(TSK Konut Yönergesi Geç. m. 6, 7)
Davacı, 14.7.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 27.8.1994 tarihinde korumalı personel statüsüyle kendisine Güvercinlik J. lojmanlarında bir konutun tahsis edildiğini, bu tahsisten sonra 16.9.1994 tarihinde Genelkurmay Başkanı tarafından kendisine üstün cesaret ve feragat madalyanın tevcih edildiğini, o tarihte yürürlükte olan TSK. Konut Yönergesinin Geçici 1/c-2 maddesi gereğince madalyalı personele de puana bakılmaksızın konut tahsisi gerektiği halde, kendisinin aynı zamanda korumalı statüde konutta oturması nedeniyle bu haktan yararlanamadığını, J.Gn.K. lığının 27.6.1997 tarihli işlemi ile konutta koruma kararı kaldırıldığı için 15 gün içinde konutu boşaltmasının istendiğini, kendisinin madalyası nedeniyle idareye başvuru yapma aşamasında iken 17.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren yeni TSK. Konut Yönergesi ile madalya alanlara puan dikkate alınmadan konut tahsisi uygulamasına son verildiğini, ancak evvelce bu statü ile konuta girenlerin 5 yıllık süreleri tamamlamalarına imkan tanındığını, bu düzenlemenin hukuka aykırı bulunduğunu, aynı dönemde (eski Yönergenin yürürlüğü esnasında) madalya ile taltif edilen ve madalya esasına göre konut tahsisine hak kazananlardan bu haktan yararlanarak konut tahsis edilenlere beş yıl doluncaya kadar oturmaya devam etme imkanı tanınması, buna karşın bu hakkı elde eden ancak henüz kullanmayan ya da kullanamayanları için bundan böyle konut tahsis edilmemesinin eşitlik ilkesi ile bağdaşamayacağını, üstün cesaret ve feragat madalyası almaya hak kazanmasına neden olan hizmetlerinden dolayı hayatının tehdit altında olması nedeniyle konut tahsis edilmiş olmasının, daha sonra madalya esasına göre konutta oturma hakkını engelleyemeyeceği, aksi düşüncenin iki farklı nedenden dolayı elde edilen iki haktan birinin diğerini ortadan kaldırdığı gibi bir aykırı ve hukukça tecviz edilemeyecek sonuca yol açabileceğini belirterek; hukuka aykırı olarak nitelediği menfi işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM Nöbetçi Dairesince 30.7.1997 tarihinde reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı subayın korumalı personel statüsüne alınması nedeniyle kendisine 26.8.1994 tarihinde puanı dikkate alınmaksızın J. Güvercinlik lojmanlarından konut tahsis edildiği, konuta girdikten bir süre sonra bölücü terörle mücadeledeki büyük başarısı nedeniyle, 16.9.1994 tarihince Genelkurmay Başkanınca kendisine üstün feraset ve feragat madalyası verildiği, davacı aynı konutuna oturmaktayken koruma kararının kaldırılması nedeniyle 27.6.1997 tarihli işlemle, yeniden yapılan ön puanlamada puanı yeterli olmadığından 15 gün içinde konutunu tahliye etmesinin istendiği, 17.6.1997 tarihinde yeni TSK. Konut Yönergesinin yürürlüğe girmesini müteakip J. Gn. K. lığının 30.6.1997 tarihli işlemiyle yeni yönergedeki vaki değişikliklerin, bu meyanda korumalı ve madalyalı personele ilişkin düzenlemelerin personele duyurulduğu, davacının bu düzenlemeye dayalı konuttan tahliyesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle 14.7.1997 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davada sorun, 1993 tarihli TSK. Konut Yönergesinin yürürlükte olduğu dönem boyunca, hem Yönergenin Geçici 2 nci maddesi gereğince hakkındaki mevcut koruma kararı uyarınca, hem de Yönergenin Geçici 1-a/2 maddesi uyarınca madalya ile taltif edilmesi dolayısıyla konut puanına bakılmaksızın konut tahsisine müstehak olan davacının; 17.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren yeni TSK. Konut Yönergesi ile bu durumda olanlara puansız konut tahsisini öngörmemesi, ancak Geçici 6 ve 7 nci maddeler ile evvelce bu statü ile girenlerin beş yıllık oturma süresini tamamlamaları imkanının tanınması karşısında durumunun ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği üzerinde düğümlenmektedir.
1993 tarihli TSK. Konut Yönergesinin yürürlüğü döneminde davacının hem korumalı statüde, hem de madalyalı statüde olması itibariyle, puansız olarak konut tahsisinin talep etme hakkı olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı korumalı statüde konut tahsisinden çok kısa bir süre sonra madalya aldığından ve aldığı bu madalyaya göre de aynı konuta ikinci bir tahsis istemesinin pratik bir faydası olmadığından, ayrıca koruması herhangi bir tarihte kaldırılsa dahi her zaman madalyasını öne sürüp yeni bir tahsis kararı alabilecek durumda olduğundan; madalyası nedeniyle ikinci bir tahsis kararı aldırmamıştır. Bu tür bir davranışın o tarihte pratik bir değeri ve yararı olmadığı gibi, bu şekilde bir talep halinde dahi ne yapılacağına ilişkin yönergede herhangi bir düzenlemenin yer almadığı aşikardır. Hal böyle olunca da, yarışan iki haktan birini talepte yetinen ve her iki hakkın sonucu da puansız konut tahsisi olduğundan istediği amaca ulaşan davacıya atfı kabil herhangi bir kusur yada davranış eksikliği mevcut bulunmamaktadır.
17.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren yeni yönerge ile gerek koruma gerekse madalya sahibi olmak puansız konut tahsisi için yeterli görülmediği, ancak evvelce bu hakların sahibi olup konutta bu nedenle oturmakta olanlara, beş yıllık oturma sürelerini tamamlama imkanı tanındığına göre; bu imkan tanınan madalya sahipleri gibi aynı hakkı haiz olmakla beraber, salt madalya almadan çok kısa süre önce korumalı statüde konut tahsis edilen, yeni yönergenin yürürlüğünü takiben koruması kaldırıldığı için evvelce saklı olan talep hakkını ancak yeni yönergenin yürürlüğünden sonra kullanmak durumunda ve zorunda olan davacının da, ikamet etmekte olduğu konutta beş yıllık süreyi tamamlamasının idarece sağlanması, eşitlik, hakkaniyet ve idareye güven ilkelerinin tabii bir gereğidir.
Esasen, bu konuda tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesinde yapılan düzenlemelerle (Yönerge değişiklikleriyle) bir takım haklar verilir yada geri alınırken, kişi yararı - kamu yararı dengesinin sağlanması ve evvelce tanınmış yada kazanılmış durumların dikkate alınması, takdir hakkının objektif, kamu yararına ve eşitlik ilkesine aykırı düşmeyecek şekilde kullanılması zorunlu bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen konuttan tahliye işlemi sebep ve özellikle amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE.
KARŞI OY
Hakkında koruma kararı alınmış bulunan davacıya, bu statünün gerek ve sonucu olarak 27.8.1994 tarihinde lojman tahsis edilmiştir. Davacı bu tarihten itibaren konutunda oturmakta iken; 17.6.1997 tarihinde koruma kararı kaldırılınca, 18.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren T.S.K. Konut Yönergesi hükümleri uyarınca, 27.6.1997 tarihinde tesis edilen ve 4.7.1997 tarihinde tebliğ edilen işlem üzerine ikamet ettiği konutunu 15 gün içerisinde boşaltması istenmiştir.
Diğer yandan; davacıya konut tahsis edildiği 27.8.1994 tarihinden kısa bir süre sonra, 16.9.1994 tarihinde Genelkurmay Başkanınca Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası verilmiştir. Davacı, kendisine böyle bir madalya verildiğini konuttan çıkarma işleminden hatta dava açtığı tarihten sonra 7.7.1997 tarihinde idareye bildirmiştir.
Bu maddi olgulardan sonra, dava konusunun saptanmasına geçildiğinde,
1- Davacının, korumalı statüsü dolayısıyla lojmanda oturmaya devam etme veya yeni bir lojman tahsisi gibi bir istemi bulunmamaktadır.
2- Davacı kendisine verilen üstün cesaret ve feragat madalyası dolayısıyla lojman tahsisi veya lojmanda oturma süresinin 5 yıla tamamlanmasının gerektiğini belirterek davanın konusunu bu istemiyle sınırlı tutmuştur.
18.6.1997 tarihinde yürürlüğe giren T.S.K. Konut Yönergesinin Konuya ilişkin olarak getirdiği yeni düzenleme özetle şu şekildedir.
- Korumalı statüsü nedeniyle kendilerine konut tahsis edilmiş bulunanlar, koruma kararının, kaldırılmasından sonra 15 gün içerisinde konuttan çıkarılacaktır. Hiçbir halde konutta oturma sürelerinin 5 yıla tamamlanması gibi bir hak verilmemiştir.
- Madalya almış olmaları nedeniyle konuta girmiş bulunanlar 5 yıllık oturma süreleri doluncaya kadar konutta oturacaklar, ancak bu yönergenin yürürlüğe girişinden önce veya sonrası madalya alınmış olması nedeniyle lojmana girme hakkı kaldırılmıştır.
Bu hükümler doğrultusunda korumalı statüsüne son verilen davacının 15 gün içinde konuttan çıkarılması işleminde hukuka aykırı hiçbir yön yoktur. Nitekim davacı da, mevzuatın bu açıklığı karşısında böyle bir istemde bulunmamıştır.
Yeni Yönerge hükümleri uyarınca, hangi tarihte alınmış olursa olsun madalya nedeniyle konuta girme hakkı kaldırıldığına göre davacı istemine hangi hukuki düzenlemeyi mesnet yapmıştır?
Yukarıda belirtildiği üzere; madalyalı statüden konutta oturmaya devam edenlere 5 yıllık oturma süresini tamamlama hakkı veren düzenleme, isteme hukuki dayanak olarak gösterilmek istenmiştir. Ancak; bu düzenlemede aranan ön koşul ise; madalya alınmış olunması nedeniyle konuta girilmiş ve statü dolayısıyla ikamete devam etmekte olunması hali belirtilmiştir.
Oysa; davacının madalyası nedeniyle konuta girme gibi bir hal ve konumu bulunmamaktadır. Yeni T.S.K. Konut Yönergesi hükümlerince de ister bu yönergenin yürürlüğe giriş tarihinden önce, isterse sonrası alınmış olsun, madalya nedeniyle kamu konutuna girme hakkı ise tamamen kaldırılmış bulunduğundan davacıyı isteminde haklı göstermenin hiçbir imkanı bulunmamaktadır.
Yönergenin; hukuki düzenlemelere uygun olarak çıkarılması ve yeni bir yasal ve yönetsel bir düzenleme ile yürürlükten kaldırılmamış veya mahkeme kararı ile iptal edilmemiş olması halinde hukuk aleminde normatif bir bütün olarak hayatiyetini devam ettiren pozitif bir yönetsel bir düzenleme olduğunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır. Yürürlüğe girişi ve kaldırılışı nedeniyle hukuk alemindeki etkileri diğer üst normlar olan yasa ve yönetmelikler gibidir. Varsayalım ki, aynı düzenleme bir yasa ve yönetmelik hükmü uyarınca yapılmış olsaydı ve geçici maddeleri ile olsun veya düzenlemenin bizzat kendi içeriğinde, önceki düzenleme ile verilmiş bulunan bir hakkı kaldırmış ise; nasıl ki artık mukteseb bir hakkın varlığından bahsedilemeyecek idi ise burada da durum tamamen aynıdır.
Kaldı ki; mukteseb bir hakkın varlığından bahsedebilmek için öncelikle o hakka sahip olma ve o haktan bir müddet yararlanma şartı arandığına göre; madalyalı statüsü nedeniyle eski düzenleme sırasında hiçbir hak talep etmemiş ve bu haktan bir müddet yararlanma gibi hiçbir durumu olmayan davacının mukteseb hakkından katiyette bahsedilmeyecektir.
Diğer yandan aynı koşul ve konumdaki olanlardan bir kısmı için farklı bir düzenlemenin getirilmesi halinde eşitsizlikten bahsedilebilecek olunduğundan; madalyalı statüden konuta girmiş olanlarda herhangi bir ayırım yapılmadığına göre; korumalı statüden konuta girmiş bulunan davacının madalyalı statüden konuta girmiş bulunanlara tanınmış bulunan, konutta belirli bir süre daha oturma hakkını elde etmesi olanak dışı olup, eşitliğe aykırı hiçbir durum mevcut değildir.
Belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne aykırı olarak davanın reddi gerektiği görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy