(5434 S. K. m 12, 15)
Davacı, 2.12.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1 Eylül 1975 tarihinde Kara Harp Okuluna girdiğini, okula başladığında 18 yaşını bitirmediğini, aynı duhullü ve nasıplı emsallerinin 30.8.1996 tarihinde emekliliklerini hakettiğini öğrenmesi üzerine 8.10.1996 tarihli dilekçesi ile emekliliğe hak kazanıp kazanmadığını, kazanmadıysa bunun nedenini sorduğunu, KKK. lığının 8.11.1996 tarihli işlemi ile kazai rüşt kararı aldırmadığı gerekçesiyle emekliliğini doldurmadığının bildirildiğini, 211 sayılı İç Hizmet Kanunun 113 ncü maddesinin kendisini mükellef sayması nedeniyle askeri öğrenciliği süresince de reşit sayılması gerektiğini, aksine yapılan uygulamanın hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; Harp Okulunda 18 yaşın atında geçen öğrenim süresinin emeklilik yönünden fiili hizmetten sayılmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; 1979 Harp Okulu neş'etli olan davacı subayın 10.10.1959 doğumlu olup, 1.9.1975 tarihinde Kara Harp Okuluna girdiği, 1.9.1975-10.10.1977 tarihleri arasındaki askeri öğrenciliği hizmetinin fiili hizmetten sayılmadığı, 10.10.1977 tarihinde 18 yaşını doldurması nedeniyle 1.11.1977-30.8.1979 tarihleri arasındaki askeri öğrencilik süresinin ise fiili hizmetinden sayıldığı, davacının aynı neş'etli arkadaşlarının 30.8.1996 tarihinden itibaren emekliliği hakettiğini öğrenmesini müteakip 8.10.1996 tarihli dilekçesi ile davalı idareye başvurarak kendi durumu hakkında bilgi istediği, KKK. lığının 8.11.1996 tarihli işlemi ile davacının kazai rüşt kararı aldırmadığı gerekçesiyle emekliliği haketmediğinin bildirildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 2.12.1996 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında Bu Kanunla tanınan haklardan aşağıda (l) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğundan olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar denildikten sonra, aynı maddenin (II) fıkrası (J) bendinde Harp Okulları ile Fakülte ve Yüksek Okullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanlar... 5434 sayılı Kanundan yararlanacaklar arasında belirtildiği görülmektedir. Aynı Kanunun Emekli Keseneğine Esas Tutulacak Aylık, Ücret ve Ödenekler başlıklı 5. Kısım 15 nci maddesinin (e) bendinde de Harp Okulları ile fakülte ve yüksek okullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyanların ve astsubay sınıf okulu öğrencilerinin, öğrenci haçlıkları ile teğmen veya astsubay çavuş aylıkları arasındaki farkın keseneği aynı esaslara göre öğrenciler adına kurumlarınca ödenir. Bunların 31 nci madde gereğince emeklilik müddetlerinden indirilen yılları takip eden yıla ait aylıklarından kesenek alınmaz. hükmü yer almakta, aynı Kanunun Bu Kanunla Tanınan Hakların Başlangıcı başlıklı 9. Kısım 30 ncu maddesinde İştirakçilere bu Kanunun 13 ncü maddesi ile tanınan haklar, durumlarına göre 14 ncü maddenin (a) veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerinin ilgili bulunduğu ay başından başlar denilmekte, nihayet aynı kanunun Fiili Hizmet Müddeti başlıklı 10. Kısım 31 nci maddesinde Fiili hizmet müddeti iştirakçinin 30 ncü madde gereğince bu Kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir denildikten sonra, aynı maddenin altıncı fıkrasında Harp Okulları, Fakülte ve Yüksek Okullar ile astsubay okullarında her ne sebeple olursa olsun sınıf geçemeyen Silahlı Kuvvetler mensubu askeri öğrencilerin fazla öğrenim yılları fiili hizmet müddetlerinden derhal indirilir... Bu okulları tamamlayamayarak ayrılanların buralarda geçen öğrenim müddetleri fiili hizmet müddeti sayılmaz... amir hükmü yer almaktadır.
Belirtilen yasal hükümlerden, bir Harp Okulu öğrencisinin ancak 18 yaşını bitirdikten sonra sandık iştirakçisi kabul edildiği ve bu Kanunun tanıdığı haklardan istifade edebileceği, 18 yaşın üzerinde burada başarılı (sınıfta kalmadan) geçirilen sürenin memuriyetinde emeklilik yönünden fiili hizmet müddetinden sayılabileceği, 18 yaşın altında Harp Okulunda askeri öğrenci olarak geçirilen sürenin ise hiçbir şekilde 5434 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği açıkça anlaşılmaktadır. Yasa Koyucunun takdir hakkının yansıması olan bu düzenlemenin, davacının öne sürdüğü ve hukuki dayanaktan yoksun kimi sübjektif değerlendirmeler esas alınarak aşılabilmesine ve farklı sonuçlara ulaşılabilmesine imkan bulunmamaktadır.
Yeri gelmişken burada hemen işaret etmek gerekir ki, davalılardan Milli Savunma Bakanlığınca yapılan savunmada belirtilen ve 8.11.1996 tarihli işleme gerekçe olarak gösterilen, davacının Kazai rüşt kararı aldırmadığı şeklindeki hukuki sebebin de doğru olmadığı bir yana, bu gerekçe 5434 sayılı Kanunun EK-21 nci maddesine de aykırı bulunmaktadır. Gerçekten, 5434 sayılı Kanunun EK-21 nci maddesinde belirtilen Bir meslek veya sanat okulunu bitirenlerden, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kazai rüşt kararı almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi ve öğrenimleri ile ilgili görevlere atananlar hakkında, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yazılı 18 yaşını bitirmiş olması şartı aranmaz şeklindeki hükmün; Harp Okulunda 18 yaşın altında iken kazai rüşt kararı aldıran bir askeri öğrenciye tatbik imkanı yoktur. Bu hüküm, ancak Harp Okulu veya astsubay sınıf okulunu bitirerek subay ya da astsubay nasbedilip vazife atanmakla beraber, 18 yaşını doldurmadığı için iştirakçi sıfatını alamayan kişilere tatbik edilebilecektir. Diğer bir deyişle, ancak bir meslek veya sanat okulunu (Harp Okulu, Astsubay Sınıf Okulu vb.) bitirmiş subay ya da astsubay nasbedilmiş ve vazifeye atanmış kişiler yönünden tatbik kabiliyeti bulunan söz konusu yasa hükmünün, Harp Okulunda okumakta olan bir askeri öğrenciye uygulanabilmesi imkanı yoktur. Bu nedenle, esasen Harp Okulunu bitirdiği 30.8.1979 tarihinde 18 yaşının üzerinde olan davacının, bu tarihte de 5434 sayılı Kanunun EK-21 nci maddesi kapsamı dışında olması itibariyle, hiçbir şekilde Harp Okulundan 18 yaşın altında geçirdiği sürenin fiili hizmet müddetinden sayılabilmesi sözkonusu olmayıp; bu yöndeki Milli Savunma Bakanlığı savunmasına katılmaya imkan görülmemiştir.
Esasen Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu doğrultuda olup; davacıyla benzer konumdaki bir subayı açtığı dava retle sonuçlanmıştır. (AYİM. 1.TJ. 1.2.4.1994 tarih ve E. 1993/1233, K. 1994/534 sayılı kararı)
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy