(2709 S. K. m. 157) (926 S. K. m. Ek m. 18) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, 11.4.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Yarbay rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olduktan sonra 21.5.1996 tarihinde TCDD. Genel Müdürlüğü Savunma Sekreteri olarak yeniden kamu görevine başladığı, 568 Sayılı KHK. ile 926 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikle yarbaylara da makam tazminatı verilmesinin öngörüldüğünü, ayrıca 9.3.1995 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 547 Sayılı KHK. ile 926 Sayılı Kanunun EK-18 nci maddesinin (b) fıkrasının son cümlesinin kaldırılarak, emekli iken çalışma halinde makam tazminatının kesilmesi uygulamasına son verildiğini, kendisine de yarbaylara ödenen makam tazminatının verilmesi için davalı kuruma yaptığı yazılı başvurunun reddedildiğini, oysa bu konuda AYİM'nin verdiği emsal kararların bulunduğunu, dolayısiyle davalı idarece tesis edilen işlemin hukuka aykırı düştüğünü belirterek; makam tazminatı verilmemesi işleminin iptalini ve 568 Sayılı KHK. nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren müstahak olduğu makam tazminatları tutarının yasal faizi ile birlikte hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Anayasa'nın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş 20.7.1972 günü ve 1602 Sayılı Kanunun 25.12.1981 günü ve 2568 sayılı kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tesbiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 sayılı kuruluş kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu alanda uzman bir kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri gözönünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte, menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yargı görevinin genel görevli idari yargıya ait olacağı kuşkusuzdur.
Mahkememizce, yukarıda belirtilen kriterler dikkate alınarak dava konusu makam tazminatına ilişkin ihtilaf görev alanımız içerisinde kabul edilerek, açılan davalar sonuçlandırılmaktaydı. Ne var ki, benzer bir ihtilafla ilgili mahkememizde açılan bir davada çıkarılan olumlu görev uyuşmazlığı üzerine konuyu inceleyen Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.4.1997 tarih ve E. 1997/19, K. 997/18 Sayılı Kararı ile (RG.18.5.1997, S.22993) makam tazminatına ilişkin ihtilafta genel idari yargının görevli olduğu hükme bağlandığından; bu konudaki davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yoluna gidilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy