(818 S. K. m. 11) (2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, 27.12.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 28.3.1997 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; hakkında davalı idarece tesis edilen ayırma işleminin AYİM'ce iptal edildiğini ve bu kararın uygulanarak 23.9.1996 tarihinde yeniden statüye alındığını, yine idarece 21.12.1994 - 23.9.1996 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tüm aylık ve özlük haklarının hesaplanıp ödendiğini, kendisinin söz konusu özlük haklarına faiz işletilmesine ilişkin isteminin idarece reddedildiğini, oysa günümüzde büyük etkisini gösteren enflasyon nedeniyle paranın her gün değer kaybettiği bir ortamda 22 ay yoksun kaldığı görev aylıklarına faiz işletilmemesindeki mantığı anlamanın güç olduğunu, oysa devletin en küçük alacağının dahi geciktirilmesi halinde hemen buna faiz işletildiğini, dolayısıyla davalı idarece tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; 21.12.1994 - 23.9.1996 tarihleri arasında müstahak olduğu aylık ve özlük haklarına yasal faiz işletilmemesine ilişkin idari işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile Dairemizin 1995/294 Esasına kayıtlı karar verilmiş dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; davacı astsubay hakkında davalı idarece tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin Dairemizin 11.6.1996 tarih ve E. 995/294, K. 996/554 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu kararın 14.6.1996 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 23.7.1996 tarihinde J.Gn.K.lığına yazılı olarak başvurarak statü dışında geçirdiği döneme ilişkin aylık ve özlük haklarının faizi ile birlikte kendisine ödenmesi isteminde bulunduğu, J.Gn.K.lığının 19.8.1996 tarihli işlemi ile AYİM kararı uyarınca göreve başlatılmasını takiben sözkonusu başvuruyu yapmasının istendiği, İçişleri Bakanlığının 21.8.1996 tarih ve 1996/23 sayılı onayı 1le davacının AYİM iptal kararı gereğince yeniden statüye alındığı ve J.Gn.K.lığının 13.9.1996 tarihli işlemi ile Kütahya İl Jandarma Komutanlığı emrine atandığı, J.Gn.K.lığının 16.9.1996 tarihli yazısı ile davacının birliğine açıkta (statü dışında) geçen sürelere ilişkin aylık ve özlük haklarının ödenmesi talimatının verildiği, davacının 23.9.1996 tarihinde atandığı kıt'asında göreve başladığı, J.Gn.K.lığınca bu konuda verilen talimat uyarınca davacının 21.12.1994-23.9.1996 tarihleri arasında statü dışında geçen sürelerine ilişkin müstehak olduğu aylık ve özlük haklarının kıt'asınca hesaplanarak kendisine ödendiği, davacının bu miktara faiz işletilmesine ilişkin talebi üzerine kıt'asınca 30.9.1996 tarihinde J.Gn.K.lığından bu konuda talimat istendiği, J.Gn.K.lığının 6.11.1996 tarihli işlemi ile AYİM iptal kararında bu konuda bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle, davacıya ödenen özlük haklarından dolayı faiz işletilmesine imkan bulunmadığının davacının birliğine bildirildiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için 27.12.1996 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Başsavcılıkça davanın esasına girilmeden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini yolunda düşünce bildirildiğinden ve idari yargıda görev hususu davanın her aşamasında re'sen gözetilmek durumunda olduğundan, öncelikle dava konusu İhtilaf bakımından mahkememizin görevli olup olmadığı üzerinde durulması zorunlu görülmüştür:
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu, hukuki mahiyeti itibariyle fer'i borçtur. Çünkü, faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp, onun fer'i niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faizin talep şekli Borçların Fer'ilerinin sükûtu başlıklı Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Dava konusu bakımından da, İdari işlemden doğan bir zarar sözkonusudur. Davacının idari işlem nedeniyle uğradığı zarar ise davacının disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmak suretiyle 21.12.1984 -23.9.1996 tarihleri arasında yoksun kaldığı aylık ve özlük hakları toplamı (asıl alacak) ile sözkonusu özlük haklarını tahakkuk edecek ay ve tarihlerde alamayıp, iptal kararı sonrasında statüye yeniden alındıktan sonra kendisine toptan verilmesi nedeniyle uğradığı değer kaybı eksikliğinden (Fer'i alacak) yeni faizinden ibarettir. Dava konusunda, asıl alacak herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın idarece re'sen hesaplanıp davacıya ödenmiş; fer'i alacak olan faiz ise davaya konu teşkil etmiştir.
Dava konusuna benzer bir başka davada, AYIM iptal kararı gereğince Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce ilgiliye şeref aylığı bağlanmış, ancak bu konudaki isteme rağmen ödenen aylıklar toplamına faiz işletilmemiş; bu işlemin iptali için yeniden mahkememizde açılan davada ise Dairemiz, faiz alacağına ilişkin istilafta askeri hizmete Miskinlik unsurunun bulunmadığını belirterek, davanın genel idari yargının görevine girdiğine işaret ederek, görev yönünden red kararı vermiştir. (AYİM, 1.D.6.11.1990 tarih ve 1990/1098 - 670 Esas ve Karar sayılı kararı) İdare Mahkemesinin de sözkonusu faiz ihtilafına ilişkin davada kendisini görevli görmemesi üzerine doğan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine konuyu görüşen Uyuşmazlık Mahkemesi; davacının asker kişi olduğundan kuşku olmamasına rağmen, ödenen aylığa faiz işletilip işletilmeyeceği konusunun askeri hizmete ilişkin bir yanının bulunmadığını, çözümlenecek olan uyuşmazlığın Emekli Sandığından birikmiş aylıklarını alan sivil kişinin aynı yöndeki isteğinden ve onun çözümü ile varılacak sonuçtan farklı bulunmadığını, dolayısıyla askeri hizmete ilişkinlik unsurunun yokluğu karşısında davaya bakmanın genel idari yargının görev alanına girdiğini belirterek, İdare Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesinin 28.9.1992 tarih ve 119/32-35 Esas ve Karar sayılı kararı; Resmi Gazete 27.10.1992, s.21388)
Dava konusu uyuşmazlık da, Uyuşmazlık Mahkemesine konu faiz alacağı na ilişkin olup; bu uyuşmazlığın askeri hizmete ilişkin olmadığı, aynı şekilde açıkça ortada bulunmaktadır. Anayasa'nın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddelerinin amir hükmü uyarınca AYİM'nin görevine giren bir dava bakımından varlığı gerekli olan asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkinlik unsurları birlikte bu davada gerçekleşmediğinden, bunun doğal sonucu olarak dava konusunun mahkememizin görevi dışında olduğu ve genel idari yargının görevine girdiği kuşkusuz bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy