(1602 S. K. m. 21) (205 S. K. m. 2, 4, 5, 32)
Davacı, J.Öğr.Yzb. .............nun 18.07.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; üyesi olduğu S.S.Özüm Konut Yapı Kooperatifi aracılığıyla OYAK ile yapılan sözleşme sonucu adına konut kredisi açıldığını, 15.01.1997 tarihinde kredi borcunu 876.500.000.-TL. olarak defaten geri ödediğini, OYAK Genel Kurulunun 30.05.1997 tarihinde yaptığı Genel Kurul toplantısında konut kredisi ödeme sistemini 01.01.1997 tarihinden itibaren değiştirdiğini, ayrıca daha önce konut kredisinden yararlananlardan kuruma olan borçlarını 01.07.1997 tarihinden itibaren defaten ödeyenlere % 25e varan indirim yapılmasına karar verildiğini, ancak indirimden istifade etmek için krediyi en az 12 ay kullanmak gerekir gibi anlamsız bir şart getirildiğini ve kendisinin konut kredisini defatle 01.01.1997 tarihinde ödemekle adeta cezalandırıldığını belirterek OYAKın 01.07.1997 tarihinden itibaren krediyi 12 ay kullananlardan borcunu vadesinden önce defaten kapatanlara indirim uygulanacaktır, şeklinde olan kararındaki 01.07.1997 tarihi ile krediyi 12 ay kullanmak gerekir ibarelerinin iptalini ve buna bağlı olarak OYAKa geri ödediği kredi borcu olan 876.500.000.TLnin % 25i olan 219.125.000.TL. ile; bu paranın 15 Ocak 1997 tarihinden karar tarihine kadar işleyecek aylık % 4 faizin tarafına ödenmesi ile bir kez daha OYAK kredisi kullanması yönündeki isteğini reddeden davalı idare işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında OYAK Genel Kurulu 30.05.1997 tarihli 37. Olağan Toplantısında eski mesken kredisi sistemini yürürlükten kaldırarak, yeni bir mesken kredisi sistemini kabul etmiş ve yeni sistemde 01.07.1997 tarihinden geçerli olmak üzere vadeden önce borcun defaten kapatılması halinde borç bakiyesinde indirim uygulanmasına karar vermiştir. Keza eski kredi sistemini 01.01.1997 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırarak, bu tarihten geçerli olarak fazla yapılan ödemelerin de iadesine karar vermiştir.
OYAK Genel Kurulu tüm üyelerin temsilcilerinden oluşan Kurumumuzun üst karar organıdır. Bu organın kararları hem sayın davacı için hem de Kurumumuz için bağlayıcıdır. Genel Kurul kendi takdir yetkisini kullanarak belirli konularda belli başlangıç tarihleri saptamıştır. İdari yargı yetkisi 1602 Sayılı Yasanın 21/2 nci maddesi gereği idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
Bu sebeple kanaatimizce sayın davacının dava dilekçesindeki, Genel Kurulun takdir yetkisini kullanarak tespit ettiği yeni kredi sisteminden kredi kullanacak üyeler için 01.07.1997 tarihinden itibaren defaten borç kapatmalarda indirim imkanı getiren kararının başlangıç tarihinin iptali ve sayın davacıya da bu sebeple iade yapılması talebi Yüce Mahkemenin yargı denetiminin kapsamı dışında bulunmaktadır. Sayın davacının taleplerinin öncelikle bu sebeple reddi gereklidir., şeklinde iddiada bulunmuş ise de; denetime konu işlemin tesisinde idarenin takdir hakkının olduğu kuşkusuz olmakla birlikte, takdir hakkının kullanımında gösterilecek objektiflikten uzaklaşma ve taktir zafiyeti konusunun yargı denetimine tabi olduğu konusu gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda, artık hiç bir şüphe ve tereddüde mahal bırakmayacak kadar açık olduğundan ve konunun yerindelik denetimiyle de hiçbir ilgisi bulunmadığından davacının usule ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kurum ile konut sözleşmesi yapması nedeniyle kendisine açılan konut kredisine ait taksitleri 15.01.1997 tarihinde fazla faiz ödememek amacıyla peşin olarak defaten ödeyen davacının, bilahare ödeme tarihinden sonra toplanan 37nci Genel Kurulda Kredi borcunu bir defada ve peşin ödeyenlerin borçlarında çeşitli oranlarda indirim yapılması yolunda alınan kararın kendisine de uygulanması ve bu nedenle her iki duruma göre oluşan farkın faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.
205 Sayılı OYAK Kanunun Organlar ile ilgili tanımlar getiren 2, 4 ve 5 nci maddesinin (c) ve (e) fıkralarından anlaşılacağı üzere Genel Kurulun, kurumun karar ve onay makamı olduğu, Yönetim Kurulunun ise Genel Kurul kararlarını yerine getirmek ve kanunda belirtilen diğer görevleri yapmakla yetkili icra organı olduğu anlaşılmaktadır.
205 Sayılı OYAK Kuruluş Yasasının 5 ve 32 maddesine göre konut kredilerine ilişkin koşullar OYAK Genel Kurulu tarafından belirlenmektedir. Genel Kurulun 30.05.1997 tarihli 37 nci olağan toplantısında eski konut kredisi sisteminin, 01.01.1997 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılarak yeni bir konut kredi sistemi getirilmesine karar verilmiştir. Kurulun konuya ilişkin kararının 2/A maddesinde 33 ncü Genel Kurul kararı kapsamında daha önce kredi kullanan üyelerin 31.12.1996 devir bakiyelerine, 01.01.1997 ile 31.05.1997 tarihleri arasında kredi kullanan üyelere de kredinin ödendiği tarihten başlamak üzere % 4 (Aylık ) oranında faiz uygulanmasını, bu üyelerin kalan vadeleri içinde kalmak koşuluyla sabit ve değişken taksitlere göre hazırlanan ödeme planlarının 01.07.1997 ayından itibaren uygulanmak üzere üyelere duyurulmasına, 5 nci maddesinde ise 01.07.1997 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konut kredisi borcunu defaten kapatacak üyelere daha önceden tercih ettikleri ödeme planı ve borcun vadesine göre bakiye borcu kapatma tarihindeki borç bakiyesinin % 25 ile %5i arasında indirim uygulanmasına karar verilmiştir. Belirttiğimiz üzere Genel Kurul, kurumun, üyelerle ilgili konut ve konut kredisi sözleşmeleri de dahil olmak üzere karar almaya ve kurallar koymaya yetkili tek organıdır. Bu yetkisi dahilinde 30 Mayıs 1997 tarihinde yapmış olduğu toplantıda kredi borcunun ödenmesi ile ilgili esaslar değiştirilmiş yeni faiz sistemi getirilmiş ve borcun defaten ödenmesi durumunda ödeme zamanına ve miktarına göre % 5 ile % 25 oranında indirim yapabilme konusunda hüküm getirmiştir.
Genel Kurul kararları da dahil olmak üzere genel düzenleyici kurallar konulmasında ve pozitif normlar ihdasında, getirilen yeni kuralların asıl olarak geleceği ilgilendirdiği ve etkilediği bir hukuksal gerçekliktir. Getirilen kuralların geçmişi ilgilendirebilmesi ise bir istisna olduğundan bunun özellikle belirtilmesi gerekir. Davacının bahsi geçen genel kurul kararından önce eski hükümlerin yürürlükte olduğu sırada borcunu ödediği ve bu nedenle kendisine, saptanan faiz farkının ödendiği görülmekle, bu tarihten itibaren artık kurum ile arasındaki kredi borcu ilişkisi kalmamıştır. Bu nedenle yeni Genel Kurul kararının yürürlüğe girmesi ile bu kuralların kendisine uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Yeni getirilen kuralların kendisi hakkında da uygulanarak borcundan indirim yapılması gereken miktarın geri ödenmesini içeren talebini reddeden işlem; belirtilen nedenlerle herhangi bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. İşlem, davalı kurumca o tarihte yürürlükteki kurallara uyularak tesis edilmiş olup, hukuka uygun bir işlemdir.
Davacının bir kez daha konut kredisinden yararlandırılması yönündeki talebinin incelenmesinde; OYAK Konut Kredi Yönetmeliğinin 5 nci maddesi Üyenin konut edinmesine yardımcı olmak amacıyla bitmiş veya inşa halindeki konutlar için konut kredisi bir defa açılır. Kredinin iade edilmesi hali de dahil olmak üzere üyelerin herhangi bir şekilde krediden ikinci kez yararlandırılması mümkün değildir. hükmünü içermektedir. 205 Sayılı OYAK Kanununun amacı, üyeleri konut sahibi yapmaktır. Davacının 24.10.1996 tarihinde konutunun tamamlandığı anlaşılmakta olup, davacı konut sahibi olmuş durumdadır. Bu durumda konut kredisini kullanan ve ekonomik tercihi nedeniyle vaktinden önce kredi borcunu ödeyen davacının bu yöndeki istemini kabul etmeyen davalı idarenin işlemi yukarıda belirtilen yasal ve yönetsel düzenlemelere uygun olup, hukuka aykırı hiçbir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının, usule ilişkin olarak davaya konu işlemin yargı denetimi dışında olması nedeniyle, öncelikle davanın bu yönden reddine karar verilmesi isteminin REDDİNE; OYBİRLİĞİ ile,
2. 37 nci OYAK Genel Kurulunda konut kredisi konusunda alınan karar uyarınca, 01 Temmuz 1997 tarihinden itibaren konut kredisini 12 ay kullananlardan borcunu vadesinden önce defaten kapatanlara indirim uygulanacaktır şeklindeki kararındaki defaten borç ödemelerde başlangıç tarihi olarak esas alınan 01 Temmuz 1997 tarihi ile Krediyi 12 ay kullanmak gerekir ibarelerinin iptali isteminin REDDİNE, Üye Dz.Hak.Yb.Dr. Serdar ÖZGÜLDÜRün karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile,
3. Davacının defaten borç ödenmesine % 25 indirim yapılması isteminin REDDİNE, Üye Dz.Hak.Yb.Dr. Serdar ÖZGÜLDÜRün karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile,
4. Davacının OYAKa ödemiş olduğu 876.500.000.-TLnin % 25i olan 219.125.000.-TL meblağa 15 Ocak 1997 tarihinden karar tarihine kadar işleyecek aylık % 4 faiz yürütülmesine dair isteminin REDDİNE, Üye Dz.Hak.Yb.Dr. Serdar ÖZGÜLDÜRün karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile,
5. Davacının 2 nci defa konut kredisi kullanma isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİ ile
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Ordu Yardımlaşma Kurumunun üyelerine kullandırdığı mesken kredilerinin geri ödenmesinde aylık taksitlerdeki artış miktarının tespitine ve bu kredi borcuna uygulanacak faiz oranlarının artırılma esaslarına ilişkin olarak OYAK 33 ncü Genel Kurulunda alınan kararların uygulanması sürecinin üyelerin ödeme gücünü kesin anlamda aşma noktasına ulaşmasının yarattığı zorunluluk, bu kararın gözden geçirilmesine yol açmış ve 37 nci Genel Kurulda geri ödeme ve faizlendirme sistemi üyeler için ödenebilir sınırlara çekilerek yeni esaslara bağlanmıştır. Bu bağlamda kredi borcunun kalanının defaten ödenmesi durumunda % 25 oranında borçtan indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak bu indirimden kredi borcunu, Temmuz 1997 tarihinden itibaren sonra defaten ödeyenlerin yararlanacağı belirtilmiştir.
Bilindiği üzere yeni bir geri ödeme ve faizlendirme sistemine geçişin asıl nedeni 33 ncü Genel Kurul kararı esaslarına göre zaman içinde üyelerin ödeme gücü sınırlarının kesin olarak aşılacağının saptanmasıdır. Davacı da bu Genel Kurul kararları kapsamında kalacak şekilde konut kredisi kullanmış borcunu karşılamasına olanak kalmayacak şekilde katlanması gerçeği karşısında borcunu (16.01.1997) tarihinde defaten ödemiş bulunmaktadır. OYAK Konut Kredi borçlusu olarak haklarında 33 ncü genel kurul kararlarının uygulanması yönünden eşit durumda olan bir kısım üyelere % 25 peşin ödeme indiriminden yararlandırılması yanında bir kısmının önceden ödeme gerekçesiyle aynı indirimden yararlandırılmamaları gibi eşitlik ilkesine aykırı bir uygulama söz konusu olmuştur. Oysaki bu farklı uygulamanın kamu yararının zorunlu kıldığı haklı bir nedeni bulunmamaktadır.
Öte yandan bu sistemin kredi borçlusunun faiz yönünden kurtulmasını sağlamak suretiyle peşin ödemeyi özendiren kişi yararı dışında kurumun aktifine akışı sağlayan bir yanı da bulunmaktadır. Kurum 33 ncü Genel Kurul kararlarına göre kredi borçlarını tahsil ettiği üyelerin peşin ödemeleri ile hangi tarihte olursa olsun peşin sermaye edinimi ve rezervini artırdığı dikkate alındığında davacının % 25 indirimden yararlandırılamaması hakkaniyet ilkesine de aykırıdır. Nitekim 37 nci Genel Kurul faiz oranını 01.01.1997 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere düşürürken gözettiği husus hakkaniyet ve eşitliğin sağlanmasıdır.
Yukarıda belirttiğim nedenlerle davacı hakkında % 25 oranlı peşin ödeme indirimi uygulanmaması işleminin hukuka aykırı düştüğü görüşüyle sayın çoğunluğun aksi yönde aldığı red kararına katılamıyorum.
Ne var ki, 37. Olağan Genel Kurulda alınan karar gereği, faiz isteminin 01.01.1997 tarihinden geçerli olarak değiştirilmesi de soruna tam bir çözüm getirememiştir. Çünkü, eski faiz sistemine dahil olan, ancak ağır ödeme koşulları nedeniyle bir an önce bu yükten kurtulma amacıyla, tüm imkanlarını seferber edip, hatta borçlanıp kalan borçlarını 01.01.1997 den önce defaten ödeyenler yönünden mağduriyet hiçbir şekilde giderilmemiştir. Kanımca, alınan Genel Kurul kararı isabetli, ancak eksiktir. 37. Genel Kurul kararının başlangıcının, fahiş faiz uygulanmasını başlatan 33. Genel Kurul kararının yürürlük tarihinden itibaren geçerli olması halinde ise artık bir mağduriyetten söz edilemeyecektir. Oysa davalı kurum, bir yandan 37. Genel Kurulda aldığı kararı geçmişe teşmil etmiş (01.01.1997 tarihine), bir yandan da belirlediği bu tarihten önce eski faiz sistemine göre uygulama gören, kurum lehine tüm imkanlarını zorlayarak 01.01.1997den önce kalan konut kredisi borcunun tamamını defaten kapatan üyelere ilişkin hiçbir hüküm öngörmemiştir. Bu biçim bir yaklaşım ise adalet, hakkaniyet, eşitlik ve nesafet ilkelerine kesinlikle aykırı düşmektedir.
Dolayısıyla, konut kredisi borcunun tamamını 16.01.1997 tarihinde kapatan davacıya, 37. Genel Kurul kararından sonra gerekli mahsup işlemi yapılarak, peşin ödeme nedeniyle müstahak olduğu miktarın hesaplanması ve bu tarihten (16.01.1997) ödeme tarihine kadar davalı kurum uhdesinde ve aktifinde kaldığı açık olan söz konusu miktara istem gibi aylık % 4 faiz işletilmesi gerekirken, aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırı düştüğü kanısındayım.
2. Davalı kurumun karar organı olan Genel Kurul, geçmişten (33. Genel Kuruldan) kaynaklanan ve üyelerin büyük yakınmalarına ve mağduriyetlerine neden olan konut kredisine ilişkin kurallarda üyeler lehine iyileştirmeler yaparken, uygulamayı çok geriye götürmeme konusunda dikkatli ve çekingen bir tavır izlemiş ve kredi kullanmamış üyeler aleyhine bir durum yaratmamaya özen göstermiştir. Ne var ki, peşin ödeme indiriminin başlangıcının 01.07.1997 tarihi olarak belirlenmesiyle ancak bir orta yol bulunmuş, ancak bu konudaki iyiniyetli yaklaşımlar (bu tarihten önce tüm imkanlarını seferber ederek peşin ödemede bulunan üyeler) gözden uzak tutulmuştur. Düzenleyici tasarrufların ilerisi için hükümler öngörmesi tabii olmakla beraber, dava konusunda olduğu gibi, kimi kez aynı tasarruflarla geçmişteki durumların da dikkate alınmasının gerekliliği adalet ve eşitlik ilkelerinin doğal bir sonucu olmalıdır. Konut kredisinde kredi kullanan tüm üyeler aleyhine sonuçlar doğuran ve haksızlığı 37. Genel Kurul kararıyla da tescil edilen 33. Genel Kurul kararının uygulama tarihi baz alınarak, yeni uygulamaya geçilmesi halinde ise, artık aynı konumdaki tüm üyeler bakımından bir mağduriyetten söz edilemeyecektir. Oysa 37. Genel Kurul kararında bu maddi gerçek göz ardı edilmiş ve peşin ödemede uygulama tarihi ilerisi için öngörülmüş (01.07.1997); üstelik bunun için de kredinin 12 ay kullanılması koşulu getirilmiştir. Bu durumda, kredi koşullarına ilişkin takdir yetkisinin objektif, eşitliğe uygun ve kamu yararına olduğundan söz edilemez.
Şu halde, davacının istemi doğrultusunda 37. OYAK Genel Kurulunda konut kredisi konusunda alınan karardaki defaten borç ödemelerinde indirim olanağının başlangıcının 01.07.1997 tarihi olarak tespitine ve bunun da kredinin en az 12 ay kullanılması koşuluna bağlanmasına dair ibarelerin hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptali gerekirken, kararı hukuka uygun bulan sayın çoğunluğun görüşüne katılması mümkün bulunmamaktadır.
3. Açıkladığım nedenlerle, sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamadığından karşı oy kullandım. 05.05.1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy