(5434 S. K. m. 44, 45, 64)
Davacı vekili 16.4.1997 tarihinde kayda geçen dava ve 15.8.1997 tarihli yenileme dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20.10.1995 tarihinde keşif görevi için Eskişehir meydanından kalktığını, bir süre sonra arızalanan uçağın düşmek üzereyken davacının paraşütle atlayarak kurtulduğunu, bu olay öncesi herhangi bir rahatsızlığı olmadığı halde kazadan sonra psikiyatriden istirahatler verildiğini, 5.11.1996 tarihli raporla da kendisine posttravmatik stres bozukluğu teşhisi konulduğunu, bunun için de hemen herkes için travmatik olabilecek derecede ağır bir emosyonel stresin yaşanmış olmasının gerektiğini, ayrıca müvekkilinin 13.10.1992 tarihinde Kuzey Irak Sınır Ötesi Hava Harekatında da uçağının vurulduğunu, 20.10.1995 tarihli uçak kazasından sonra da söz konusu ruhsal rahatsızlıklarının ortaya çıktığını, dolayısıyla tamamen vazifenin sebep ve tesirinden kaynaklanan malûliyeti nedeniyle davacının 5434 sayılı Kanunun 64. maddesi gereğince Harp Malûlü sayılması gerekirken, hakkında tesis edilen adi malûlen emekli edilme işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; söz konusu menfi işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; davacı subayın 1. Ana Jet Üs 113. Filo Komutanlığında Hv. SSS. olarak görevli bulunduğu sırada, 20.10.1995 tarihinde Plt. Kd. Ütğm. Cüneyt VURGUN yönetimindeki RF - 4 E Uçağı ile keşif görevi için Eskişehirden havalandığı, kalkıştan bir süre sonra uçağın arızalanması üzerine Pilotla birlikte davacının da paraşütle atlamak suretiyle kazadan salimen kurtuldukları, davacının 20.10.1995 - 24.10.1995 tarihleri arasında Eskişehir 600 Yataklı Hv.Hst.Ortopedi Kliniğinde yattığı ve aynı Kliniğin 24.10.1995 tarihli raporuyla, Genel vücut travması teşhisiyle SMK. 20 gün istirahatle taburcu edildiği, istirahatinin bitiminde Eskişehir 1 Nolu Muayene Merkezi Başkanlığı Sağ. Krl. nun 16.11.1995 tarih ve 1453 sayılı raporu ile Sol pars interpartikülatif ve transvers porsteste fistür teşhisiyle C/63 SMK. 2 ay istirahat kararı verildiği, istirahatinin bitiminde anılan hastanece 18.1.1996 tarihinde GATA Nöroşirurji Kliniğine sevkedildiği, GATA Sağ.Krl.nun 8.2.1996 tarih ve 822 sayılı raporuyla Lomber travma teşhisiyle C/63 SMK. Bir ay istirahat kararı verildiği, akabinde aynı hastane Sağlık Kurulunun 14.3.1996 tarih ve 1539 sayılı raporuyla Posttravmatik stres bozukluğu teşhisiyle C/16 Bir ay istirahat kararı verildiği, Eskişehir Hv. Sağlık Muayene Merkezi Sağlık Kurulunun 18.4.1996 tarih ve 709 sayılı raporuyla Anksiyete reaksiyonu teşhisiyle C/16 SMK. İkiay istirahat kararı verildiği, akabinde yine aynı Sağlık Krl.nun 25.6.1996 tarih ve 1022 sayılı raporuyla Anksiyete teşhisiyle C/16 SMK. İki ay istirahat kararı verildiği, bu istirahatinin bitiminde Eskişehir 1 Nolu Muayene Mrk. Sağ. Krl. nun 27.8.1996 tarih ve 1308 sayılı raporuyla Anksiyete teşhisiyle C/16 SMK. İki ay istirahat kararı verildiği, bu istirahatinin bitiminde Eskişehir 1 Nolu Muayene Merkezi Sağ. Krl.nun 5.11.1996 tarih ve 1516 sayılı raporuyla Sağ naksiller mukosel Kronik anksiyete reaksiyonu teşhisiyle A/22 F-1, B/16 F-1 gereğince görevli olarak uçamaz. Arızası uçuştan dolayı değildir. TSK. SYY. nin Hv.K.K.lığına ait 1 ve 2 Nolu sınıflandırma çizelgesinde karşısında (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur kararı verildiği, bu raporun 20.11.1996 tarihinde usulüne uygun olarak onaylandığı, 12.12.1996 tarihinde Em.Snd.Sağlık Kurulunun davacıyı adi malûl saydığı, Em.Snd.Yönetim Kurulunun 17.1.1997 tarih ve 100 sayılı kararıyla, davacı hakkında 5434 sayılı Kanunun 64. maddesinin harp malûllüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığının belirtildiği, davacının Komutanlık önüne verdiği 23.1.1997 tarihli dilekçesiyle sınıf değişikliğini istemeyip adi malûl olarak emekliye sevki için gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmesi üzerine, 6.2.1997 tarihli onayla hakkında adi malûlen emeklilik işlemi tesis edildiği, 19.2.1997 tarihinde TSK. ile ilişiğinin kesildiği, 6.3.1997 tarihinde davacıya 4/1 derece ve kademeden adi malûl aylığı bağlandığı, davacının kendisine harp malûllüğü aylığı yerine adi malûliyet aylığı bağlanması işleminin iptali için vekili marifetiyle 16.4.1997 tarihinde AYİMde süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının iddiası, malûliyetine yol açan arızasının (Kronik anksiyete reaksiyonu) geçirdiği uçak kazasına bağlı olduğu, daha evvelce Kuzey Irak harekatında uçağının vurulmasından yıllar sonra, bu kez uçağın arızalanarak düşmesi sonucu maruz kaldığı derin etkilenmenin ruh sağlığını bozduğu ve nihayet TSK.lerinde uçucu olarak istihdamını engelleyici bir mahiyet aldığı, dolayısıyla arızasının uçuş kaynaklı olup, vazifesinin sebep ve tesirinden meydana geldiği yolundadır.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 45 ve 64 ncü maddeleri gereğince, davacının vazife malûlü - harp malûlü sayılabilmesi için, kati sağlık kurulu raporu ile belirlenen malûliyetinin (kronik anksiyete reaksiyonu) uçuculuk vazifesinin sebep ve tesirinden kaynaklandığının saptanması gerekli bulunmaktadır.
Yukarıda özetlenen davacının tıbbi safahatının incelenmesinde, 20.10.1995 tarihinde geçirdiği uçak kazasından sonra 20.10.1995 - 14.3.1996 tarihleri arasında tamamen ontopedik ve nöroşirurjik tedavi ve istirahatlerinin bulunduğu, ruhi rahatsızlığının ise ilk kez 14.3.1996 tarihli rapora konu olup, TSK. ile ilişiğinin kesilmesine yol açan 5.11.1996 tarihli rapora kadar (bu rapor dahil) tevali ettiği ve nihayet bu rahatsızlığın kronikleşmesi ve davacının istemi üzerine hakkında 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesi uyarınca adi malûllük hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. Davacının, malûliyetinin uçuş kaynaklı olduğu iddiası tıbbi raporla doğrulanmış olmayıp, aksine bünyesel olduğu Eskişehir 1 Nolu Muayene Merkezi Sağlık Kurulunun 5.11.1996 tarih ve 1516 sayılı raporu ile saptanmış bulunmaktadır. Tıbbi konularda yetkili ve söz sahibi olduğunda kuşku bulunmayan anılan sağlık kurulunun bu yöndeki tıbbi kararının aksinin söylenebilmesi için, ortada en azından şüpheyi mucip, belirsiz ya da ihtilaflı bir durumun söz konusu olması gerekir. Oysa gerçekte, aynı tür bir uçak kazası geçiren her uçucunun mutlaka bir ruhi rahatsızlığa duçar olacağı söylenemeyeceğinden; ortada davacının hassas ruhi yapısından kaynaklanan bir durumun etkisi mevcut demektir ve bünyesel kaynaklı bu olayın yol açtığı bir malûliyetle, uçuculuk görevi arasında doğrudan uygun bir illiyet bağı kurulamayacağından, uçuculuk görevinin sebep ve etkisiyle meydana gelen bir malûliyet hali bulunmadığı sonucuna doğal olarak varılmalıdır. Bu bakımdan, davacı hakkında düzenlenen raporda arızasının uçuştan dolayı olmadığı açıkça vurgulandığından, hakkında davalı kurumca tesis edilen adi malûlen emeklilik işleminde hukuki isabet olduğunda kuşku yoktur. Ayrıca işaret etmek gerekir ki, davacı da Komutanlık önüne verdiği 23.1.1997 tarihli dilekçesiyle, ne vazife malûllüğü ne de harp malûllüğü iddiasından söz etmemiş; aksine adi malûl olarak emekliye sevkini talep etmiştir. Bu durum dahi, bu tarihte davacının malûliyetinin bünyesel kaynaklı olduğunun kendisi tarafından bilindiğine bir karine teşkil etmektedir. Şu halde, ortada davacının vazife malûlü - harp malûlü sayılmasını gerektirir herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığı açıkça görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen adi malûlen emeklilik işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön bulunmamakla, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy