(765 S. K. m. 31, 33, 448) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 02 Ocak 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle ; Müvekkillerinin yakını er .........................nun askerlik hizmetini yapmakta iken 23.03.1996 tarihinde er ......................... tarafından silahla vurularak öldürüldüğünü, olayın sanık er .........................in iyi bir askeri eğitim almamasından kaynaklandığını, zararlı sonuç ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğunu, zararın idarece karşılanması gerektiğini belirterek davacı anne ......................... için 500.000.000.TL. maddi, 200.000.000.TL. manevi, davacı kardeşler ........................., ............... (Zozik), ............. ve......................... için ayrı ayrı 75.000.000ar TL. olmak üzere toplam 1.000.000.000.TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden ; davcıların yakını Dz.Er .........................nun TCG. Işın Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 23.03.1996 tarihinde aynı gemide görev yapan Dz.Er ......................... tarafından silahla öldürülmesi olayıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının 04 Haziran 1996 tarih ve 1996/518-156 Esas ve Karar sayılı iddianamesiyle ; .....23.03.1996 Cumartesi günü TCG Işın K.lığında görevli TİS.Er .........................ın saat 07.50 sıralarında saat 08.00 arası Kıçüstü silahlı nöbetini almak için iskele kıç kaportasının önüne geldiği, doldur - boşalt yaptıktan sonra nöbetine başladığı, yanına gelen sanık Er ......................... ile konuşmaya başladığı, bu sırada geminin kıçüstü lumbarağzında havuzdan gemiye çıkışı sağlayan iskelede Er .........................yu gören sarığın Er .........................ın omzunda asılı bulunan 356106 seri nolu G-3 P. tüfeğini zorla almak için çektiği, silah kayışının Er .........................ın koluna takıldığı, ikinci kere silahı çektiğinde silahı almayı başardığı ve kıçüstünde iskelenin bulunduğu yere doğru yöneldiği, Er .........................ın sanığın peşinden giderek şarjör dolu ne yapıyorsun diyerek bağırdığı, güvertede bulunan Er .........................in önünden geçerken sanığın G-3 piyade tüfeğinin emniyetini açtığı ve kurma kolunu çektiği, bunun üzerine Er İ. Oğuz Denizin sanığa ne yapıyorsun, tüfek dolu, mermiyi namlunun ağzına verdin diyerek bağırdığı, tüm ikazlara rağmen sanığın havuzdan gemiye çıkışı sağlayan iskelenin gemi ile bağlanan bölgesinde duran Er .........................nun 4 metre kadar ilerisinde karşısında durarak nişan aldığı ve aynı anda G-3 piyade tüfeğini bir el ateşlediği, Er .........................nun karın bölgesinden vurulduğu ve iskelenin sağına kıç vasat üzerine düştüğü, yaralının önce Kısampaşa Deniz Hastanesine, ilk müdahaleyi müteakip GATA Haydarpaşa Hastanesine götürülürken yolda öldüğü iddia olunarak kasten adam öldürmek suçundan TCK.nun 448, 31 ve 33 ncü maddeleri gereğince kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 26.12.1996 tarih ve 1996/512-387 sayılı hükmü ile sanığın öldürme kastının şüpheli kaldığı kabul edilerek tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan TCK.nun 455/1 ve 59/2 maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, hükmün Askeri Savcı ve müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine As. Yargıtay 4. Dairesinin 08.07.1997 tarih ve 1997/408 - 404 sayılı ilamı ile eylemin kasten adam öldürmek suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün suç niteliği yönünden bozulmasına karar verildiği, Askeri Mahkemenin direnme hükmünün Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 19.03.1998 tarih ve 1998/38-44 sayılı ilamı ile eylemin kasten adam öldürmek niteliğinde bulunduğu kabul edilerek bozulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını .........................nun ölümü sonucunu doğuran maddi olayın askerlik gibi özellikli bir kamu görevinin ifası sırasında, davalı idarenin hizmette ajan olarak istihdam ettiği Dz.Er .........................in yine idareye ait olan silahı kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği, olayın tamamen ajanın kusurlu eyleminden kaynaklandığı, sanık ile müteveffa arasında askere gelmeden önce aralarında cereyan eden veya askerlik sırasında aralarında oluşmuş kişisel, ailevi veya siyasi çekişmenin mevcut olmadığı, olayda müteveffanın kusurlu bir hareketinin bulunmadığı, hizmet ile eylem arasındaki illiyet bağının var olduğu, bu nedenle zararın zarar görenler üzerinde bırakılmayarak kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C.Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan malûliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tespit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus araştırılmış, TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 26.02.1998 ve 07.09.1998 tarihli yazılarından Genel Müdürlüğünün 13.08.1998 tarih ve 95819 sayılı yazıları ile davacı anne .........................ya 01.12.1997 tarihinden itibaren yarı nispetinde ödenmeye başlayan aylıkların, davacının muhtaçlık belgesinin iptali talebiyle Samsun İdare Mahkemesine açılan davanın anılan Mahkemenin 15.05.1998 tarih ve 1997/1232 - 1998/397 sayılı kararıyla istem doğrultusunda iptalle sonuçlanması üzerine aylıkların kesildiği ve ödenen tutarların tahsili için borç çıkartıldığı anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan .........................nun maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 20.10.1998 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinde davacının 302.457.185.TL. maddi tazminat hakedişinin bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarınca Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Davacı anne ve kardeşlere olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekilleri, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmamalarına karşın idarenin savunmasından sonra verdikleri 09. Nisan 1997 tarihli dilekçe ile dava tarihinden itibaren yasal faiz verilmesi yolunda talepte bulunmuşlar ise de, söz konusu istemin idari başvuruyla ilgili idarenin red cevabının davacılara tebliğ edildiği, 01.11.1996 tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içersinde yapılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 09.04.1997 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından reddi cihetine gidilmiştir
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca anne .........................ya 302.457.000.TL. (üçyüzikimilyondörtyüzelliyedibin TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı anne .........................ya 200.000.000.TL. (ikiyüzmilyon TL.), davacı kardeşler ........................., Perihan Armutçu (Zozik), Nurcan Armutçu ile Mustafa .........................ya ayrı ayrı 75.000.000ar TL. (yetmişbeşermilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3- Davacılar tarafından peşin yatırılan 9.983.000.TL. (dokuzmilyondokuzyüzseksenüçbin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
4- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 10.000.000.TL. (onmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 4.000.000.TL (dörtmilyon TL.)sının davacılar üzerinde bırakılmasına, 6.000.000.TL. (altımilyon TL.)sının davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 5.900.000.TL. (beşmilyondokuzyüzbin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 60.147.420.TL. (altmışmilyonyüzkırkyedibindörtyüzyirmi TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 17.803.440. TL. (onyedimilyonsekizyüzüçbindörtyüz TL.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy