(1602 S. K. m. 20, 21) (2709 S. K. m. 8, 125, 152)
Yarbay rütbesinde iken emekli olan davacı 23 Eylül 1997 günü kayda geçen dava dilekçesinde ve ikinci dilekçesinde özetle; yarbay ve kıdemli binbaşılara aynı ek göstergenin uygulanmasını öngören 926 Sayılı Kanununa ekli ve son olarak 527 Sayılı KHK. nun 14 ncü maddesi ile değiştirilmiş olan 1 Sayılı Ek gösterge cetvelinin diğer subaylar bölümünün 1 ve 2 nolu sırasının Anayasa Mahkemesine götürülerek iptalinin sağlanmasını ve bu nedenle noksan aldığı aylıkları tutarının hükmen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır. hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere iptal davasının konusu, ilgilisinin hak ve ya menfaatini ihlal eden idari bir tasarrufun (işlemin) hukuk alemindeki geçerliğine son vermek ve böylece kişiler lehine yargısal koruma sağlarken idarenin de hukuka bağlılığını temin etmek daha açık bir deyişle idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimini yapmaktadır. Bu yargısal işlev süreci Anayasanın 8 nci maddesi uyarınca Anayasal ve yasal yetki ve görevini yerine getiren yürütmenin (idarenin) uygulanan bir işlemiyle ilgili hukuka aykırılık iddiasının varlığı halinde söz konusu olur.
Davacının istemi ise idarenin ek gösterge rakamına ilişkin uygulanmasına (tesis ettiği işleme) yönelik olmak üzere ileri sürdüğü hukuka aykırılık iddiası bulunmamaktadır. Bu duruma göre ortada başsavcılık düşüncesinde de belirtildiği üzere idari yargı yerinde çözümlenecek bir uyuşmazlık ve iptal davası vardır denemez.
926 sayılı Kanuna ek 1 sayılı ek gösterge cetvelinde bir kısım personel için rütbe karşılığı, diğer bir kısım için derece karşılığı ek gösterge rakamı öngörülmüş olması yasa koyucunun personel ücret politikası bağlamında bir tercihi olup, bu bağlamda aylık göstergelerindeki eşitliğin dikkate alınarak yarbay ve kıdemli binbaşılara aynı 3600 ek gösterge rakamının esas alınmasının Anayasaya aykırı bir yanı bulunmadığından davacının bu husustaki iddiası ciddi bulunmamıştır. Nitekim davalı Milli Savunma Bakanlığı savunmasında vurgulandığı gibi albay ve orgeneral için öngörülen aylık gösterge tablosundaki rakam da aynıdır.
Esasen Anayasanın 152 maddesi uyarınca, bir uyuşmazlığın yargısal çözümünde istemin (davanın) kabulüne olanak vermeyen bir kanun (kanun hükmünde kararname) hükmünün anayasaya aykırılığının engel teşkil etmesi, bu hükmün iptalinin, uyuşmazlığın hukuki çözümü yolunu açması durumunda itiraz yoluyla Anayasa yargısına gidilebilir. İptal davası yönteminden ayırıcı niteliği de budur. Bu nedenledir ki uyuşmazlığın çözümüne yol açmayacak bir anayasaya aykırılık iddiası ile doktrinde somut norm denetimi olarak da adlandırılan ve mahkemelerce itiraz yoluyla Anayasa yargısına gitmeleri yöntemi işletilemez.
Bu duruma göre davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülse ve Anayasa Mahkemesince iptal kararı verdiği varsayılsa bile davacının iddiaları ve istemi doğrultusunda uyuşmazlığın çözümü mümkün olamayacaktır. Şöyle ki, yarbaylarla kıdemli binbaşılara aynı 3600 ek gösterge rakamı uygulamasının iptali bir başına yarbay emeklisi olan davacı için doğrudan ve örneğin albay rütbesinin karşılığı olan ek gösterge üzerinden bir ödeme yapılmasına hukuken olanak vermez. Bir hükmün veya işlemin iptaline karar veren yargı yerinin uygulama kuralı koyması da olanaklı bulunmadığı (Anayasa Md. 125/4, 1602 S.K. Md. 21/2) gerçeği karşısında davacıya uygulanacak bir ek gösterge rakamı da söz konusu olmayacaktır. Bu itibarla davacının iddiası anayasa yargısı yöntem ve esaslarına uygun düşmediği gibi tazminat istemi de geçersizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy