(6245 S. K. m. 10, 56) (205 S. K. m. 2, 4, 5, 32) (Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği m. 13, 14)
Davacı, 11.9.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; izinde bulunduğu sırada fiili hizmet süresini doldurduğunu belirterek emeklilik dilekçesini verdiğini, bu dilekçesinin Tümen K.lığına iletildiğini, sonradan duyduğuna göre dilekçesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden bu makamca iade edildiğini, bilahare aynı konuda EDOK. K.lığına yazılı başvuruda bulunduğunu, bu dilekçesinin de usulsüz müracaat gerekçesiyle geri çevrildiğini, oysa anılan tarihlerde raporlu olduğunu, Kayseri Ana Tam. Fb.Md.lüğü emrine yapılan atamasının kendisine 29.7.1997 tarihinde tebliğ edildiğini, aynı tarihte, 15.7.1997 tarihinden itibaren devlet memurluğundan çıkarıldığına ilişkin yazıyı da tebellüğ ettiğini, yapılan bu uygulamadan dolayı, talebi üzerine 59.Er.Eğt.Tüm.K.lığınca tahakkuku yapılan ve ita amirince de imzalanmış bulunan sürekli görev harcırahını alamadığını, gerekçe olarak da memuriyetten çıkarılanlara bu harcırahın ödenemeyeceğinin gösterildiğini, oysa Harcırah Kanununun 10 ncu maddesinde aksine yasaklayıcı bir düzenlemenin mevcut olmadığını, ayrıca Yüksek Disiplin Kurulunun 15.7.1997 günü savunma yapması için gönderdiği yazıyı haricen öğrendikten sonra, anılan tarihte raporlu olması nedeniyle toplantının başka bir güne ertelenmesine ilişkin dilekçe ve raporunu MSB.lığına gönderdiğini, buna rağmen anılan tarihte devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiğini, bu talebinin dikkate alınmadan verilen kararın hakkaniyet ölçülerine sığmayacağını belirterek; Yüksek Disiplin Kurulunca verilen devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemle, kendisine harcırah verilmemesine dair işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 59.Er. Eğt. Tüm. K.lığı As. Mah. Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktayken, davacı hakkında görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlamak, askerlikten kurulmak için hile yapmak suçuna iştirak etmek, hakikate muhalif sağlık raporu vermek suçuna azmettirmek suretiyle iştirak suçlarından adli soruşturma başlatıldığı ve 17.12.1996 tarihinde tutuklandığı, bu suçlardan 59. Er.Eğt.Tüm.As.Svc.lığının 17.3.1997 tarih ve 1997/43 - 143 E-K sayılı iddianamesiyle dava açıldığı, tutuklu bulunduğu sırada hakkında yürütülen idari soruşturmaya esas olmak üzere 9.5.1997 tarihinde yazılı savunmasının alındığı, 29.5.1997 tarihinde davalı idarece Kayseri 1009.Ord.Ana Tam.Fb.Md.lüğü emrine atandığı, 9.6.1997 tarihinde tahliye edildiği, tahliyesini müteakip 10.6.1997 tarihinde ilişiğini kesmemiş olduğu 59.Er.Eğt.Tüm.As.Mah.Kd.Hakimliğinden yol dahil 34 gün izin aldığı, bu arada davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması dolayısıyla MSB. Yüksek Disiplin Kurulunca durumunun 15.7.1997 tarihinde Ankarada yapılacak toplantıda görüşüleceğinin ve toplantıda hazır bulunabileceğinin bir yazıyla 30.6.1997 tarihinde davacının eşi ..........a tebliğ edildiği, davacının 2.7.1997 tarihli dilekçesiyle 25 fiili hizmet yılını doldurduğunu belirterek emekliye sevkini talep ettiği, 59.Er.Eğt.Tüm.As.Mah.Kd. Hakimliğinin aynı tarihli yazısıyla bu dilekçenin üst makama iletildiği, davacının 4.7.1997 tarihinde Kayseri Askeri Hastanesince GATA Psikiyatri Kliniğine sevkedildiği, GATA Psikiyatri Kliniğince davacıya 7.7.1997 tarihinde SMK. 20 gün istirahat verildiği, davacının aynı gün (7.7.1997) Ankarada bulunduğu için, idarece atandırıldığı Kayseri 1009. Ord.Ana Tam.Fb.Md.lüğünün üst birliği olan EDOK K.lığına başvurarak, emeklilik istemini yenilediği, yine aynı gün (7.7.1997) MSB.lığına başvurarak 15.7.1997 tarihinde yapılacak Yüksek Disiplin Kurulu toplantısına katılamayacağını belirterek, kendisine yüklenen suçlamalarla ilgili yazılı savunma yaptığı, akabinde bu kez ekli 8.7.1997 tarihinde yeniden MSB.lığına başvurarak, istirahat raporu dikkate alınarak, savunmasının ileri bir tarihte huzurda alınmasını talep ettiği, Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 15.7.1997 tarih ve 1997/15 sayılı kararı ile davacının iki kez görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlamak, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak, hakikate muhalif sağlık raporu vermek suçuna iştirak fiillerini işlemesi nedeniyle 657 sayılı Kanunun 125/E maddesi (g) bendi, aynı madde (k) bendinden sonra gelen üçüncü fıkrası ve TSK.lerinden Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5 ncü maddeleri uyarınca Devlet Memurluğundan çıkarılmasına oybirliğiyle karar verildiği, bu kararın 29.7.1997 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının emeklilikte İzmirde oturacağını beyan ederek ikamet mahalline kadar harcırah talep etmesi nedeniyle, aynı tarih itibariyle tahakkuk evrakının hazırlandığı ve 102.415.000 TL. tutarında harcırah tahakkuk ettirilerek yetkili makamlarca evrakın imza altına alındığı, ancak bu arada davacının Devlet memurluğundan çıkarılması nedeniyle saymanlıkça davacıya bu nedenle harcırah ödemesi yapılmadığı, davacı hakkında herhangi bir emeklilik işlemi yapılmadan statüsüne son verilmesi nedeniyle davacının 13.8.1997 tarihinde Em.Snd.Gn.Md.lüğüne başvurarak, 25 fiili hizmet yılını doldurduğunu belirterek, kendisine emekli aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, bu arada 11.9.1997 tarihinde AYİMde bu davayı açarak devlet memurluğundan çıkarılma ve harcırah verilmemesi işlemlerinin iptalini talep ettiği, Em.Snd.Gn.Md.lüğünce davacı hakkında açıktan emeklilik onayının alınmasının K.K.K.lığından istenmesi üzerine, K.K.K.lığının 27.10.1997 tarihli işlemi ile davacı hakkında emeklilik işleminin tesis edildiği, K.K.K.lığının 17.11.1997 tarihli yazısı ile kendisine harcırah ödenemeyeceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının dava konusu yaptığı ilk işlem Devlet Memurluğundan çıkarılma olduğundan; öncelikle bu işlem yönünden inceleme yapılacaktır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (E) fıkrasının (g) ve TSK. lerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinin 5 nci fıkrasının (g) bendinde, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunan devlet memurları hakkında, devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasının verileceği, aynı Kanunun 125/E maddesinin (k) bendinden sonra gelen 3 ncü fıkrasında ve anılan Yönetmeliğin 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrasında ise yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hareketlere, nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezasının verileceği hüküm altına alınmıştır.
İdarenin, disiplinli, hizmet gereklerine uyan, yasa ve kurallara uymakta titizlik gösteren personeli istihdam etme düşüncesi tabii olup; idare mekanizmasının çalışma düzenini bozan, hizmet gereklerine uymayan, kendisinden iyi verim alınamayan, idarenin güvenliğini hiçe sayan ve öngörülen kurallara uymayan ajanını bünye dışına çıkarması ve görevine son vermesi doğal, hatta bir bakıma zorunludur. Davacı hakkında yargılamaya konu fiillerin ağır ve vahim olduğu, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket teşkil ettiği kuşkusuzdur. Gerçekten, askeri yargı gibi devletin güzide bir sahasında, askeri mahkeme yazı işleri müdürlüğü gibi son derece önemli ve hassas bir görevde istihdam edilen davacının, yargılanan bazı kişilerle menfaat ilişkisine girmesi, onları suça yöneltici fiil ve davranışlara yönelmesi, sonuçta faillerden birinin aralarında geçen pazarlığı ve konuşmaları banda aldıktan sonra Askeri Savcılığa ihbarda bulunması üzerine başlatılan adli soruşturmada tutuklanması ve altı aya yakın tutuklu kalması, salt bir iddiaya değil, kimi sanık ikrarları ile tanık beyanlarına dayalı suçlamaların Askeri Savcılıkça iddianameye konu yapılarak, müsnet suçlardan davacı hakkında kamu davası açılması gibi olgu ve gerçekler, davacının bir devlet memurunda aranan esaslı nitelikleri kaybettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bakımdan, MSB. Yüksek Disiplin Kurulunca davacı hakkında verilen devlet memurluğundan çıkarma işlemi, sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka uyarlı görülmüştür.
Davacı, anılan kurulda dinlenmesine imkan tanınmayarak, savunma hakkının kısıtlandığını, dolayısıyla işlemin şekil yönünden sakatlandığını öne sürdüğünden; bu husus üzerinde de durulmuştur.
Bu yönde yapılan incelemede; davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması süreci içinde, tutuklu iken davacının konuyla ilgili savunmasının 9.5.1997 tarihinde birliğince alınarak, Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilen dosya muhteviyatına eklendiği, Yüksek Disiplin Kurulu Toplantısı yer ve tarihi ile bu tarihte kurul huzurunda sözlü veya yazılı savunma yapabileceği hususunun davalı idarece 30.6.1997 tarihinde eşine yazılı olarak tebliğ edildiği, bunun yanı sıra davacının Ankarada istirahatli iken 7.7.1997 tarihli dilekçesiyle MSB.lığına başvurarak savunma yapmak üzere hazır bulunamayacağını belirterek, yazılı savunmasını yaptığı, dolayısıyla davacı yönünden savunma hakkının kısıtlanması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 8.7.1997 tarihli ayrı bir dilekçesiyle huzurda savunma yapmak istediğini belirterek toplantının ileri bir tarihe ertelenmesini istemesinin de bu hukuki gerçeği değiştirici bir mahiyetinin bulunmadığı, davacının istirahatlı olmasının belirtilen tarihte Yüksek Disiplin Kurulu toplantısına katılarak savunma yapmasını engellememesi bir yana, bu nedenle toplantının talikini gerektiren bir neden de teşkil etmediği, dolayısıyla tesis edilen işlemin şekil unsuru yönünden de hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu kararı yetki, disiplin koğuşturması, savunma, karar verme usulü ve uygulama açısından tamamen hukuka uyarlı bir karar mesabesindedir.
Dava konusu ikinci işlem, davacıya ikamet mahalline (İzmire) kadar harcırah verilmemesi işlemi olduğundan; bu konu üzerinde ayrıca durulmalıdır:
Davacı, istekle emeklilik dilekçesi vermesinden sonra, önce ikamet edeceği mahale (İzmire) kadar harcırahının idarece hesaplanıp tahakkuka bağlandığını, ancak bilahare Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile memuriyetten çıkarılması gerekçe gösterilerek, kendisine bu ödemenin yapıldığını öne sürmekte; davalı idarece de Harcırah Kanunu uyarınca cezaen kurumlarınca vazifelerine son verilen hizmetlilere harcırah ödenemeyeceği, bu nedenle tesis edilen işlemin hukuka uyarlı olduğunu iddia etmektedir.
6245 sayılı Harcırah Kanununun Yol Masrafı, Yevmiye, Aile Masrafı Ve Yer Değiştirme Masrafının Birlikte Verilmesini İcap ettiren Haller başlıklı 10 ncu maddesinin (2) nci fıkrasında Emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunan yahut haklarında toptan ödeme hükümleri uygulanan memur ve hizmetlilere, Türkiye dahilinde ikamet edecekleri yere kadar ve yalnız bir defaya mahsus olmak üzere yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı verileceği hüküm altına alınmaktadır. Aynı Kanunun Harcırah Alabilmek İçin Müracaat Müddeti başlıklı 56 ncı maddesinin (a) fıkrasında da Resen veya isteği üzerine emekliye ayrılan memur ve hizmetlilerle açıkta kalan ve vekalet emrine alınan memurlara ve cezaen olmamak üzere kurumlarınca vazifelerine son verilen hizmetlilere vazifelerinden ayrıldıkları tarihten itibaren 6 ay zarfında müracaat etmeleri koşuluyla müstahak oldukları harcırahın verileceği ifade edilmektedir. Aynı Kanunun yukarıda temas edilen 10 ncu maddesinin (4) ncü fıkrasında ise Cezaen olmamak üzere kurumlarınca vazifelerine son verilen hizmetlilerle terhis olunan yedek subay ve yedek askeri memurlara Türkiye dahilinde ikamet edecekleri yere kadar ... harcırah verileceği belirtilmektedir.
Davalı idare, dava konusunda 6245 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinin (4) ncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, davacının cezaen vazifesine son verilmesi nedeniyle kendisine harcırah ödenmesine imkan olmadığını öne sürmektedir. Oysa, aynı Kanunun Tarifler başlıklı 3 ncü maddesinin (d) fıkrasına göre, bu kanunun muhtelif maddelerinde geçen Hizmetli kavramı, Personel Kanununa göre yardımcı hizmetler sınıfına dahil personeli, kurumlarda yalnız ödenek mukabili çalışanlarla, kurumlarda çalıştırılan tarım ve orman işçilerini ve iş kanunlarına göre işçi sayılan kimseleri ifade etmektedir. Davacı ise yardımcı hizmetler sınıfında olmayıp, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan bir devlet memuru statüsünde olduğundan; 6245 sayılı Kanunun 10/4 ve 56/a maddelerinin hizmetlilerin cezaen kurumlarınca vazifelerine son verilmeleri halinde kendilerine ikamet mahallerine kadar harcırah ödenemeyeceğine ilişkin hükümlerinin davacıya tatbik kabiliyeti yoktur. Kanunun 10 ncu maddesinin (2) nci fıkrasında belirtilen ... emekliye sevk olunan yahut haklarında toptan ödeme hükümleri uygulanan memur ... lar kapsamına sicil yoluyla, bir ceza mahkûmiyetine bağlı olarak ya da dava konusunda olduğu gibi bir disiplin cezası olarak memuriyetten çıkarılanların dahil olduğu ise kuşkusuzdur. Kanun koyucu bu maddenin yanı sıra, 56/a maddesindeki resen emekliye ayrılan memur ... lar deyimi ile de bu konudaki iradesini daha açık bir şekilde ortaya koymuştur. Hizmetli kavramı kapsamına giren yardımcı hizmetler sınıfında istihdam edilen bir memurun Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile (cezaen) memuriyetten çıkarılması halinde ise, bu konumdakilere harcırah verilmeyeceği kanunda açıkça belirtildiğinden (Md. 10/4, 56/a daki ayrık hal) aksine bir yorum yapılamayacağı tabiidir.
Şu halde, belirtilen açık yasal hükümler karşısında, davacının 6245 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinde öngörülen harcıraha müstahak olduğu kuşkusuz olup, aksi yönde tesis edilen işlem hukuka aykırılıkla sakatlanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla Devlet Memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle, bu konudaki DAVANIN REDDİNE,
2. Davacıya ikamet mahalline kadar 6245 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinde öngörülen harcırahın verilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlem sebep unsuru yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığından İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy