(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, 9.9.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 30.08.1992 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle Kur. Kd. Alb. rütbesiyle emekliye ayrıldığını, bu tarihten itibaren de emekli aylığı bağlanıp kadrosuzluk tazminatının ödenmeye başlandığını, 02.02.1993 tarihinden itibaren Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde müşavir olarak çalışmaya başlaması nedeniyle emekli aylığının ve kadrosuzluk tazminatının kesildiğini, AYİM. 2.D.nin 28.05.1997 tarih ve E.1996/496, K.1997/504 sayılı kararı ile, kendisiyle emsal bir emekli subaya kadrosuzluk tazminatının ödenmesi gerektiğini öğrendiğini, davalı Kuruma bu konuda yaptığı 04.07.1997 tarihli yazılı başvuruya 60 günlük süre içinde herhangi bir cevap alamadığını, emekli statüsündeyken atandığı göreve başlamakla emekli aylığının kesileceğini öngören kuralların, yasada yer almadığı halde, olduğu gibi kadrosuzluk tazminatına yansıtılıp uygulanmasının hukuka uyarlı sayılamayacağını, kadrosuzluk tazminatının yalnız emekli aylıklarıyla birlikte ödeneceği yolunda kanunda açık bir hüküm bulunmadığı halde varmış gibi kabul edilerek işlem tesis edilmiş olmasının hukuka uyarlı düşmediğini belirterek iptalini ve 01.06.1997 tarihinden itibaren ödenmeyen kadrosuzluk tazminatları tutarının yasal faizi ile birlikte hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.07.1972 tarih ve 1602 Sayılı Kanunun 25.12.1981 tarih ve 2568 Sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tespiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 Sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerinin bu alanda uzman bir Kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri göz önünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile urum değişmemekte, menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, yargı görevinin genel görevli idari yargıya ait olacağı kuşkusuzdur.
Mahkememizce, yukarıda belirtilen kriterler dikkate alınarak dava konusu kadrosuzluk tazminatı na ilişkin ihtilaf görev alanımız içerisinde kabul edilerek, açılan davalar sonuçlandırılmaktaydı. Ne var ki, benzer bir ihtilafla ilgili mahkememizde açılan bir davada çıkarılan olumlu görev uyuşmazlığı üzerine konuyu inceleyen Uyuşmazlık Mahkemesinin 17.11.1997 tarih ve E. 1997/54, K. 1997/52 sayılı kararı ile (RG. 14.12.1997, S. 23200) kadrosuzluk tazminatına ilişkin ihtilafta genel idari yargının görevli olduğu hükme bağlandığından; bu konudaki davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu kadrosuzluk tazminatına ilişkin sorunun AYİMnin görevi dışında olup, genel idari yargının görev alanı içinde olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy