(2709 S. K. m. 125) (AYİM. 1 D. 16.09.1997 T. 1997/183 E. 1997/564 K.)
Davacı 14.07.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 61 Mknz.P.Tug.Lv.Bl.K.lığında eşya saymanı olarak görev yapmakta olduğunu, birliğinin Şubat 1996 tarihinde Çorludan Van-Gevaşa intikal ettiğini, 16.11.1996 tarihinde de Gevaştan Van - Başkaleye intikal ettiğini, bu son intikal esnasında izinli olan Bölük Komutanının yerine bölüğe vekalet ettiğini, gerek bu intikal sırasında gerekse sonrasında II. sicil üstü ve Destek Kıtaları Komutanı olan subayın kendisine karşı rencide edici fiil ve davranışlarda bulunduğunu, devam eden bu davranış karşısında durumu 25.12.1996 tarihli dilekçesi ile Tugay K.lığına ileterek, adı geçen subaydan şikayetçi olduğunu, bu dilekçeyi verdiğini öğrenen II. sicil üstünün şahsi mesele haline getirdiğini ve seninle hesaplaşacağız, izin ve sicil zamanı sana gösteririm diyerek tehditkar bir tavır aldığını, nitekim izin sırası geldiğinde başvurusuna rağmen OHAL 1 nci 3 aylık iznini (OHALde görev yapan personele 3 ayda bir verilen 15 günlük izni) çeşitli bahanelerle iptal ettiğini bildirdiğini, oysa aldığı 10 günlük istirahatının izne mahsubunun yasaya aykırı olduğu gibi, bir önceki yıl fazla izin kullandı diye bir sonraki yılın izninden kesinti yapılmasının hukuka uyarlı düşmediğini, adı geçen subayın kendisine karşı devam eden menfi davranışlarının bir kısım rütbeli personelce de bilindiğini ve bu durumun bir tutanakla tespit edildiğini, oysa kendisinin devresinin birincisi olup, 19 yıllık meslek yaşamında herhangi bir savunma, ceza ya da ikaz almadığını, 1997 sicil yılında l. sicil üstünce kendisine tam not verilmesine rağmen, II. sicil üstünün bu sicilden çok düşük bir sicil takdir ettiğini belirterek; bu sicil yılında II. sicil üstünce verilen sicilin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; davacı subayın iptale konu 1997 sicil yılında Van - Başkalede konuşlu 61. Mknz.P.Tug.Lv.Bl.K.lığı emrinde görevli iken Bl.K. olan I. sicil üstünce mükemmel düzeyde sicil verilip, olumlu yazılı kanaat belirtildiği, iptalini istediği Ds.Kt.K. olan II. sicil üstünce orta düzeyde sicil verilip vasat yazılı kanaat belirtildiği, Tug.K. olan III. sicil üstünce orta derecede sicil takdir edilip menfi yazılı kanaat belirtildiği, böylelikle 1997 yılı ortalama sicilinin iyi derecede teşekkül ettiği, bu sicil yılında davacının 21.01.1997 tarihinde III. sicil üstünce yalan beyanda bulunmak suçundan 10 gün oda hapsi cezasıyla tecziye edildiği, davacının astsubaylık statüsünde geçen 1979 - 1990 yılları sicilleri ile subaylığa geçirildikten sonra aldığı 1991- 1996 yılları sicillerinin pekiyi düzeyde ve genelde mükemmele yakın şekilde seyrettiği, 1997 sicil yılında verilen ve yukarıda zikredilen ceza dışında herhangi bir disiplin cezasının olmayıp, (24) adet yazılı takdirinin (bunlardan üçü K.K.K. para ödülüdür) bulunduğu görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde sicil üstleri; emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler... sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini göz önünden uzak tutmamalıdırlar... denilmektedir.
Bilindiği üzere sicil; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, üst görevlere liyakat, öğrenim, kurs, yurtdışı daimi görev ve özellik isteyen görev yerlerine atamada temel kriter ve esas teşkil etmektedir. Bu bakımdan, tüm sicil üstlerinin bu maddi ve hukuki gerçeğin bilincinde ve idrakinde olarak, Sicil Yönetmeliğinin işaret edilen hükümlerine uygun şekilde, maiyetindeki astlarına objektif olarak sicil takdir etmeleri gerekli ve zorunlu bulunmaktadır. Bu kural ve esasların ihlali ve sübjektif değerlendirmeye dayalı sicil düzenlenmesi hali, hukuka aykırılıkla sakatlanacağı gibi; sicil üstlerine tanınan bir yetkinin bu şekilde hukuka aykırı kullanılması aynı zamanda o kişi yönünden bir değerlendirme zaafı teşkil eder ve bu sicil üstünün sicil üstleri de o kişi hakkında bir kanaat edinerek, gereken değerlendirmeyi yapmak ödeviyle karşı karşıya kalırlar. Bunun yanı sıra, eğer bu hukuka aykırı yetki kullanımı kin, garez, öç alma, zarar verme vs. saik ve nedenlere dayalı ise bu takdirde bir salt kişisel kusur un varlığı ve kişisel sorumluluk hali de söz konusu olacaktır ve bu takdirde de artık bu sicil üstü, Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasının koruma alanından çıkarak, kamu görevlisi (idare ajanı) sıfatının sağladığı Devlete-idareye-kanalize edilmiş sorumluluk tan yararlanma imkanını yitirerek, doğrudan ve ferden sorumluluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktır.
Bu hukuki açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; iptali istenen 1997 sicil yılında II. ve III. sicil üstlerince düzenlenen siciller hariç, hiçbir sicilinin pekiyi düzeyden aşağı bulunmadığı, 1997 sicil yılında I. sicil üstünce mükemmel düzeyde sicil verilmesine ve çok müspet yazılı kanaat belirtilmesine rağmen, II. ve III. sicil üstlerince bu nottan 30dan fazla indirilmek suretiyle orta düzeyde düşük sicil verilmesi suretiyle davacının 19 yıllık sicil safahatındaki en düşük sicillerin takdir edildiği, dava dilekçesine eklenen davacıya ait 25.12.1996 ve bunu izleyen bilatarih dilekçeler ile 61. Mknz. P.Tug. Dst. Kt. K.lığının 22.02.1997 tarihli yazısı ve davacının Bl. K. (I. sicil üstü) ile aynı birlikte görevli iki kişinin imzasını taşıyan 14.07.1997 tarihli tutanağın birlikte değerlendirilmesinden, 1997 sicil yılında davacı ile II. sicil üstü arasında dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle bir takım olayların cereyan ettiği, bundan dolayı da II. sicil üstünün sicil takdirinde objektiflikten uzaklaşarak, davacının meslek safahatındaki en düşük sicili verdiği, savunmada sicilin düşük takdirine dayanak gösterilen 21.01.1997 tarihli 10 gün oda hapsi cezasının ise davacının yazılı takdir ve ödüllerle dolu, pekiyi/mükemmel düzeyde seyreden sicil çizgisinde bu denli sapmanın hukuken makul ve geçerli sayılmasını gerektirecek bir niteliğinin bulunmadığı, bunun dışında davacının sicilinin bu denli düşmesini haklı kılacak bir başarısızlığı veya disiplinsizliğini ortaya koyacak somut bilgi ve belgelerin yokluğuna rağmen sicilinin ani bir sapma gösterecek derecede düşürülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, aynı şekilde II. sicil üstünden etkilendiği anlaşılan III. sicil üstünce benzer şekilde düşük takdir edilmiş sicilin de sübjektif bir mahiyet arz ettiği, dolayısıyla iptali istenen yıl hariç tüm sicilleri pekiyi düzeyde takdir edilmiş olan davacının 1997 sicil yılında disiplin, eğitim, bilgi ve diğer ahlaki değerler bakımından büyük bir zafiyet ve yetersizlik gösterdiğine ilişkin inandırıcı, makul ve geçerli bilgi ve belgelerin yokluğu karşısında, II. sicil üstünce verilen sicil ile belirtilen kanaatin tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle takdir edilmiş objektif bir sicil olarak kabulüne hukuken imkan bulunmayıp, hissi nedenlere dayalı sübjektif sicil mesabesinde olduğu, dolayısıyla söz konusu sicilin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı düştüğü kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde salt 1997 sicil yılında II. sicil üstünce verilen sicilin iptali isteminde bulunmuşsa da; Dairemizce aynı sicil yılında III. sicil üstünce takdir edilen sicilin de iptali yoluna gidilmiştir. Bilindiği üzere İdare Hukuku kuramı yönünden sicil, mahiyeti itibariyle bir birleşme - işlem olup; iptal davasına konu olabilme bakımından, normalde iptali istenen yılın ortalama sicilinin esas alınması gerekli bulunmaktadır. Ne var ki, ayrılabilir işlem kuramını benimseyen ve uygulayan Mahkememiz, bu yöndeki talepler üzerine, münferit olarak birinci, ikinci ya da üçüncü sicil üstlerince verilen sicillerin ve / veya kanaatlerin gruplar halinde ya da ayrı ayrı dava konusu yapılmasını kabul etmektedir. Ancak dava konusunda olduğu gibi, eğer davacı yalnızca bir sicil üstünün düşük not verdiği düşüncesiyle salt bu sicilin iptalini talep etmekte ise ve diğer sicil üstlerince verilen siciller de bu sicil üstünce düzenlenen gibi sübjektif mahiyette ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi; ayrılabilir işlemlerden salt birinin iptali ile yetinmemekte ve kamu düzeni açısından bizzat tespit ettiği bu açık hukuka aykırılığı da çözümlemekte ve iptal kararını o yıl ki sicilin tamamına (birleşme - işleme) sirayet ettirmektedir. (Bu yöndeki AYİM kararları: AYİM. 1.D. 26.05.1992; E.1991/2185, K.1992/885; AYİM. 1.D. 14.01.1992, E.1991/1582, K.1992/208; AYİM Drl. Krl. 17.11.1996; E.1996/40, K.1996/74; AYİM. 1.D. 16.09.1997; E.1997/183, K.1997/564) Bu davada da aynı yerleşik uygulamayı benimseyen Dairemiz, 1997 yılı III. sicil üstünün düzenlediği düşük sicilin, II. sicil üstünden etkilenmek suretiyle ve somut sebep ve gerekçeleri ortaya konulmaksızın verilmiş ve objektif olarak nitelendirilemeyecek bir sicil olarak değerlendirdiğinden, bu sicilin de iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Davacıya 1997 sicil yılında II. ve III. sicil üstünce verilen siciller ile belirtilen menfi kanaatlerin sebep ve maksat unsurları açısından hukuka aykırı oldukları anlaşılmakla İPTALLERİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy