26.220.000.-TL. sı olduğu savunulmuş ise de; davalı kurumun 09.02.1996 tarihli yazısı ile sunulan ödeme planında Eylül 1996 ile Şubat 1998 ayları arasında 18 aylık vade mevcut olup (c seçeneği) Eylül 1996 ile Şubat 1997 aylarına ait inşaat taksitlerinin ait olduğu aylarda ve 09.02.1996 tarihli yazıda belirtilen miktarlarda ödenmesi, keza 192.500.000.-TL. sı kaynak - maliyet farkının da Mart 1997den başlamak üzere aylık % 4 faiz uygulanarak 12 ay vade ile ödenmesi halinde; Eylül 1996 ile Şubat 1998 arasında ödenmesi gereken toplam borç miktarı 455.520.000.-TL. sı olacağı buna karşılık, davalı kurumun 03.06.1996 tarihli yazı ekindeki Eylül 1996dan başlayan 18 aylık ödeme planı, 09.02.1996 tarihli yazı ekindeki (c) seçeneği ile vade olarak aynı süreyi kapsadığı halde yeni 18 aylık ödeme planına göre toplam 559.440.000.-TL. sı bir borç yükü altına girilmesi gerektiği ve dolayısıyla yeni ve eski ödeme planları arasındaki aynı vadedeki farkın üye aleyhine 103.920.000.-TL. sı olduğu çok açık bir şekilde anlaşılmakta olduğu kaldı ki, 09.02.1996 tarihli ödeme planına göre 18 aylık vadede ödenecek aylık taksitler (21.000.000. x 4; 30.000.000 x 2; 25.960.000 x 12) ile 03.06.1996 tarihli yazıda yer alan 18 aylık vadede ödenmesi gereken aylık taksitler (31.080.000 x 18) arasındaki fahiş farklar da dikkate alındığında, 03.06.1996 tarihli yazı ile belirlenen yeni ödeme planının ne kadar adaletsiz ve üye aleyhine olduğunu görüldüğü, böylece OYAK Genel Kurulunun 25.05.1996 tarihli 36 ncı Genel Kurulunda alınan (18) nolu kararın İPTALİNE, ödemelerin davalı kurumun 09.02.1996 tarihli yazısında bildirilen ödeme planı ve şartları üzerinden yapılamaması işleminin iptaline Karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Ancak, AYİM kayıtlarına 6 Mayıs 1997 tarihinde geçen ve özeti yukarıda verilen dava dilekçesinden 60 günlük dava açma süresinden çok önce, 30.06.1996 tarihinde Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesinde ise davacının özetle; davalı kurumun ilk sözleşme kurallarına uymadığının saptanarak, ödemelerin davalı kurumun sözü geçen 09.02.1996 tarihli yazısında belirtilen ödeme planına göre yapılmaması işleminin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusunun görüm ve çözüme kavuşturulması için Ankara 13 ncü Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada; 20.03.1997 tarih ve Esas: 1996/809; Karar: 1997/208 Sayılı Kararla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği, bu kararın 07.04.1997 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 30.04.1997 tarihinde kesinleştiği ve davacının bu defa 6 Mayıs 1997 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dilekçe ile OYAK Genel Kurulunun 25.05.1996 tarihli ve 36 ncı Genel Kurulunda alınan 18 nolu kararın iptaline ve ödemelerin davalı kurumun 09.02.1996 tarihli yazısında belirtilen ödeme planı ve şartları üzerinden yapılması gerektiğine karar verilmesi istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı önce 30.06.1996 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde yeni ödeme planının geçersiz sayılarak ödemelerin önceki ödeme planına göre yapılması istemiyle dava açmış, bu davanın görev yönünden reddi üzerine bu defa Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 06.05.1997 tarihinde OYAK 36. olağan Genel Kurulunun 18 nolu kararının iptali istemiyle dava açmıştır. Bu davada görev yönünden reddedilip görev uyuşmazlığının Uyuşmazlık Mahkemesince çözümlenip Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli sayılması üzerine de 30.11.1997 tarihinde yukarıda konusu belirtilen işbu davayı açmış bulunmaktadır.
Öncelikle davanın konusu Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava dilekçesinde belirtilmiş olan hususlardan ibarettir. Bu mahkemenin kararından sonra açılan davalarda yeni işlemlerin eklenmesine iddianın genişletilmesi yasağı engel teşkil eder. Davacının bütün taleplerini 60 günlük dava süresi içinde ileri sürmesi gereklidir (1602 S.K. Md. 46/son Aynı yönde; AYİM. 1.D. 26.12.1989. 989/362 - 562 Esas ve Karar Sayılı).
Böylece, davacının ilk dava dilekçesinde yer almayıp 60 günlük dava süresi geçtikten sonraki dava dilekçesinde ileri sürdüğü OYAK 36.Genel Kurulunun 18 nolu kararı, 37. Genel Kurulun 10 nolu kararlarının iptali istemleri ile faizlerin yükseltilmesi nedeniyle fazla ödediği meblağın kendisine ödenmesi istemleri iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan mahkemece değerlendirme dışı tutulmuş bulunmaktadır.
Bu durumda, davanın konusu 09.02.1996 tarihinde mevcut olan ödeme planının uygulanmaması işleminin iptali isteminden ibarettir. Dava konusu bu şekilde belirtildikten sonra davaya konu bu ödeme planının değiştirilmesine ilişkin 03.06.1996 tarihli idare bildiriminin davacıya ne zaman tebliğ edildiği bilinmediğinden, davacının 26.07.1996 tarihinde idareye yaptığı ve ihtiyari başvuru niteliğinde olan başvuru tarihi esas alındığında cevap verilmeden geçirilen 60 günden sonraki 60 gün içinde 30.06.1996 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından davalı kurumun dava süresinin geçirildiğine ilişkin iddiasına katılmak mümkün değildir.
Dava konusu olayda; davacı 09.02.1996 tarihindeki ödeme planına göre geri ödeme aylık taksitleri için faiz ödeme durumunda olmadığı gibi maliyet- kaynak farkından doğan ödeme taksitlerine de % 4 faiz ödemekte iken bilahare 36. Genel Kurulda alınan karar gereğince yapılan uygulamalarda geri ödeme aylık taksitlerine % 6 aylık faiz ödemek ve kaynak maliyet farkını taksitle ödediği takdirde buna da % 6 faiz ödemek durumunda kalmıştır. Davanın devamı sırasında 37. Genel Kurulda alınan karar gereğince geri ödeme aylık taksitlerinden faiz uygulaması yeniden kaldırılmış kaynak - maliyet farkına uygulanan faiz oranı da 1996 yılında % 6, 1997 yılında ise %4,5 olarak uygulanmaya başlanmıştır böylece davacının 09.02.1996 tarihindeki ödeme planına göre 1996 yılı için kaynak - maliyet geri ödemelerinde % 2 lik sonraki yıllarda ise % 05 (Binde beş ) lik bir fazla ödeme durumu kalmıştır. Buda 50.000.000. TL. liranın üzerinde fazla ödeme miktarına ulaşmaktadır.
Bilindiği üzere OYAKa zorunlu üye olan ve bu birikimlerini dilediği gibi çekme ve kullanma hakkına sahip olmayan davacı ile, OYAK arasındaki sözleşme davalı kuruma oldukça üstün yetkiler tanıyan bu niteliği ile sözleşmeden ziyade tek taraflı bir işleme yakın bir idari işlem niteliği taşıyan spesifik bir işlemdir. 205 Sayılı Kanunun 5. maddesi ile kurumun mevcutlarının işletilmesi ile sair hususlarda karar alma yetkisi Genel Kurula verilmiştir. Genel Kurulda bu hükme dayanarak konut kredilerine geri ödemeler ile ilgili 36. olağan toplantıda yeni bir düzenleme getirmiştir. Yapılan sözleşmeler de kurum tarafından faiz ve geri ödeme koşulları ve diğer hususlarda yapılacak değişikliklere hiçbir surette itiraz edilemeyeceği şeklinde hükümler konmaktadır. Böylece koşulların değiştirilmesi ve bunun ölçüsü kurumun takdir yetkisine bırakılmıştır. Ancak kurum bu takdir yetkisini açıkça kötüye kullandığı takdirde yargı merciinin buna müdahalesi olabilir.
Kurumun gelir - gider durumu üyelerin ekonomik durumları ülkenin ekonomik koşulları inşaat maliyetlerindeki artış oranı dikkate alındığında bu ödeme koşullarında çok fahiş bir artırma yapılmış ise, bu durumda takdir yetkisinin açıkça kötüye kullanıldığından söz etmek mümkündür.
Dava konusu olayda davalı kurumun kuruluş amacı, işleyiş biçimi, kurumda her alanda yetişmiş uzman personelin mevcudiyeti göz önüne alındığında ileriye matuf hesaplar yapmak suretiyle konut edindirmeden dolayı bundan yararlanan üyelerinin ne kadar miktar borç ödeyeceğini başlangıçta saptayıp, talep eden günlerde geri ödeme biçiminde de olsa bu miktarları ileri aşamalarda artırmaması gerekmektedir.
Hal böyle olmasına karşın davacı ile davalı kurum arasında davacıya tahsis olunan konut için 09.02.1996 tarihli yazı ekinde bulunan ödeme planı ve koşulları üzerinden ödeme yapılmaya devam edilmesi gerekirken, Genel Kurulca sonradan alınan karar uyarınca yasal faiz uygulanıp ödemenin artırılmasına ilişkin işlem hukuka aykırı bulunmaktadır.
Nitekim davacının konumunda olanların geri ödemelerinde uygulanacak faiz oranlarını kısa süre içerisinde iki defa değişikliğe uğratan ve son değişiklik davacı ve konumunda olanların lehine olacak biçimde tasarrufta bulunan davalı kurumun bu uygulaması karşısında faiz oranlarının ekonomik koşullara göre artırılması gerektiği şeklindeki savunmasının ne denli objektif olduğu tartışılır hale gelmiştir.
Böylece güvenli ve istikrarlı idare ilkelerine uygun bir uygulama sergilemesi gereken davalı kurumun bu ilkelere uygun hareket etmediği ve konuya ilişkin takdir hakkına yerinde kullanmadığının kabulü ile, dava konusu yapılan işlemin amacı ve neden yönlerinden hukuka uygun bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Kaldı ki hangi aşamada olursa olsun üyelerin ne miktarda borç ödeyeceklerini önceden bilmeleri hakları ve bunu sağlamakta düzenli idarenin gereğidir.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olara0k açıklandığı üzere OYAK tarafından davacıya tahsis olunan konut için davacı tarafından OYAKa yapılacak ödemelerin 09.02.1996 tarihli işlem ekinde bulunan ödeme planı ve koşulları üzerinden yapılmasının davalı kurumca kabul edilmemesine ilişkin İŞLEMİN İPTALİNE,
KARŞIOY YAZISI
Uyuşmazlığın çözümündeki asıl sorun, taraflar arasındaki ilişki ile uygulanacak kuralların ve sonuçlarının mutlak anlamda özel hukuk alanında cereyanıdır. Bu durum kuşkusuz dava konusunun niteliği açısından görevin adli yargıya ait olduğu sonucunu doğurur. Ne var ki sadece Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için 926 Sayılı Kanunda öngörülen koşullarda ödenebilen kadrosuzluk tazminatına ilişkin uyuşmazlığın çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli OLMADIĞINI belirleyen Uyuşmazlık Mahkemesi, görülmekte olan bu davada görevin AYİMe ait olduğu kararı verdiğinden görev konusunda ayrıca bir açıklama gereksiz ve olanaksız hale gelmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki, kredi borcunun geri ödenmesindeki uygulanacak faiz oranının tespitine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
Bilindiği üzere Ordu Yardımlaşma Kurumu, 205 sayılı kuruluş kanununun 18nci maddesinde öngörülen gelirleri yönünden esas itibariyle üye aylıklarından yapılan kesintilerle ayakta durabilmekte, kurumun finansman kaynağını bu kesintiler oluşturmaktadır. Devlet Hazinesinden hiç bir destek görmemektedir.
Bu itibarla kurumun, kanunun 20 nci maddesinde öngördüğü üye yardımlarını eşit, düzenli ve sürekli biçimde sürdürebilmesi, dikkate alınması kaçınılmaz ekonomik göstergelere ve trendine uymayı zorunlu kılar. Aksi takdirde enflasyonist baskının giderek arttığı günümüz ekonomik koşullarında kanuni yükümlülüklerini yerine getirme de mali sıkıntıya gireceği açıktır. Davacının kaynak maliyet farkından doğan borcunun taksitlendirilmesi ve faiz uygulanmasını da kapsayan ve bu konuda kurumu yetkili kılan sözleşmenin bulunduğu da bilinen bir gerçektir. Ki bu hususta taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Bu sözleşmeye dayalı olarak kurumun, 205 Sayılı Kanunun 5/c maddesi gereğince yetkili kılınan Genel Kurul kararı esas alınmak suretiyle kaynak maliyet farkından doğan borca uygulanacak faiz oranını belirlemesinin hukuka ters düşen bir yanı bulunmamaktadır. Çünkü bu belirleme ile, Konut sahibi edilen davacıya yüklenen elli milyon civarındaki miktarı matrahı itibariyle Medeni Kanunun öngördüğü, iyi niyet kurallarına ters düşen (md.2), Borçlar Kanununda sözleşmeyi geçersiz kılacak koşullara uyan bir yanının bulunmadığı, hakkaniyet ilkesine aykırılığın da söz konusu olmadığı kanaati ile aksi görüşe dayalı sayın çoğunluğun kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy