(926 S. K. m. 85)
Davacı vekili 3 Ekim 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Jn.Gn.K.lığında Astsubay olarak görev yapan müvekkilinin Firara sebebiyet vermek suçundan 19.01.1989 - 27 .01.1989 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve yargılama süresincede terfi ilerlemesi işleminin yapılmadığı, müvekkilinin Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 1995/366 Esas ve 1996 / 242 karar sayılı kararı ile davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, 926 Sayılı Kanunun 33 nci maddesinde Kıdem alanlar.... haklarında beraat, kamu davasının düşmesi veya ortadan kaldırılması hükmü ... demek suretiyle emsalleri gibi terfi edeceklerinin öngörüldüğünü, ancak maaş farklarının ödenmeyeceğinin hüküm altına alındığını, müvekkili aleyhine açılan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesine rağmen emsalleri ile eşdeğer olmadığını, zira müvekkilinin üstçavuş rütbesine yükselmesi ve derecesinin 6 kademesinin ise iki olması gerektiğini böylece hukuka aykırı olan kıdemli üstçavuş rütbesine yükseltilmeme işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekilinin, 03.10.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacı J.Astsb. ..............in firara sebebiyet vermek suçundan 19.01.1989 - 27.01.1989 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yargılanmasının 1995 yılına kadar devam ettiğini ve Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 1995/366 - 242 E.K. sayılı kararı ile davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, ancak davacının bu süre içerisinde terfi edemediğini ve 926 Sayılı Kanunun 33 ncü maddesi uyarınca emsalleri gibi terfi ettirilmesi gerekirken ve neticeten üstçavuş rütbesinde ve 6 ncı derecenin 2 nci kademesinde olması gerekirken, bunun aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla ve işlemin iptali amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, astsubayların terfi koşulları 926 Sayılı TSK. Personel Kanunun 85 nci maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre;
a) Rütbeye mahsus bekleme süresini tamamlamış olmak,
b) Rütbeye mahsus normal bekleme süresinin üçte ikisi oranında, kıdem alanlardan astsubay çavuş, astsubay kıdemli çavuş, astsubay üstçavuş ve astsubay kıdemli üstçavuş rütbelerinde en az bir yıllık, diğer rütbelerde fiili bekleme süresinin üçte ikisi oranında .... yıllık sicili bulunmak,
c) Üst rütbe kadrosunda açık bulunmak, şartlarını taşıyan astsubaylardan,
2 nci fıkra (a) bendinin 2 nolu alt bendine göre; Baraj uygulanmayan rütbelerde sicil notu ortalaması, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olanlar kadro açığı kadar bir üst rütbeye terfi ettirilir.
Dava dosyasında bulunan bilgiler ile celbolunan davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; davacının 1987 yılında J.Astsb. Çvş. rütbesiyle TSK. de göreve başladığı ve 19.01.1989 - 27.01.1989 tarihleri arasında firara sebebiyet vermek suçundan tutuklu kaldığı ve yargılamasının 1996 yılına kadar devam ettiği ve Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.1996 gün ve 1995/366 - 242 E.K. sayılı kararı ile zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilerek, kararın 18.06.1996 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacının 21.08.1996 tarihli Bakan onayı ile 18.06.1996 tarihinden geçerli olarak J.Astb.Kd.Çvş.luğa yükseltildiği ve nasıp tarihinin de 30.08.1990 tarihine götürüldüğü anlaşılmaktadır.
İzah edilen bu durum karşısında, davacının bir anda çavuş rütbesinden üstçavuş rütbesine yükseltilmesine hukuken imkan yoktur. Zira üstçavuş rütbesine yükseltilebilmesi için Kd.Çvş. rütbesinde çalışmış olmak ve bu rütbede bekleme süresinin üçte ikisi oranında sicil almış olması gerekmektedir. Davacının ise hakkındaki yargılama sonuçlanmadığı sürece terfi ettirilmesi mümkün olmadığından yargılanmanın sonuçlandığı tarihe kadar terfi yapılmamış ve böylece davanın ortadan kaldırılması kararının kesinleştiği 18.06.1996 tarihine kadar hukuken çavuş rütbesinde görev yapmıştır. Bu nedenle davacının 18.06.1996 tarihine kadar almış olduğu siciller çavuş rütbesine ait sicil niteliğindedir. Davacının dava sonucu Kd.Çvş. rütbesine, ve nasıp tarihinin de emsallerinin Kd. Çavuşluğa nasıp tarihi olan 30.08.1990 tarihine götürülmüş olması, davacının bu tarihten itibaren hukuken Kd. Çvş. rütbesinde görev yaptığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle ceza davasının ortadan kaldırılma kararının kesinleştiği 18.06.1996 tarihinden geçerli olarak Kd.Çvş. rütbesine yükseltilen davacının bu rütbede bekleme süresinin üçte ikisi oranındaki sicilleri tamamlanacak kadar çalışmadan bir anda emsallerinin rütbesine yetişmesine hukuken olanak yoktur. Bu nedenle davacının davanın ortadan kaldırılmasından sonra Üçvş. rütbesine değil de Kd.Çvş. rütbesine yükseltilmesi işlemi hukuka uygun bulunmaktadır.
Böylece yapılan açıklamalardan davacının rütbesinde 30.08.1998 tarihinde 2/3 sicil koşulunu taşıması ve diğer aranan niteliklerinde bir araya gelmesi halinde, üstçavuş rütbesine yükseltileceği, halen kıdemli çavuş rütbesinde bulunan davacının derece ve kademesi itibariyle de hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 21.08.1996 tarihli Bakan onayı ile 18.06.1996 tarihinden geçerli olarak J.Onb.Kd.Çvş.luğa yükseltilen ve nasıp tarihi 30.08.1990 tarihine götürülen davacının, son rütbede 2/3 sicil koşulunu taşımadığından diğer koşulları da taşıması halinde 30.08.1998 tarihinden geçerli olarak üstçavuşluk rütbesine yükseltilmesi gerekeceğinden, 30.08.1997 yılında anılan rütbede bir sicili bulunan davacının terfi ettirilmeyerek kademe ilerlemesi işlemi yaptırılması hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan, üstçavuşluk rütbesine terfi ettirilmeme ve davacının talebi gibi kademe ilerlemesi yaptırılmama işlemleri hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan DAVANIN REDDİNE
KARŞIOY GEREKÇESİ
Firara sebebiyet vermek suçundan hakkında yapılan yargılama sonucunda davacı hakkında verilen kararın 18.06.1996 tarihinde kesinleşmesi üzerine aynı tarihten geçerli olmak üzere J.Astsb. Kıdemli Çavuşluğa yükseltilen ve nasbı 30.08.1990 tarihine götürülen davacının 1990 ile 1996 yılları arasında almış olduğu sicillerin bir alt rütbede alınmış siciller olarak kabul edilerek, bir üst rütbeye yükselmesi için gerekli olana sicil koşullarını taşıdığı göz önüne alınıp işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken aksine davanın reddine karar veren çoğunluğun görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy